Eh işte.
5/10
·376 syf.··
2026 94. kitabı
Başlarda oldukça yavaş aktığını düşünsem de sade bir dil ve akıllıca olmaya birkaç adımı kalmış bir cinayet romanı, vakit geçirmek için ideal türden. Ha, okumasanız ölmezsiniz ama keyifli vakit geçirtir diyebilirim. -----SPOILERS----- Kitaba "Son" isimli bir bölümle başlayıp "Başlangıç" isimli bir bölümle bitirmek güzel bir dokunuştu. Detaylar yer yer çok boğucu gelse de akıcılıktan fazla bir şey kaybettirmedi, merak unsuru ilk 100 sayfa için zayıftı diyebilirim. Vanessa ve Haruto çifti ile ilgili gerçeklerin açıklandığı andan itibaren ise sonunu hemen hemen tahmin edebildiğim için beni çok fazla etkilemedi ama bu açıklama bölümü takdire şayandı. Bir onaylanma ve sosyal medya bağımlısı kadın ile özgüvensizlikleri ve sadakatsizliğiyle saç baş yoldurtan bir adamın sinir bozucu evliliği, ne matah. Temizlik şirketi North ailesiyle hiç görüşmeden, konuşmadan, teyit almadan evlerine bir hizmetçi yolluyor, bu kısım biraz vasattı. Daisy'nin kendi hizmetçisi ile ısrarla karşılaşmamak istemesi de maalesef sadece konu uzasın diye seçilmiş bir senaryo, insan evine temizliğe gelen kişiyi en azından bir kez görmez mi? Yani komik... Jon hem Katarina hem Charley'e birebir benzer şeyler yaşatıyor, haberlere konu çıkıyor ama ne hikmetse bir bağlantı bulamıyor medya, ancak suçu ispatlanma aşamasındayken "ooo 2 vakası varmış" diye okuyucu aklıyla dalga geçer gibi birkaç paragraf yazıldığından dolayı çok fazla sevemedim. Açıl Susam Açıl, Alaaddin'in değil Ali Baba'nın hikayesinden bir alıntı, umarım bu detay çeviride kaybolma olarak nitelendirebileceğim bir detaydır aksi takdirde böyle bilgisizlikler beni soğutuyor. Dikkatli okuyucular bence böyle detayları fark ediyor ve maalesef fark ettikten sonra okumak eziyet geliyor. Ayrıca, Kit polisin bildiği kontrol ettiği sosyal medya
Hizmetçinin GünlüğüLoreth Anne White · Juno Kitap Yayınları · 2024364 okunma
Neden bu kadar Martin?
Puan vermedi·517 syf.··
2026 30. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:00
Martin Eden, toplumda genellikle büyük bir hayranlıkla anılan bir kitap. Ancak ben kitabın sonuna geldiğimde, Martin’e duyulan bu beğeninin biraz abartılı olduğunu düşündüm. Çünkü herkes onun azmine odaklanırken, karakterinin arkasındaki bencil ve acımasız yüzü gözden kaçırıyor. Bana göre Martin Eden, göründüğü kadar masum bir kahraman değil; aksine trajik kusurları olan bir karakter: ​Ruth’un Zamanını Çaldı: Martin kendisinde yazarlık kumaşı olduğunu iddia ederek yola çıktı. Ruth, bir işe girerse evlenebileceklerini söylemesine rağmen Martin ondan iki yıl istedi. Ruth’un yaşı ilerliyordu ve toplum kurallarına göre geç kalıyordu. Martin, kendi hayalleri uğruna Ruth'u dolaylı yoldan reddetti ve bencilce davrandı. ​Arkadaşına İhanet Etti: Kendisine her konuda destek olan ve sürekli editörlere laf atan arkadaşı Brissenden’ın vasiyetine ihanet etti. Arkadaşının 'asla yayımlatma' dediği şiiri yayınevine gönderdi. ​Vefasızlık Yaptı: Yazarlığa ve kendi dünyasına o kadar körkütük aşık oldu ki, geçmişte parasını yediği, zor günlerinde yanında olan o yakın arkadaşının cenazesine bile katılamadı. ​Kibir ve Buhran: Ünlendikten sonra, uğruna sevdiği kadını bile harcadığı yazarlıktan nefret etti. 'Bu yazılarım eskiden de vardı, neden şimdi değerlendi?' diyerek kibre ve derin bir buhrana düştü. (Oysa dünya edebiyatında birçok yazar yaşarken değer görmeyip öldükten sonra ünlü olmuştur, Martin bunu kaldıramadı.) ​Sonuç olarak; Martin Eden kendi hırslarının, bencilliğinin ve sonradan görme kibrinin kurbanı oldu. Başarıya ulaştığında elinde bomboş bir hayat kaldığını gördü. Benim kişisel görüşüme göre, bu hayatta yaptığı en tutarlı ve en iyi şey intihar ederek bu anlamsızlığa son vermek oldu.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Reklam
4/10
·64 syf.··
2026 69. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:48
Türk edebiyatı klasikleri ile aramda toksik bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Bazıları var ki hızlıca akıp gidiyor, nasıl bittiğini anlamıyorum bile. Ama bazıları var ki elimde süründükçe sürünüyor. Bu kitap da onlardan biri. Zaten olayların sonunu en başta söylüyor sonra olayın başını anlatıyor. Önce son sonra gelişme olarak yazılan bir kitap olduğu için de bana karmaşık ve sıkıcı gelmiş olabilir. Ama nolursa olsun sevmedim diyebilirim.
