9/10
·152 syf.··
2026 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:12
Kitap, cinselliği anlatan bir rehberden çok bir düşünce kitabıdır. Miller, kendi deneyimlerinden yola çıkarak insanın arzularını, korkularını, aşklarını ve özgürlük arayışını sorgular. Bu yüzden eser, cinsellikten çok insanın kendini anlama çabası üzerine kuruludur. Kısaca: "Cinsellik Dünyası", insanın cinselliği, aşkı ve özgürlüğü üzerinden kendini keşfetme yolculuğunu anlatan felsefi ve otobiyografik bir denemedir. Ve bence kitabın en güçlü satırlarından biri: “Aşık olmak... Son derece yalnız olmak..." Bu cümle, Miller'ın aşkı mutluluk değil; insanı kendi içine kapatan, derinleştiren bir yalnızlık olarak gördüğünü çok iyi yansıtıyor.
Edebiyat
Cinsellik ÜzerineSigmund Freud · Say Yayınları · 20175,6bin okunma
8/10
·309 syf.··
2026 18. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 21:44
Sessiz Hasta, başarılı ressam Alicia Berenson’ın bir gece eşi Gabriel’i öldürmesinin ardından tamamen sessizliğe gömülmesini konu alır. Alicia, cinayeti işlediği açık olmasına rağmen olayın nedenini açıklamaz ve bir daha hiç konuşmaz. Bu durum hem kamuoyunun hem de uzmanların ilgisini çeker. Yıllar sonra adli psikoterapist Theo Faber, Alicia’nın sessizliğinin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmaya karar verir ve onunla çalışmaya başlar. Theo, Alicia’nın geçmişini araştırdıkça olayın göründüğünden çok daha karmaşık olduğunu fark eder. Roman, cinayetin sebebini ve Alicia’nın sessizliğinin ardındaki sırları adım adım ortaya çıkarır. Son ise şaşırtıcıdır. Kitabın diline gelirsek oldukça akıcı, sade ve sürükleyicidir. Yazar gereksiz ayrıntılara yer vermez. Bölümler kısa olduğu için okuma temposu yüksek ve merak unsuru sürekli diri tutuyor. Psikolojik çözümlemeler hikâyeye derinlik katarken, sade anlatım sayesinde karakterlerin duygu ve düşünceleri kolayca anlaşılır. Gerilim ve gizem unsurları ustalıkla işlendiğinden kitap, okuyucuyu son sayfaya kadar elinden bırakmak istemeyeceği bir atmosferin içine çeker.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,8bin okunma
Reklam
7/10
·536 syf.·
2026 46. kitabı
Bu kitap ilk kitaba göre biraz sönük kaldı. İlk kitabı baya heyecanlı okuduğumu hatırlıyorum ama bu görüşüm bu kitap için geçerli olmadı maalesef. Tabii ki kitabın sonlarına doğru bir şok yaşamadım değil, aslında bildiğimiz gerçeklerin daha farklı olduğunu, Deha'nın çok iyrenc bir insan olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda kitapta Derin ve Aziz Ata'nın arasında sürekli gerilim, bir birini tersleme okuyorduk, bu fazla olduğu için sıkıldım. Aziz Ata'nın annesinden ise çok fazla nefret ettim, çok kötü bir kadındı. Kitabın son bölümleri gayet iyi olabilir ama ondan önce çok basit olaylar oluyordu, zaten sürekli hastane ve hapishane arasında gidip geliyorduk. Derin'in yaşadıkları gerçekten çok kötü ama olaylar bu kadar uzatılmamalıydı diye düşünüyorum. İlk kitabın bölümlerini biraz artırsaydı yazar ikinci kitaba hiç gerek yoktu gerçekten. Tabii bu benim bu kitap hakkında şahsi düşüncem.
