Vuslat Kapısı: Emaneti Sahibine İmanla Teslim Etmek
Bu dünyaya bir kez geldik ve bu dünyadan bir kez gideceğiz. Madem ki dönüşümüz yalnızca O Ebedî Sevgili'yedir, o hâlde bu gidiş neden ruhun en güzel hicreti olmasın? O nihai kapıyı çalışımız, neden ebedî aşkın sahibine, Allah ﷻ için olmasın?
Madem ki son nefes bir kereliğine verilecek, o nefes her zerresiyle O’nun rızası uğruna feda edilsin. Madem ki bu beden, bu ruh bize mukaddes bir emanet; o hâlde bu can, emanetin hakiki sahibine lekesiz, günahtan arınmış ve en temiz hâliyle teslim edilsin.
Ölüm, karanlık bir son ya da korkulacak bir ayrılık değil; Maşuk’a, ebedî Sevgili’ye açılan bir vuslat kapısı olsun.
Ölüm..
Öyle bir gidiş olsun ki bu; her günü sabırla dokunan bir hazırlık, her anı gözyaşıyla süslenen bir dua ve nihayetinde özlemle beklenen mukaddes bir kavuşma olsun.
Ardımızda bıraktığımız heybede hesabı verilebilir bir ömür, huzura vardığımızda ise yüzü ak bir duruş kalsın.
Zira biliriz ki, tohum neyse hasat da odur.
Güzel yaşamış olalım ki, güzel ölelim.
Güzel ölelim ki, en güzel günün sabahında, O'nun nuruyla güzel dirilelim.
___ /Güven Taşdemir