Mızraklı Hakikat 2: Kimler, Dini Nasıl Bozuyor?
10/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:43
Ahmet Şimşirgil hocanın kaleme aldığı Mızraklı Hakikat 2, Ehl-i sünnet itikadına aykırı görüşleriyle öne çıkan mezhepsiz anlayışları ve bu anlayışların temsilcilerini ele alan dikkat çekici bir eserdir. Kitap, İslâmiyet'e ve Ehl-i sünnet akidesine muhalif olduğu değerlendirilen fikirleri ortaya koyarak okuyucuya önemli bir bakış açısı kazandırmaktadır. Eserde; Batılı oryantalistlerin etkisi altında kalan, tarihimize ve ecdadımızın yaşadığı İslâm anlayışına yabancılaşan, dinî meseleleri kendi akıllarıyla yeniden yorumlamaya çalışan akımlar ve şahıslar incelenmektedir. İslâm'ın asırlardır muhafaza edilen temel esaslarını değiştirmeyi hedefleyen düşüncelerin hangi kaynaklardan beslendiği ve nasıl yayıldığı çeşitli yönleriyle ele alınmaktadır. Kitapta özellikle son dönemde eserleri ve fikirleri yaygınlaştırılmaya çalışılan Seyyid Kutub, Mevdûdî, İbn Teymiyye ve Yusuf el-Karadâvî gibi mezhepsiz isimlerin bozuk görüşleri değerlendirilirken; günümüzde bu çizginin temsilcileri olarak görülen Hayrettin Karaman, Mehmet Okuyan, Muhammed Emin Yıldırım ve Halis Aydemir gibi isimlerin de akıl almaz ve dini bozan fikirlerine de yer verilerek kapsamlı bir inceleme yapılmaktadır. Mızraklı Hakikat 2, okuyucusuna son iki asırda ortaya çıkan mezhepsiz akımların fikir dünyasını tanıma, bu fikirlerin İslâm düşüncesindeki etkilerini değerlendirme ve Ehl-i sünnet âlimlerinin bu görüşlere yönelttiği eleştirileri görme imkânı sunan önemli bir çalışmadır. Özellikle günümüzde dinî meselelerde yaşanan fikir karmaşasını anlamak, ehli sünnet itikadını bozup insanları dinden çıkaran isimleri daha iyi tanımak isteyenler için dikkatle okunması gereken eserlerden biridir.
Mızraklı Hakikat - 2Ahmet Şimşirgil · Ktb Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2026 90. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:35
Hatice hocamın son kitabı elime ulaştı ve hemen okuyup bitirdim. Bir solukta okunan anı+roman tarzı kitabı yine yeniden merkezine kadın ve kadın olmayı alıyor. Elif üzerinden 'kadın olmak zor' , 'kızlar anasının kaderini yaşar, yaşatır' temalı insanı sorgulamaya iten bir kitap. Günümüz gerçekleri üzerinden Elif'in masalı sizi uzunlar ve oyuklar üzerine düşünmeye itecek. Yer yer masalsı yer yer de şiirsel anlatımlar sayfalar arasında sizi kitaba çekecek. Elif burda bir simgeye dönüşüp bir süre sonra okurken Elif'leri kendi adınızla yer değiştireceksiniz. Çünkü biliyorum hepimiz küçük yada büyük Elif'le benzer travmalara sahibiz. Hocamın eline kalemine sağlık deyip kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
Şizofrenik OyuklarHatice Dökmen · Kibele Yayınları · 20262 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·325 syf.··
2026 173. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:23
İlk sayfalarını okumaya başladığımda, açıkçası kitaba karşı biraz ön yargılıydım. Anlatımındaki sadelik ve başlangıçtaki farklı üslup, bende nasıl bir hikâyeyle karşılaşacağım konusunda bazı soru işaretleri oluşturdu. Hatta ilk bölümlerde kitabın derinliğini tam olarak hissedemediğimi söyleyebilirim. Ancak sayfalar ilerledikçe, karakterin zihinsel ve duygusal yolculuğuna daha çok dâhil olmaya başladım. Basit görünen cümlelerin altında aslında insan psikolojisine, yalnızlığa, sevgiye, kabul edilme arzusuna ve toplumun önyargılarına dair çok güçlü mesajlar olduğunu fark ettim. Kitabın ilerleyen bölümlerinde sadece bir karakterin değişimini değil, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin nasıl şekillendiğini de okumaya başladım. Zekânın, mutluluğun ve insan değerinin birbirinden farklı kavramlar olduğunu sorgulattı. Son sayfalara yaklaştıkça zihnimdeki parçalar yerine oturdu ve kitabın asıl anlatmak istediği duygu daha net bir hâl aldı. Bu roman bana sadece bir bilim kurgu romanı değil; insan olmanın, anlaşılmanın ve sevilmenin ne kadar temel bir ihtiyaç olduğunu hatırlatan, bittikten sonra da üzerinde düşündüren özel bir eser olarak kaldı..