Ölüm Allah'ın EmriAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,298 okunma
10/10
·471 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:18
Aklından Bir Sayı Tut | John Verdon Bazı kitaplar vardır; ilk sayfadan itibaren sizi içine çeker, her bölümde yeni bir teori kurdurur ve her teorinizi tek tek çürütür... İşte bu kitap tam olarak öyleydi. Okurken sürekli "Tamam, çözdüm!" dedim. Sonra birkaç sayfa sonra "Yok, hiçbir şey çözmemişim." diye kaldım. Her ayrıntının, her diyaloğun ve her küçük detayın bir anlamı varmış meğer. En sevdiğim yanı ise okuru hafife almaması oldu. Dikkatli okuyanı ödüllendiriyor, ama aynı zamanda zekice yönlendirerek sizi sürekli farklı ihtimallere sürüklüyor. Finale geldiğimde ise gerçekten ters köşe oldum. Aklımdan geçen isimlerin arasında bile olmayan bir sonuçla karşılaştım ve son sayfayı kapattığımda tek düşündüğüm şey şuydu: "Ben bunu nasıl göremedim?" Uzun zamandır okuduğum en sürükleyici gizem kitaplarından biri oldu. Eğer ipuçlarını takip etmeyi, teori üretmeyi ve sayfaları çevirdikçe "Bir dakika..." demeyi seviyorsanız, bu kitap tam size göre.
1000Kitap
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,654 okunma
Kitap Yorum
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:28
Merhaba Arkadaşlar, bugün sizlere hem kalbime dokunan hem de merak duygumu son sayfaya kadar canlı tutan bir kitapla geldim. Bu hikaye; kayıplarla mücadele eden, geçmişin sırlarıyla yüzleşen ve hayatın karşısına çıkardığı gerçeklerle değişmek zorunda kalan genç bir kızın yolculuğunu anlatıyor. Okurken hüzün, öfke, merak ve umut duygularını aynı anda hissettim. Özellikle karakterlerin yaşadığı duygusal kırılmalar hikayeyi çok daha etkileyici hale getirmiş. Kitabın merkezinde Güneş'in yaşadığı zorluklar yer alıyor. Annesinin kaybının ardından hayatı altüst olan Güneş, öğrendiği gerçeklerle kendini bambaşka olayların içinde buluyor. Kerem ile kurduğu bağ, dostluk ilişkileri ve peşini bırakmayan Gizem unsurları hikayeyi sürükleyici kılıyor. Her sayfada yeni bir sır açığa çıkarken karakterlerin geçmişleri de yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Duygusal hikayelerle gizemi bir arada okumayı sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Akıcı dili, merak uyandıran kurgusu ve etkileyici finaliyle ben de güzel bir iz bırakan kitaplardan biri oldu. Bu güzel hikayeyi bizlerle buluşturduğu için sevgili yazarımız Burcu parlak Sağsöz 'a teşekkür eder, kalemine ve hayal gücüne sağlık diliyorum.
1000Kitap
Dönme DolapBurcu Parlak Sağsöz · DLS Yayınları · 20266 okunma
10/10
··
Beğendi
"SABAHIN KÜKREYİŞİ" "Bazen kendimi bir anlığına zamandan ve mekândan, bağlılıktan ve çekingenlikten kurtarmayı başarıyorum. O zaman hayatıma zorla girmiş olan insanlar, köpekler ve günahlar pislik gibi kayboluyor ve o kutsal ruh halinde artık kendi varlığımla çelişmiyorum." Karayip edebiyatıyla ilk tanışmam bu kitapla oldu. Ama bu, “olay örgüsü, düğüm çözülüyor” tadında bir roman değildi. Ölümün eşiğindeki bir insanın kendisiyle hesaplaşmasıydı. Büyük patlamalar, entrikalar yoktu. Sadece bir hayat, bir oda, bir nefes ve bolca sessizlik vardı. Yazar, karakteri konuşturarak bize ölümü değil, yaşayıp yaşayamadığımızı sordu. Yazar, bizi tropik bir adanın yalnızlığına, kitapların ve köpeklerin eşlik ettiği uzun bir geceye davet ediyor. Yaşlanmış anlatıcının iç hesaplaşması, doğanın gece sesleriyle iç içe geçerken, bizler bilinçle bilinçdışı arasında salınan düşüncelerin akışına kapılıyoruz. Yalnızlığın, dışlanmışlığın ve varoluşsal yabancılaşmanın izini sürerken, insanın doğayla kurduğu kırılgan ilişkiyi ustalıkla işliyor. Her sayfada ölüm ve yalnızlık temaları, Karayipler’in büyüleyici ama bir o kadar da ürkütücü atmosferinde yeniden şekilleniyor. Bazen bu kırıntılar arasında ben de koptum. Çünkü alıştığımız tempoya değil, yavaşlığa davet ediyor. Ama kopuşlarımın arasında yalnızlığı daha net hissettim. Karakter yalnızlaştıkça ben de kendi yalnızlığımla yüzleştim. En çok sevdiğim kısımlar karakterin geçmişinden gelen kesitler oldu. O anlar kitaba nefes verdi. Yazar burada sadece bir hayat anlatmıyor. Arada insanlara, devlete, gücün kötüye kullanımına dokunduruyor. Bazen alayla, bazen tokat gibi direkt. “İnsanların acımasızlığı” dediği yerde sustum. Çünkü o acımasızlığı hepimiz bir yerlerde gördük, belki de yaptık. Ben gerçekten mutlu muyum? Beni en çok vuran yer
Edebiyat
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202527 okunma
Reklam