“Bu nüfus patlaması, bu histerik yığınlar, insanlığın esamesinin okunmadığı bu yüzler, hiçbir şeye benzemeyen bu obez bedenler, başı sonu olmayan bu yığın, kimsenin değilmiş gibi görünen bu çocuklar, güneşin altına yayılmış bu tembellik, bu bitkisel ritim, bütün bunlar sömürge sözlüğünün parçasıdır.”
Demokrasinin çocuğu olan sömürge dünyası, demokratik düzenin antitezi değildir. Her zaman onun ikiz kardeşi veya karanlık yüzü olmuştur. İsmi ve yapısı ne olursa olsun, ikizi, yani sömürgesi olmayan bir demokrasi olmamıştır.
Neredeyse her an imha isteğinin (tasfiyecilik) pençesinde olan sömürge savaşı, tanımı gereği sınır tanımayan ve yasa-dışı bir savaştı. İşgal bir kere tamamlandıktan sonra da burada yaşayan ve boyun eğdirilmiş nüfus, katliam tehlikesinden tamamen kurtulmuş olmuyordu.
Aman çabuk, sömürge olmaktan çıkaralım! Cezayir gibi olmadan Kongo’yu sömürge olmaktan çıkaralım. Tüm Afrika için bir plan yapalım. Afrika Topluluğu yaratalım, bu Topluluğu modernleştirelim, ama Allah aşkına sömürge olmaktan çıkaralım. Öyle hızla sömürgesizleşiyorlar ki, Houphouet-Boigny’ye bağımsızlık dayattılar. Sömürge halkların tanımladığı Dien Bien Phu stratejisine sömürgeci devletlerin egemenliğine saygı temeline dayalı kuşatma stratejisiyle yanıt verir.
Dien Bien Pu’da Vietnam halkının büyük zaferi artık yalnızca Vietnamlıların zaferi değildir. Temmuz 1954’ten itibaren sömürge halklar kendilerine soruyor: “Başka bir Dien Bien Phu zaferi için ne yapmak gerekir.