Günahlarımın cezasını çekeceğim. Anlamsız çok şey okudum, çok ahmakça ve iğrenç şeyler düşündüm! Bir daha ne okuyacak ne de düşüneceğim. Etrafımda karanlıklar, içimde boşluk... İşte son!
Sayfa 236·Kitabı okuyacak
‘’O an… İşte o an, yarı dikilmiş bir halde, bir hesap yaptı. Aklının son kalanıyla. Ve oturdu, oturduğu yere.’’
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Reklam
Küçük yaşımızdan itibaren sürekli irili ufaklı pek çok konuda karar vermek zorunda kalıyoruz. Aslında tam da böyle yaparak yavaş yavaş hayatımızı ve kaderimizi kendimiz inşa ediyoruz. Bazen çok yoruluyoruz, bazen bir türlü karar veremiyoruz, bazen de kararı ha- yata bırakıyor, sonra da durmadan bir şeylerden şikâyet ediyoruz. Bunca yıl sonra gördüm ki aldığımız kararlara geniş açıdan bakamıyoruz. Küçücük gibi görünen pek çok kararı aslında ne istediğimizi fark etmeden veriyoruz. Sadece o güne, o ana bakıyoruz. Büyük resimde kendimizi nereye doğru sürüklediğimizi fark etmiyoruz. Arada bir de olsa, “İnsanlar bana neden böyle davranıyor, benim suçum ne, yoksa bunlara izin vererek asıl suçlu ben miyim?" diye sormayı ihmal ediyoruz. Belki de hayal kurmaktan vazgeçtiniz. Nasıl olsa hayallerim hayata geçmeyecek diyerek hayata küstünüz. İşte bunu sakın yapmayın. Hayali olmayan kendi hikâyesini yazamaz. Kurun hayalleri, gidin peşinden, vazgeçmeyin. İnanın hayallerinin peşinde koşanların sesini hayat duyar ve ona destek verir. İçinizdeki iyiliği, merhameti, sevgiyi ve vicdanınızın sesini sakın kaybetmeyin. Sizi adım adım takip eden bilinçdışınız siz iyi misiniz yoksa kötü mü; bunu çok iyi bilir. İçinizdeki mahkeme, siz iyiyseniz sizi ödüllendirmeye, kötüyseniz sizi cezalandırmaya programlıdır. Masallarda olduğu gibi bu dünyada da aslında biz her şeyi doğru değerlendiremesek de, tam göremesek de hep iyiler kazanır. Neden biz görmesek de diyorum, çünkü hayatın cezalandırdığını en iyi, o cezayı çeken bilir. Son olarak şunu da hiç unutmayalım; insan ancak anlaşıldığında iyileşir. Birbirimizi ne kadar iyi anlayabilirsek, şifa o zaman gelir. Bu arada sana da çok teşekkür ederim Mert.Bana harika sorular hazırlamışsın. Umarım okurlarımıza da bu sohbet şifa olur.
Hayata Dair
Balinalar hakimiyeti tüm 3. Dünya ülkelerinde...
Uluslararası finans kuruluşları ve ekonomi uzmanları tarafından desteklenen 1990'ların ekonomik reformları, pazarları serbestleştirmeyi ve devletin ekonomideki rolünü azaltmayı hedefliyordu. Bu tür reformların temel dayanaklarından biri devlete ait varlıkların özelleştirilmesidir. Meksika'daki özelleştirme, rekabeti artırmak yerine, Carlos Slim gibi siyasi bağlantıları olan iş insanlarını zenginleştirme sürecinde devlete ait tekellerin kişiye özel tekellere dönüşmesine sebep oldu. Mısır'da olan da buydu. Rejimle bağlantılı iş insanları, Mısır'daki özelleştirme programının halkın "balinalar” dediği zengin elitlerin çıkarlarını gözetecek şekilde uygulanmasında son derece etkili oldular.
Sayfa 369 - Doğan Yayınları·Kitabı okuyor
İBRAHİM REFET BELE
Eğer Türk son kalesini Haymanada başarıyla savunmuş ve bu ölüm kalım savaşı tarihe Sakarya Zaferi olarak geçmişse, bunda cephe gerisindeki destek hizmetlerini kusursuz denecek şekilde yöneten Refet Bele'nin payı büyüktür.
Tarih
Bu ülkenin insanları olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerin başında huzur duygusu gelir. Huzur her zaman bizim içimizdedir, yeter ki bizler bir an önce onu hayatımızın temeline oturtmayı başarabilelim. Huzurunuz varsa, ister kızın, ister üzülün, bir süre sonra o kadim duygumuz incecikten yine siner içimize. Ve hayatın tadı, kaldığı yerden devam eder. Meslek hayatım boyunca pek çok kadın tanıdım ve inanın pek çoğu başta eşleri olmak üzere, belki de bunu hiç hak etmeyen kişiler için kendini feda etmiş. Kadın dediğin biraz da fedakâr olmalı ama bunu kendini yok saymadan, kendine kıymadan yapmalı. Hayatın, herkes tarafından duyulmayan bir sesi var. Bu sesi sa- dece hayata kulak verenler, hayat bana ne diyor diye kulak kabartanlar duyabiliyor. Siz de onlardan biri olmaya çalışın ve hayatın size ne dediğini duyun. Bunun için gayret edin. Çünkü o sesi duyanlar hayatında o güne kadar bir türlü göremediği kendi gerçeklerini görüyor ve bilgelik kazanıyorlar. Son yıllarda hem ülkemizde, hem de dünyada yeni bir akım var; genç ve güzel görünme akımı... Genç ve güzel değilseniz, erkekleri yeteri kadar etkileyemiyorsanız, bittiniz. Neden böyle olsun ki? Her yaşın başka bir tadı, başka bir anlamı var. Hele ki siz hâlâ kendinizi var edebiliyorsanız, yeni şeyler öğrenmeye, merak duygunuzu hiç kaybetmeden yaşamaya devam ediyorsanız, ruhunuz genç ve dinamikse, mutlaka çok genç, çok güzel ve çok seksi olmanıza gerek var mı? Üstelik bu dinamizmi ve merak duygunuzu kaybederseniz, bilinçdışınız ne der biliyor musunuz? "Tamam, sen artık yaşlandın, hayatın sonuna geldin, ben de defteri yavaş yavaş kapatayım öyleyse..." Ben kendi hayatımda tıpkı sizler gibi pek çok şeyle mücadele etmek zorunda kaldım. Üzüldüm, kırıldım, korktum, öfkelendim, sabrım taştı... Ancak zamanla şunu söyledim
Hayata Dair
Reklam
Reklam