Alıntı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Puan vermedi·410 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 21:50
Khaled Hosseini kalemini ne kadar çok sevdiğimi artık bilmeyen kalmamıştır herhalde! O kadar büyüleyici bir anlatımı var ki, yazdığı her kitabın son sayfasını kapattığımda günlerce, hatta haftalarca etkisinden çıkamıyorum. Bu, yazardan okuduğum üçüncü kitaptı. Kitaplığımda henüz dokunmadığım bir eseri daha kalmış olmasının mutluluğu içindeyim; inşallah onu da bu yıl bitmeden keyifle okuyacağı ​Ama bu kitap, yazarın diğer hikâyelerinden biraz daha farklıydı benim için. Konu tek bir çizgide ilerlemiyor; her bölümü bambaşka bir karakterin gözünden okuyoruz. Düşünsenize, o devasa kurguda bir sürü insanın hayatına, acısına tek tek misafir oluyorsunuz. Hepsi içimde ayrı bir yere dokundu ama Nebi’nin yeri bende gerçekten çok çok başkaydı. Markos’un annesini de ayrıca çok sevdim. ​Hikâye zaten daha ilk sayfalarda içinizi sızlatan o meşhur masalla başlıyor... Bir babanın çaresizlikten evladını deveye vermesi ve sonrasında peşini bırakmayan o dev vicdan azabı... Peri’nin babasının da kızını daha iyi bir geleceği olsun diye zengin bir aileye evlatlık vermesi, ama bunu yaparken onu canından çok sevdiği kardeşinden ayırması kalbimi paramparça etti. ​Abdullah’ın o can yakıcı kardeş hasretini okurken adeta içimde hissettim. Kitap boyunca hep "Bu iki kardeş acaba bir gün yeniden yan yana gelebilecek mi?" merakıyla sayfaları çevirdim. Geldiler gelmesine ama... Ah, nasıl geldiler... O sahneler gerçekten çok sarsıcıydı. ​Kitaptaki üvey dayılar, Nebi ve Süleyman da beni derinden etkileyen karakterler arasındaydı. Nebi, sen gerçekten o kadar güzel, o kadar iyi niyetli bir adamsın ki sana hayran kalmamak elde değil! Tabii bir de Peri var... Ah Peri, kitap boyunca sana o kadar çok kızdığım yer oldu ki! "Keşke ama keşke böyle yapmasaydın" dediğim anlar tek bir yerle de sınırlı kalmadı
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:14
Don Winslow'un Kent Üçlemesiii bitti.... Rhode Island'ın karanlık suç dünyasından başlayıp kıtayı aşan bir yolculuğa uzanan, Danny Ryan adlı sıradan bir mafya üyesinin hem hayatta kalma hem de kendini bulma hikâyesidir. Alevler Kenti nde İrlandalı ve İtalyan aileler arasındaki savaşın ortasında kalan Danny, r Rüyalar Kenti nde bu yıkıntıdan kaçarak yeni bir hayat inşa etmeye çalışır ve Harabeler Kenti'nde ise geçmişiyle son kez yüzleşmek zorunda kalır. Her kitapta aynı adam ama bambaşka bir insan olan Danny sadakat, ihanet, aşk ve kaybın ağırlığını sırtında taşırken suç dünyasının içinde belirli bir karakterini hiç tam olarak yitirmez. Üç kitap birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo yalnızca bir suç serisi değill ; gücün insanı nasıl dönüştürdüğünü, Amerikan rüyasının içindeki çürümeyi ve bir insanın kim olduğunu ancak her şeyi kaybetme tehlikesiyle yüzleştiğinde anlayabileceğini anlatan derin ve kalıcı bir eserdir.
Harabeler KentiDon Winslow · Eksik Parça Yayınları · 20253 okunma
9/10
·517 syf.··
2024 18. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2024 00:00
Martin Eden, aslında o klasik "çok çalıştı, inandı ve sonunda başardı" anlatan kişisel gelişim zırvalarından biri değildir. Aksine, "Cehalet mutluluktur, fazla okursan kafayı yersin" diyen, zirveye tırmanıp manzaranın aslında koca bir çöplük olduğunu fark eden bir adamın trajikomik uyanış hikayesidir. Aşk Uğruna Başlayan "İnekleme" Evresi ve Burjuva Balonu Olaylar tamamen Martin'in Ruth adında, porselen gibi kırılgan, zengin ve kültürlü "sandığı" bir kıza tutulmasıyla başlar. Martin tam bir denizci, kaba saba bir adam. Sırf kıza yaranmak, onun o "yüce ve elit" dünyasına girebilmek için yemiyor, içmiyor, uyumuyor; sabahlara kadar felsefe, sosyoloji, edebiyat ne varsa yutuyor. Ruth'u ve onun sınıfını Olimpos Dağındaki tanrılar sanıyor. Fakat Martin'in beyni açıldıkça, okuduklarını sindirdikçe bir gün o acı gerçekle yüzleşiyor: "Lan ben bu insanları gözümde ne büyütmüşüm!" Taptığı o burjuva takımı aslında kendi fikirleri olmayan, papağan gibi ezberledikleri ahlak kurallarını tekrarlayan, sıkıcı ve sığ tipler çıkıyor. Nietzsche'le Kafayı Sıyırmak Martin okudukça evrim teorisine ve Nietzsche'ye fena takar. İçindeki "Üstinsan" uyanır. "Ben güçlüyüm, en dipten geldim ve kendi irademle hepinizi ezip geçeceğim!" triplerine girer. Kendi zekasına ve potansiyeline o kadar inanır ki, herkesi (cahil bulduğu işçi sınıfını da, ikiyüzlü bulduğu zenginleri de) hakir görmeye başlar. Kimseye ihtiyacı olmadığını sanır. Ama Jack London burada arka planda bıyık altından güler ve bize şunu fısıldar: "Aşırı bireycilik ve kibir adamı işte böyle zehirler." Martin o kadar tek başına bir kavgaya girer ki, sonunda onu hayata bağlayacak tek bir dostu, inancı ya da dayanağı kalmaz. Şöhret Gelince Ortaya Çıkan Sahte Akrabalar Kitabın en büyük şakası ve Martin'in nihilizme çakıldığı yer son
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma