SİNİR KRİZİ FİNALİNE HEPİNİZ HOŞ GELDİNİZ! | 4/10
3/10
·608 syf.··
2026 105. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 02:18
Medusa'nın Ölü Kumları 4 Maral Atmaca Büşra ​"Şükürler olsun, bitti!" diyerek derin bir nefes almak isterdik ama içimizdeki sinir harbi henüz yatışmadı. Sena ile birlikte ilk kitaptan beri karakterlerin olgunlaşmasını bekledik, araya sıkıştırılan gereksiz uzatmalara katlandık, "ikinci kitap ilkinden beter çıktı" dedik, üçüncü kitapta sırf Itır'ın hatrına biraz umutlandık..Meğer sorun tek bir kitap değil, serinin ta kendisiymiş. Hayatım boyunca yüzlerce karakter okudum ama bu kadar itici, kibirli, narsist ve tahammül sınırlarımı zorlayan bir karakterle çok nadir karşılaştım. Güçlü kadın karakter yazmak istemişsiniz ama ortaya çıkan şey güçlü değil; sürekli kendini öven, herkesi aşağılayan, karşısındakini insan yerine koymayan yürüyen bir ego olmuş. Karakter değil, yazarın dokunulmazlık zırhı resmen. Herkes aptal, bir Elzem akıllı. Herkes güçsüz, bir Elzem güçlü. Herkes hata yapıyor, bir Elzem kusursuz. Yeter ya! Ve en sinir olduğum şey şu: Kitap sürekli bana Elzem'e hayran olmam gerektiğini söylüyor. Hayır. Hayran olmadım. Aksine okudukça karakterden daha fazla nefret ettim. Bir noktadan sonra Elzem'in konuştuğu her sahnede göz devirmeye başladım. Baş ağrısı yaptı resmen. Değişmeyen Kibir, Bitmeyen İşkence: Yazar dört kitap boyunca bize "güçlü kadın" okutuyorum adı altında, hayatımızda görebileceğimiz en egoist, en narsist ve en tahammül edilemez karakter olan Elzem’i dikte etmekten bıkmadı. Dört kitap boyunca karanlık fantastik sat, ölüm sat, travma sat, savaş sat... Son sayfalarda ise sanki romantik komedi finali yazıyormuş gibi herkesi evlendir, çocuk sahibi yap, mutlu sona bağla. Bunca kitaplık kaosa, çekilen onca çileye ve sinir krizlerine böyle vizyonsuz, klişe bir evlilik cümbüşüyle son verilmesi resmen okurun sabrını sınıyor. Bu seri benim için tam anlamıyla
1000Kitap
Medusa'nın Ölü Kumları 4Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 2025846 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:08
Kemal Sayar’ın “Âleme Bir Yar İçin Âh Etmeye Geldik” kitabını bitirdim fakat elimde sadece okunmuş bir kitap değil, kalbime dokunan bir yol arkadaşlığı kaldı. Kitap boyunca en çok beni etkileyen şey, inanç kavramının insan ruhunu kuşatan, yormayan ve umut veren bir dille anlatılmasıydı. Her sayfada insanın kendine, Rabbine ve hayata yeniden bakmasını sağlayan cümlelerle karşılaştım. Bazen durup uzun uzun düşündüm, bazen de içimde tarif edemediğim bir hafiflik hissettim. Sanki zihnimde ve kalbimde taşıdığım bazı yükler sessizce yerini huzura bıraktı. Bu kitap bana, insanın en büyük yolculuğunun kendi kalbine doğru olduğunu bir kez daha hatırlattı. Eğer ruhunu dinlendirecek, inancını yeniden tefekkür ettirecek ve kalbine ince dokunuşlar yapacak bir eser arıyorsanız, bu kitapla mutlaka tanışmalısınız. Son olarak; Kitaptaki şu cümle uzun süre zihnimde yankılanacak: “Allah beni ileri yaşta çok güzel dostlarla muhatap kıldı.” Bu cümleyi okurken, bana bu güzel kitabı emanet eden sevgili Helimee aklıma geldi. Beni böylesine kıymetli bir eserle tanıştırdığın için gönülden teşekkür ediyorum. Bazı insanlar sadece bir kitap vermez; insanın hayatına yeni bir pencere açar. Sen de benim için o insanlardan biri oldun.