Bul Beni 2Beyza Alkoç · İndigo Kitap · 202679 okunma
“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”
7/10
·208 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 10:53
ölüm, hafıza, aile bağları ve yas üzerine... Kitap, yazarın kendi babasının ölümünden yola çıkarak kaleme aldığı otobiyografik izler taşımaktadır. Bu yönüyle yalnızca bir kurgu eser değil, aynı zamanda bir oğlun babasına vedasının ve onu hatırlama çabasının yazınsal bir kaydı diyebiliriz. Romanın merkezinde, uzun bir hastalık sürecinin ardından ölüme yaklaşan bir baba ve onun yanında bulunan oğul yer alır. hikâye, kronolojik bir şekilde anlatmak yerine anılar, çağrışımlar ve geçmişten gelen sahneler aracılığıyla kurar. Bir hastane odasında başlayan anlatım, bir anda çocukluk yıllarına, aile sohbetlerine, bahçede geçirilen günlere ve geçmişin sıcak hatıralarına uzanır. Çünkü yas, doğrusal ilerleyen bir duygu değildir; insan zihni kayıpla karşılaştığında sürekli geçmişe döner, anılar arasında dolaşır ve kaybettiği kişiyi yeniden kurmaya çalışır. gerçekten de hayatta öyledir. bir kayıp olduğunda mutlaka bir arada geçirilen anılar daha dünmüş gibi hortlar ve insanda hüznü ,tebessümü ve sonunda ise yakıcı özlemi ile bizi başbaşa bırakır. Kitap boyunca baba figürü sessiz, çalışkan ve toprağa bağlı bir insan olarak karşımıza çıkar. O, hayatını bahçesine adamış, sevgisini çoğu zaman sözlerle değil emeğiyle göstermiş bir adamdır. Baba artık hayatta değildir; ancak yetiştirdiği ağaçlarda, dokunduğu toprakta ve oğlunun hafızasında yaşamaya devam etmektedir. Bahçe burada yalnızca fiziksel bir mekân değil, yaşamın ve ölümün döngüsünü temsil eder. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, yazarın kendi hayatıyla kurduğu derin bağdır. Gospodinov, babasının kaybını anlatırken yalnızca bir aile ferdinin ölümünü değil, aynı zamanda kendi çocukluğunun, geçmişinin ve kimliğinin bir parçasının da yitip gidişini sorgular. Çünkü bir ebeveyni kaybetmek, insanı çocukluğuna bağlayan en
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 8. kitabı
seni seviyorum can yücel... son zamanlarda okuduğum en temiz, okuyucuyu yalnızca en güzel şekilde zorlayan şiir kitabıydı. hiçbir duyguya hapsolmadan keyifle gezinebileceğiniz bir duygular mahzeni sunuluyor size, okumaktan başka çareniz yok ki ne... ayrıca bu kitabın bende büyük bir anısı var, zamanında bu ufacık hediyemi kabul etmeyen sevgili çocuk, umarım yine de yengeçler gibi kendine koşmuyorsundur, dört yıl uzaktan öpüyorum onu ayrıca en uzun günde okumuşum bu kitabı, 21 Haziran. Gün doğumu ve batımını aynı anda izlemek için en az fedakarlığı yapmanız gereken gün, yani bu demek oluyor ki, dünyayı kapışan şairler arasında bir köşe diliyorum hepimize!!
Sevgi DuvarıCan Yücel · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20216,2bin okunma
Puan vermedi·570 syf.··
2026 94. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:47
Anita FELIPOVA - Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 'Demek ki mükemmel aramak,mükemmeli bulmak ya da mükemmel olmak mümkün değil.' Selamlar. Nasılsınız? Ben uzun zamandır ortak olduğum masalın bugün sonuyla geldim. Hak ettiklerini yaşadıklarını okumak bana çok iyi geldi. Bahar ve Ozan bir çok acıdan geçip bugünlere geldiler ve inanin dibine kadar haklarıydı. İlk üç kitaptaki Bahar ile son kitapta gördüğüm Bahar aynı kişi gibi gelmedi bana ve en sevdiğim şey de buydu. Çünkü o artık sevdiği adama kavuşmuş, korkulariyla ve gerçeklerle yüzleşmeyi öğrenmişti. Aldığı terapiler ve sevdiği adam Ozan'ın desteği ile yollar çiçek açmaya başlamıştı. Ayrıca açmasa bile açacağına inanan bir kadın olmuştu. Ozan ve Bahar’ın arasındaki anlar çok güzeldi ama karakterlerin kusursuz olmaması daha çok hoşuma gitti. Herkesin hataları vardı, herkes biraz kırık biraz eksikti. Lakin bunları toplamayı ve yaraları doğru sarmayı öğrendiler. Iskeçe sahnelerine âşık oldum. Babaanne ve dede tam kafalık karakterler. Sırtıma çantamı atıp gitsem kimsin demek yerine yatak serecek o sevecen büyüklerden. Yastık detayı ve Ozan'ın annesine dair okuduklarım beni hüzünlü - mutlu eden bir başka detaydı. Bahar bildiğiniz elimizde büyüyen bir karakter oldu. Gelişimi harikaydı. Ozan ise en mükemmel olanı ararken çok şey kaçırıyor gibi duruyordu. Sanırım bu karaktere tek sitemim bu olurdu. Seri boyunca beraber güldük, ağladık ve çokça sinir olduk. Sizin anlayacağınız bir çok duyguyu aynı anda yaşadık. Ozan'ın babasıyla geçen bölümlerde açıkçası biraz gerildim. Bazı tespitleri doğruydu ama Biraz abarttı. Yine de Ozan'ın sevdiği kadının yanında duruşu çok güzeldi. Bakınız bu özelliği ile bile sevilesi bir karakter olduğunu belli etti. Özellikle bazı sözlerini okuduğumda durup ‘işte olması gereken bu’ dedim. Sevdiği
1000Kitap
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 202610 okunma
Reklam
Reklam