Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm kitabı yazarın babasının hastalığı ve ölümü etrafında şekillenen, derin bir yas ve yüzleşme anlatısıdır. Kitap bir yandan yazarın kişisel hatıralarından parçalar sunarken bir yandan da ölümün doğasına dair felsefi bir düşünme alanı açıyor.
Hikâye, yazarın bahçıvan olan babasının kanser teşhisi almasıyla başlar. Hastalık ilerledikçe baba giderek zayıflar; yürüyemez, konuşamaz, yemek yiyemez hâle gelir. Gospodinov, babasının bedenindeki bu çözülmeyi tıbbi raporlar, epikrizler, doktor notları ve günlük gözlemlerle iç içe aktarır.
Baba için en büyük sığınak, her zaman olduğu gibi bahçedir. Toprak, çiçekler, lale ve soğanlar yaşamın döngüsünü hatırlatır. Baba da bu döngünün içinde kendi sonunu hisseder. Oğul ise bahçeyi ve babanın anlattığı yaşam hikâyelerini bir hafıza kütüphanesine kaydeder.
Sonunda baba ölür; fakat bahçesi, sözleri, kokular, meyveler ve küçük aile hikâyeleri yaşamaya devam eder. Gospodinov, babasının ölümünden sonra yazıya tutunarak hem onun ölümünü hem kendi yasını anlamlandırmaya çalışır.
Kitap, ölümün yalnızca bir son olmadığını; aynı zamanda bir ilişki, bir hatırlama ve bir sorumluluk biçimi olduğunu anlatır. Metin sona doğru gittikçe daha yoğun hissedilen sessiz, hüzünlü ve çarpıcı bir baba-oğul vedasıdır.
Bahçıvan ve Ölüm sade ama etkileyici diliyle melankolik üslubun en güçlü kitaplarından biri kabul ediliyor.