Ötüken'de Şeb-i Tefekkür
Şeb çökmüş Ötüken üzre, gök susar, yer dinlerim,
Kök Tengri'nin sükûtundan kalan aksi dinlerim.
Yel eser çamlar içinde, eski bir kopuz gibi,
Her nefeste alp atamdan bir hazîn destan duyarım.
Umay'ın nûru çekilmiş sanırım bu menzilden,
Saye-i gamda bugün ben kendi bahtımca yaşarım.
Sisler ardında görünmez kutlu yollar, kutlu izler,
Boz kurdun ayak sesini rüyâlarda ararım.
Derler Erlik gece vakti korku salar cân içine,
Ben ise en çok gönülde gizlenen hüsrânı tanırım.
Bir kuru dal titrer iken ateşin son korunda,
Sanki yüzyıllık bir yurdun hatırâtın anarım.
Ey Ötüken, ey mukaddes yâdigâr-ı ecdâdım,
Her taşında ayrı bir sır, her yelinde bir âhım.
Tan ağarsa belki yine kut iner bu gönlüme,
Şeb ne denli yeldâ olsa, doğar elbet subh-ı dem.