Adı Gibi Muhteşem Bir Kitap
10/10
·376 syf.··
2026 3. kitabı
Kitabın dimağımda bıraktığı tadı tek kelimeyle enfes olarak adlandırabilirim. Mağlubiyete, geçmişini ve hayatını geride bırakmak zorunda olmaya, sürgüne, yeni bir hayat kurup buna tutunmaya çalışmaya, geride kalanlara, alçak bir darbe yönetimine, bir ülkenin ve insanlarının acımasızca ezilişine, zaruriyetten oluşan ve tutkudan uzak bir birlikteliğin hayatın akışında demlenerek nasıl dingin bir aşka dönüştüğüne, sırt sırta vererek zorlukların göğüslendiğine, kayba ve hayatın son düzlüğüne dair duygu dolu muhteşem bir kitap. Çok etkilendim ve sıradan insanların gözünden ve duygularından tarihi olayların akışını okumayı seven kişilere tavsiye ediyorum.
Denizin Uzun TaçyaprağıIsabel Allende · Can Yayınları · 2022233 okunma
10/10
··
Beğendi
Ne Okuyorum Victor Hugo - Bir İdam Mahkûmunun Son Günü Victor Hugo'nun daha 26 yaşındayken yazdığı ve edebiyat dünyasında ölüm cezasına karşı ses yükselten en güçlü, en sarsıcı başyapıtlardan biri. ​ Kitaptan Akılda Kalanlar Giyotin sırasını bekleyen o isimsiz mahkûmun şu sözleri insanın içine işler: ​"Kendi kendime diyorum ki: 'Ölümden kaçış yok.' Ama bu düşünce beni rahatlatmıyor. Önemli olan ölümün kendisi değil, onun geleceğini bilerek beklemek." Kitap, hücresinde gün sayan bir mahkúmun zihninin içine fırlatır okuyucuyu. Suçunun ne olduğunu asla öğrenemeyiz; çünkü Hugo bize bir "suçlu" değil, ölümle yüzleşen bir "insan" portresi çizmek ister. Adaletin, giyotinin soğuk yüzünün ve toplumun bu vahşeti bir seyir zevki olarak görmesinin muazzam bir eleştirisidir. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Dizi | Alt Dizi: Dünya Klasikleri | Fransız Edebiyatı Tür: Roman Sayfa Sayısı: 88
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
Reklam
Spoiler
9/10
·80 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:17
Kitap tam anlamıyla beni içine çekti. Duygu ve düşüncelerin bu kadar güzel betimlenmesi ve detaylandırılması, olayları zihnimde canlandırmamda çok etkili oldu. Sayfaları büyük bir sabırsızlıkla ve "Acaba ne olacak?" merakıyla okudum. Yazarın anlatımı o kadar güçlüydü ki, gerçekten kadının zihnine girmiş gibi hissettim ve onu çok derinden anladım. Hikayenin mutlu bir vedayla biteceğini düşünüyordum. Özellikle tren kısmına geldiğimizde, o treni kaçırdığındaki üzüntüsü içime öyle bir işledi ki... Duygular olağanüstü bir gerçekçilikle aktarılmıştı. Ancak ardından adamı tekrar kumarhanede gördüğünde yaşadığı o büyük hayal kırıklığı resmen benim de canımı yaktı; duygular o kadar gerçek yansıtılmıştı ki hislerini birebir yaşadım. Bağımlılığın bir insanı nasıl ele geçirebildiğini ve minnetle bakan o aynı gözlerin nasıl bir anda öfkeyle bakabildiğini görmüş olduk. Kumarhanede kadını küçük düşürmesi beni onun adına çok üzdü. Ve tabii ki o kaçınılmaz son... Kendini vurduğunu öğrendiğimiz an, aynen kitaptaki kadın gibi ben de hiç üzülmedim. Çünkü bazı insanlar için ne yaparsanız yapın kurtarılmak istemezler ve sonları az çok tahmin edilebilirdir. Kitabı çok sevdim; kadının hikâyesinin böylesine gerçekçi aktarılması ve duyguların bu denli yoğun hissettirilmesi bu eseri sevmemdeki en büyük etken oldu. Kitap bitti ama hâlâ o yoğun ve üzücü duyguların etkisi altındayım. Sanki bir yerlerde gerçekten öyle biri yaşamış da şu an onun adına üzülüyor gibiyim. İyi ki bu kitabı okumuşum.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:24
Bazı kitaplar bittiğinde kapağını kapatır ve hayatına devam edersin. Bazılarıysa son sayfadan sonra da seninle kalır. Ben, Amir kitabı benim için öyle bir kitaptı... Kitabı bitirdiğimde içimde garip bir sessizlik kaldı. Bazen insanların en büyük savaşı dışarıda değil, kendi içinde verdiğini bir kez daha hatırlattı bana. Belki yıllar sonra hikâyenin tüm ayrıntılarını unuturum ama Amir'in hissettirdiklerini kolay kolay unutacağımı sanmıyorum. .. Kitap, savaş sırasında yaşanan zulümlerin ardından dünyaya gelen ve kimlik arayışı içinde büyüyen Amir'in hikâyesini konu alıyor. Bosna Savaşı'nda yaşanan tecavüzler sonucu doğan "unutulmuş çocukların" acılarını gözler önüne seriyor Amir Tüm dünyanın kalbine dokunacak bir roman hatta yaşam ne ara insanlar bu kadar kalpsizleşti diye sorduruyor insana Zaman zaman kendini şükrediyorken buluyorsun Peki bizim isyanımız neye bu şekilde hayatlar varken? Tarihi olayları insan hikâyeleri üzerinden anlatan romanları seviyorsanız bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, hüzünlü ama anlamlı bir okuma oldu.
