Sonsuz Aşka Bismillah ❤️ Unutmak, insanın en eski kusurudur. Hatırlamak için yaratılmış kalbine dünya dolar da, o kalbi var eden kudret silinir gider zihninden. Konuşuruz, planlar yaparız, “yarın şöyle olacak” deriz. Sanki yarının ipleri bizim avucumuzdaymış gibi. Sanki nefesimizi içeri çeken, onu geri veren bizmişiz gibi. Oysa her an dilediğini yapan var. Bir yaprağın dalından kopuşu tesadüf değil. Senin gecenin bir vakti uykundan uyanışın, aklına düşen o eski hatıra, yolda karşına çıkan yabancı… Hepsi bir iradenin ince işçiliği. Biz sayfayı çevirdiğimizi sanırız, ama kitabı yazan O Ebedî Sevgili. Biz kalemi tuttuğumuzu zannederiz, ama mürekkebi damlatan O Ebedî Güzel. İnsanın Gafleti İnsan, kudreti görünmeyince yok sanır. Rüzgârı görmez ama serinliğini inkâr edemez. Allah’ı da böyle unutur: Eserini görür, Müessir’i unutur. Bir kapı kapanır, öfkeleniriz. Bir kapı açılır, seviniriz. Kapıları koyan Zat’ı, mucizeyi hatırlamayız. Dilediğini yapar; bazen verir imtihan eder, bazen alır imtihan eder. Biz ise “neden” diye sızlanırız, sanki hesap sormaya hakkımız varmış gibi. Bak etrafına. Bir çocuk doğuyor, bir ihtiyar ölüyor. Bir devlet kuruluyor, başka bir devlet yıkılıyor. Bir gönül kırılıyor, başka bir gönül aşkla yapılıyor. Bütün bu oluş ve bozuluş, “Ol” deyince olduranın iradesinden başka nedir? Zaman dediğin, O’nun “an”larının ipliğe dizilmiş hâli. Mekân dediğin, O’nun “Kün” emrinin gölgesi. Sen ise bu gölgede yürüyüp kendini gölgenin sahibi sanacak kadar cahilsin. Hatırlamak Hatırlamak, secdeye varmaktır. Sadece alnı yere koymak değil; kibri, eneyi, “ben yaptım” vehmini yere koymak. Her sabah uyandığında, aslında yeniden yaratılıyorsun. Dün gece ruhunu alıp, sabah geri veren var. Kalbin atıyorsa, O “at” dediği için atıyor. Nefes alıyorsan, O “al” dediği için
Edebiyat
Son dakika söylediğin konu yetmiyormuş gibi yaptığım çalışmaya da yapay zeka dendi zaten geçirmeyeceksin biliyorum da bir ümit uğraşmıştım şimdi uğraşır mıyım bok uğraşırım
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Uyanışın Mucizesi
Uyanmak çok büyük bir mucizedir. Gece uyurken ruhumuz bedenimizi bir nevi terk eder ve başka alemlere dalar. Bedenimiz cansız bir şekilde yatakta uzanmaktadır. O zaman alemde ne olup bittiğinden hiçbir şekilde haberimiz olmaz. Çünkü sadece bedenen bu dünyadayız ve duyularımız her ne kadar açık ise de etkisiz gibidir. Ruhumuz ise başka alemlere gider. Ve her sabah güneş doğarken yeniden ruhumuz bedenimize intikal eder ve yeniden bir diriliş gerçekleşir. Bu yeniden diriliş Rabbimizin bize bir lütfudur. Bize tekrar bir imkan ve tekrar bir fırsattır. Oysa uyurken hiç uyanmayabiliriz de. Yaptığımız her şey için bir fırsat veriliyor o fırsat son fırsatımız olabilir. Diğer günün sabahını, güneşini, mavi gökyüzünü görmeyebiliriz ve son uyanışımız bu sabah olabilir... Fatih ZEYREK
İnisiyatif
Günaydın. Güzel bir hafta olsun. “Olumluyu düşün, olumlu olsun” meselesini geçeli çok oldu. Durum, bir takım sayıların harekete geçirmeden ciddiye alınamayacağı kadar ciddi. Ama sayıların kimseye zararı yok. Rakamları severim. Yine de olumlunun kendisi olunması taraftarıyım. Hem de fanatik bir şekilde. Demek istediğimi anlayan kesimle, düşüncelerine yön veren kesim aynı. Son olarak insanlık için temennim; iyi ihtimallere sığınmak yerine, ihtimalleri iyileştiren tarafta kalabilmek ! (A.ka)
1000Kitap
Katalog Kaydı Bir Ödül Değil, Varlık Kanıtıdır
Kütüphane katalogları çoğu zaman dışarıdan bakıldığında soğuk görünür. Yazar adı, başlık, ISBN, yayın yılı, sayfa sayısı, konu başlıkları, sınıflama numarası, yer bilgisi, barkod, erişim durumu… Fakat bağımsız yazar için bu soğuk görünen satırlar son derece anlamlıdır. Çünkü katalog satırı şunu söyler: Bu eser vardır. Bu eserin yazarı vardır. Bu eserin dili, yayıncısı, yılı, fiziksel varlığı ve bibliyografik kimliği vardır. Bu eser aranabilir. Bu eser bulunabilir. Bu eser başka kayıtlarla ilişkilendirilebilir. Edebiyat çoğu zaman ses, duygu ve anlamla var olur. Katalog ise düzen, veri ve sınıflandırmayla çalışır. Bir romanın bu iki dünyada aynı anda yer alması, onun yalnızca edebî değil, kurumsal bir varlığa da dönüşmesi demektir. Şans ve Dans için önemli olan da budur. Romanın kader, tesadüf, hafıza ve insan seçimi üzerine kurulu edebî dünyası; kütüphane kataloglarında somut, izlenebilir ve doğrulanabilir bir bibliyografik kimlik kazanmıştır.
Bardağı taşıran son damla öfke değil, yorgunluktur. Çünkü insan, Yorulduğunda bakış açısı değişir. Artık açıklamaz, Peşinden koşmaz, beklemez, çabalamaz. Eskisi kadar önemsemez. Sadece kitabı kapatır, ışığı söndürür, perdeyi indirir ve hikâyeyi olduğu yerde bırakır.... Nokta.