Âleme Bir Yâr İçin Âh Etmeye GeldikM. Kemal Sayar · TK Yayınları · 20241,227 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·140 syf.··
2026 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:06
İvan ilyiç hayatını tamamen çevresinde bulunan önemli insanların görüşlerine uygun yaşamış bir adam. Onaylanmak onun için dürtüsel bir hâle bürünmüş olmalı ki evliliğini bile gölgesinde onaylanma ihtiyacını karşıladığı önemli insanların isteği doğrultusunda yaptı. Ben şahsen İvan ilyiç'in kişiliğini çok da beğenmedim kitap boyunca. Çevresinde sözünü dinlediği değer verdiği insanlar onun bir üstüydü. Çok sağlıklı bir aile ve yaşam kurduğunu düşünmüyorum bu yüzden. Tamamen işine odaklı ve gerçekten işini hakkıyla yapan bir bsan ivan ilyiç. Bu nedenle hayatını işine adadığını anlamak zor olmuyor. İvan ilyiç'in hastalığı ansızın onu buluyor ve hastalık ilerledikçe onun hayatı boyunca hiç düşünmediği şeyler beliriyor kafasında. Bir yandan hiç öleceğine inanmıyor çünkü ölümün gerçek olduğunu bilmesinin yanında ona uğrayacağı yaşadığı günlerde düşündüğü bir şey değildi. Gün içinde sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşaması ölüme yaklaştığı anlarda hissettiği derin acıları da beraberinde getirdi bu nedenle. Çevresi ona ölecekmiş gibi bakmıyor bir umudunun olacağını söylüyordu hep. İvan ilyiç buna kızıyordu. Çünkü belliydi öleceği, çevresi neden ona ölmeyecekmiş gibi bakıyordu ki? Halbuki buna sinirlenmesinin yanında kendisi de kabul edemiyordu öleceğini. Yine de karısının çocuklarınjn onun için üzülmesini görmek istiyordu. Öleceği haberi onları ağlatsın istiyordu. Bunu kitabı okurken nasıl yorumlayacağımı bilemedim. Çünkü ölüm döşeğinde kendimi düşlediğimde çevremin bana ölecekmişim gibi davranmasını istemezdim sanırım. Ancak tam emin olamıyorum. Çünkü kitabın işlediği bir feksefe olan ölüm yaşamdan daha gerçekçidir düşüncesi tam ölüm anında beni bulursa bu gerçeği çevremin de kabullenmesini isteyebilirdim. Bu yüzden İvan İlyiç'e de yapmavık geliyordu tüm her şey. Karısı ve
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 202461,2bin okunma
6/10
·232 syf.··
2026 2. kitabı
İlk 150 sayfasını 1 haftada okutan, son 60-70 hastasının zevkle okuttuğu kitap. Aslında muhteşem olabilecek bir kurguyken ıstırapla okuttu ilk 100 sayfayı. Sürekli farklı isimler giriyor, karakter bir anda başka bir yere gidiyor ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Odağınızı cinnamon ve fallona verirseniz su gibi akıp gidecek, mantık arayıp kurguyu çözmeye çalışırsanız reading slumpa sokacak o Nadide eser kendisi.
