Ah parçalan yüreğim! iflas eden benliğim parçalan hemen!
Gözlerim, hadi zindana! Bakmayın sakın özgürlüğe!
Ey topraktan gelen değersiz beden,
Toprağa dön, son ver harekete!
"Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir gider gelirdi... Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında, ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi..."
Bütün bilginize ve ilginize rağmen karşı tarafla, partnerinizle uzlaşamayabilirsiniz ama uzlaşamadığınız alanların olduğu konusunda uzlaşmaya dair bilgi son derece kıymetlidir.
Bir süre daha uğraştıktan sonra defteri kendisinden biraz uzakta tutarak testten geçirir gibi resme baktı. Hasır koltuğun hayli kötü çizilmiş olduğunu gördü.
Hışımla yeni bir çizgi çekti, ardından sinirli sinirli gözlerini koltuğa dikti. Olmamıştı. Kızıp içerledi.
"Seni iblis hasır koltuk seni!" diye yükseltti sesini çileden çıkarak. "Senin gibi kaprisli bir hayvanı ömrümde görmedim."
Koltuk biraz gıcırdadı ve hiç istifini bozmayarak şöyle karşılık verdi: "Hey, sen bir baksana bana! Neysem oyum ben! Bundan böyle de değişeceğim yok!"
Genç adam koltuğu ayağının ucuyla itti. Koltuk geriye çekti kendini. Öncekinden bambaşka bir görünüm kazanmıştı şimdi.
"Senin gibi salak koltuk olursa!" diye sesini yükseltti yeniden. "Çarpık, eğri büğrü olmayan bir yerin yok ki!”
Hasır koltuk gülümsedi biraz ve yumuşak bir sesle şöyle dedi:
"Perspektif delikanlı, perspektif!"
Genç adam fırlayıp ayağa kalktı. "Perspektif ha!" diye bağırdı ateş püskürerek. "Şimdi de koltuk olacak bu köftehor kalkmış bana ateş püskürerek. "Şimdi de koltuk olacak bu köftehor kalkmış bana ders veriyor! Perspektif benim işim, senin değil, anladın mı! Yaz bunu kafana!"
Koltuk bir şey söylemedi artık. Genç ressam birkaç kez sert adımlarla odanın içinde gidip geldi. Derken sopayla odanın zeminine vuruldu. Yaşlı bir adam, gürültüye katlanamayan bir bilgin kalıyordu aşağıda.
Genç ressam oturdu, son yaptığı portresini karşısına aldı. Ama hoşuna gitmedi portre. Gerçekte kendisinin portredekinden daha sevimli ve ilginç bir görünümü vardı, bu da yalan değildi.