"Her şeye hoşgörüyle bakabilirim, acı çekmenin dışında..." "Günümüzdeki insanların acıya hoşgörüyle bakmasında son derece hastalıklı bir taraf var. Renklere, güzelliklere ve yaşama sevincine sempatiyle bakmak gerekir. Hayatın ıstırap veren yaralarından ne kadar az bahsedilirse, o kadar iyidir "
Birini seviyorsan, o sevgiyi her gün göstermek gerekir. Eşinize çiçek vermek için neden yılın belirli bir gününü bekleyiniz ki? Sevgiyle ilgili nedensiz bir şey yapmak güzeldir. Sadece istediğiniz için. O kişiyi önemsediğiniz için.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanın yönünü bulması ne zordu, erkeklerin son derece ayrıntılı kurallarını çiğnememek ne zordu.
Sayfa 97 - Everest Yayınları / Çağdaş Dünya Edebiyatı 9.Basım / Şubat 2021·Kitabı okuyor
Alıntı
"Bu acılar son bulsa, tamamen son bulsa daha iyi olmaz mı?" diye düşünüyordu."
Sayfa 163 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2.Cilt·Kitabı okuyor
Alıntı
Hali beni korkutuyor, kafamı karıştırıyordu. Zor da olsa ondan umudumu kesmeyi başarmıştım, zaten bende güvenden eser yoktu. Son görüşmemizden sonra birdenbire bana karşı öyle düşünceli olmaya başlamıştı ki! İçim arzuyla yanıp tutuşsa da ona yeniden inanıp kendimi onun sevecen tavırlarına kaptırmaktan çok korkuyordum.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Bu âleme nisbetle sultan, âdemoğullarının bedenine nisbetle kalb mesabesindedir. Üstte anlatılan mânâya göre, bir kalb yararlı olursa beden de yararlı olur; fasid olunca beden de fasid olur. Bunun gibi, sultanın salâhı da âlemin salâhı sayılır; fesadı dahi âlemin fesadıdır. İlk asırda ehl-i İslâm üzerine cereyan eden hadiselere bir bakmaz mısın? İslam'ıj tam gurbeti, ehlinin çaresizliği, azlıkları ve zaafları olmasına rağmen ne getirmiştir... Şu durum hariç: Müslümanlar dinleri üzerinde sabit kalmışlar, küffar ise küfürleri üzerinde durmuşlardır. Yanj, kuvvetleri, saltanatları olmasına rağmen, Müslümanlar üzerine hiçbir küfür hükmü yürütülememiş, kâfirler Müslümanların hiçbir işini değiştirememişlerdir. Allah'ü Teala'nın şu kavli bu mânâyı anlatır: "Sizin dininiz size; benim dinim bana." (109,6) Ama geçen asırda, istila ve galebe yoluyla İslam diyarında kâfirler hükümlerini yürütmüşlerdir. O kadar ki, Müslümanlar, İslâm ahkâmını izhar etmekte dahi, âciz kalmışlardır. O derecede ki kâfirler izhar edeni öldürmüşlerdir. Ne kadar yazıktır ki, bu musibet, bu hüzün ve hasret Muhammed Resûlullah Mahbub-u Rabbil-âlemin'i tasdik edenlerin başlarına gelmiştir. Zelil düşmüş, kıymetleri de yok olmuştur. Ama, onu inkâr edenler, son derece izzet ve itibar görmüştür. Müslümanlar yaralı kalbleri ile İslâmın taziyesine otururken, kâfirler, alaya ve eğlenceye alarak onların yaralarına tuz ekmişlerdir. Hidayet güneşi, dalâlet ufkunda perdelenmiştir. Hak nuru, önüne bâtıl perdesi çekildiğinden, ayrılıp gitmiştir.
Sayfa 171 - 1. Cilt, 47. Mektup·Kitabı okuyor