Sarhoştum ve Bir İblisi KurtardımKimberly Lemming · Nox Yayınları · 202638 okunma
Doğu Ekspresinde Cinayet
Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:50
Doğu Ekspresinde Cinayet” gerçekten okurunu sürekli merakta bırakan, sayfaları çevirdikçe olayları çözmeye çalıştığın sürükleyici bir kitap Kitapta en dikkat çeken şey, olayların tek bir noktada değil, farklı bakış açılarıyla ilerlemesi ve okuyucunun da bir dedektif gibi düşünmeye zorlanması. Gizem duygusu son ana kadar canlı tutuluyor ve bu da kitabı oldukça etkileyici yapıyor. Doğu Ekspresinde Cinayet genel olarak çok başarılı bir kurguya sahip. Özellikle olayların adım adım açığa çıkması ve her karakterin ayrı bir şüphe unsuru taşıması kitabı daha da ilgi çekici hale getiriyor. Agatha Christie’nin anlatım tarzı yine oldukça akıcı ve zekice. Olumsuz olarak ise bazı sayfalarda kullanılan yabancı cümlelerin Türkçe karşılıklarının sayfanın en altında verilmesi biraz dikkat dağıtıcı olabiliyor. Okurken gözün sürekli aşağıya kaydığı için akış zaman zaman bölünüyor ve bu da küçük bir kafa karışıklığı yaratabiliyor. Bunun dışında kitap oldukça akıcı, merak uyandırıcı ve sürükleyici bir yapıya sahip. Polisiye türünü seven biri için kesinlikle keyifli bir okuma deneyimi sunuyor
Doğu Ekspresinde Cinayet (Özel Baskı)Agatha Christie · Altın Kitaplar · 201936,1bin okunma
Tanrı oyununun bekleme salonu
Puan vermedi·688 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 03:33
Büyücü hakkında yazmak gerçekten zor. Sanırım bunun en büyük sebebi, kitabın tek bir yerden tutulup anlatılamaması. Hem felsefi hem psikolojik katmanları çok yoğun; bir yandan olay örgüsünü takip etmeye çalışırken bir yandan sürekli kendi düşüncelerinizin içine düşüyorsunuz. Üstelik kitap, okuruna net cevaplar vermek gibi bir derdi de taşımıyor. Tam aksine, elinize cevaplardan çok sorular bırakıyor. Ben kitabı bitirdiğimde de elimde kesin yargılardan çok sorular vardı ve galiba kitabın gücü tam olarak burada. Kitabın başından sonuna kadar Nicholas Urfe izlendiğini düşünüyor. Bu düşünce Conchis ile somutlaşıyor ama Urfe’in kendisi de söylüyor zaten: bu izleniyor olma hissi Conchis’ten önce de var. Burada bence Tanrı tarafından izlenilme düşüncesi ile özgür irade arasındaki paradoks çok güçlü işleniyor. Eğer biri seni sürekli izliyorsa, seçimlerin gerçekten ne kadar sana ait? Ama kitabın sonunda Urfe sanki şunu anlıyor: Kendinden başka seni gerçekten izleyen, takip eden kimse yok. Belki de bu izleniyor olma düşüncesi başlı başına bir sanrı. Ve belki de özgürlüğümüze en büyük kısıtı bazen biz kendimiz koyuyoruz. Gelelim Conchis’in Tanrı oyununa. John Fowles son sözünde, bu kısımda Tanrı’nın farklı yüzlerini insan yüzlerinde, maskeler aracılığıyla anlatmaya çalıştığını söylüyor. Ve gerçekten kitap boyunca sürekli maskeler var; kimse tek bir yüzle karşımıza çıkmıyor. Ama bu Tanrı oyununun en çarpıcı tarafı şu: kitabın sonunda bile neyin doğru neyin yanlış olduğunu tam olarak çözemiyoruz. Çünkü belki de doğru yok, yanlış yok, iyi yok, kötü yok… Biz yalnızca olan bitene anlam vermeye çalışıyoruz. Ve verdiğimiz anlam sanırım bir şekilde bizim gerçekliğimiz oluyor. Urfe’in ilişkilerinde de bu çok net. Yalanların içindeki Lily’den bir şekilde hep daha emin, ama Allison’a
BüyücüJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20242,736 okunma