Ben AmirSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20231,813 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 101. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:56
Her kesimden insana hitap eden İnsan Geleceğini Nasıl Kurar? Kitabı’nda İlber Ortaylı basit bir dille anlatım yapıyor. Kitap 9 ana konu bağlamında oluşuyor. Her biri okuyana kılavuzluk edecek bilgiler sunuyor ve bu kılavuzlar hayat çizginiz yoksa nasıl oluşturacağınız, bu çizgi doğrultusunda nasıl ilerleyeceğiniz, kimliğinize bireysel katkılarınız ve bu katkılarınızın toplumsal bağlamdaki yerine ışık tutar bir nitelik taşıyor. Her bölümün sonunda İlber Ortaylı’nın sunduğu kitap önerileri de okuyuculara yeni kapılar açıyor. İlber Hoca yaptığımız her işte bir ölçü olması gerektiğini savunuyor. Kitapta da ölçünün ne olduğuna ve ölçünün nasıl bulunacağına değiniyor. Bir ölçü dahilinde hayat çizgimizi belirleyip ilerlemenizin benliğimiz için ne denli önemli olduğunu vurguluyor. Çizgimizde ilerleyebilmek için sizi ilerletecek bir duygunun olması gerektiğini söyleyen kitap insanı harekete geçiren temel duygulardan biri olarak merak duygusunu ele alıyor. Merak sayesinde araştırma yapma dürtümüzün geliştiğini ve böylece yeteneklerimizi fark etmemizin daha kolay olacağını belirtiyor Ortaylı. Yeteneklerimizi keşfederek bu doğrultuda yapılan işlerin beraberinde özgüven ve mutluluk getireceğini de not düşüyor. Kitaba göre mutluluk başarıyı doğurduğu için tüm bu ilişkiler aslında bir döngünün parçaları oluyor. İnsanın anlam arayışı bu döngüyü tanımlıyor ve yazar, arayışın hiçbir zaman son bulmadığını ileri sürüyor. Hep eksik hisseden insanların bu eksiklik hissiyle her yaşta araştırmaya, öğrenmeye ve keşfetmeye odaklandığını belirtiyor. İlber Ortaylı tam da bu nokta da dünyayı gezmeyi, görmeye, tanımayı ve keşfetmeyi istemenin sadece parayla değil istekle de mümkün olabileceğini ifade ediyor. Kitap sadece bireysel gelişime değil toplumsal gelişime de katkı sunuyor .Topluluk
İnsan ve Toplum Kişisel Gelişim
İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20227,9bin okunma
Tatar Çölü
7/10
·232 syf.··
2026 11. kitabı
Roman, genç subay Giovanni Drogo’nun ilk görev yeri olan Bastiani Kalesi’ne atanmasıyla başlıyor. Bu kale, ıssız bir çölün kıyısında, ülkeyi kuzeyden gelebilecek hayali "Tatar" saldırılarına karşı korumak için inşa edilmiştir. Tatar Çölü; umut etmenin, yalnızlığın, yanlış kararların, alışılmış düzeni bozamamanın, beklentilerin kitabı. Kitaptaki şu soru aslında bir nevi bizleri aynalıyor: "Ya aslında yanılıyorsak? Ya gayet sıradan bir yazgıya sahip, sıradan biri olarak yaratılmışsak?" Her birimizin kendi hayatında beklediği bir "Tatar ordusu" vardır. Kimimiz için bu mükemmel kariyer, kimimiz için doğru aşk, kimimiz içinse bir mucizedir. Ama bazen sadece umut etmek yetmez; çünkü o umut, insanı bugünden koparıp hayali bir geleceğe hapseden bir prangaya dönüşebilir. Kitapla ilgili tek mesafeli kaldığım nokta ise; ilk 200 sayfada Drogo’nun içsel dünyasının ve duygusal derinliğinin biraz arka planda kalmasıydı. O durağanlığın içinde Drogo’nun ruh halini, o sıkışmışlığı çok daha yoğun hissetmek isterdim. Yine de Drogo’nun son savaşı, hiç beklemediği bir cephede gerçekleşiyor. Bekleyişin o trajik yüzünü Stefan Zweig çok iyi özetliyor: "İnsanın en büyük trajedisi, çok geç gelen bir zaferin artık hiçbir anlam ifade etmemesidir." Buzzati bize şunu fısıldıyor: Hayat, "o büyük anın" gelmesini beklerken aralarda akıp giden sıradan günlerin toplamıdır. O büyük an için umut etmek, beklemek çok kıymetli. Elbetteki hayatınızın anlamını arayın, o büyük anı bekleyin ama onun uğruna yaşamınızı da gözden çıkarmayın.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 201319,8bin okunma
Reklam
Reklam