Tatil Öncesi Son Kitap: Sol Açık
Puan vermedi·112 syf.··
2026 43. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:31
Videolarıyla yolumuza yoldaş olan Aker Hoca’nın bu kitabını çok ama çok beğendim. "Başkaları mutlu olsun" derken kendi kul hakkımıza nasıl girdiğimizi ve sol yanımızda aslında en çok kendimize yer açmamız gerektiğini hatırlatan, harika bir uyanış rehberi olmuş. Bu benim tatil öncesi son kitabımdı. Biraz sağlık sebeplerimden dolayı, biraz da dinlenmek için artık tatile gidiyorum; bizim kitap kurdu tayfaya şimdilik keyifli okumalar! Yaz molasından sonra, kışın kitap okuma günlerinde yepyeni incelemelerle görüşmek üzere.
Sol AçıkAker Kartal · Retro Yayıncılık · 202446 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:18
Üç çocuk annesi olarak bu kitap bana oldukça iyi geldi. En çok etkilendiğim nokta, evde yaşayan her bireyin gözünden olayların ele alınması oldu. Anne, baba ve çocukların aynı duruma farklı açılardan bakabildiğini görmek, birçok konuda bakış açımı değiştirdi. Son zamanlarda kendimi oldukça yorgun hissettiğim bir dönemden geçiyorum. Bu nedenle kitapta anlatılanların yalnızca çocuk gelişimine değil, ebeveynlerin duygularına da temas etmesi bana iyi geldi. Bazı davranışların nedenlerini anlamak, kendime karşı daha anlayışlı olmamı sağladı. Sınır koymanın ceza vermek ya da sevgiyi azaltmak değil, aile içinde güvenli bir düzen oluşturmak olduğunu hatırlatan; okurken düşündüren ve farkındalık kazandıran bir kitaptı. Yorgunlukla, suçluluk duygusuyla ya da “Acaba doğru mu yapıyorum?” sorusuyla mücadele eden ebeveynlere tavsiye ederim.
Sınır Var Sinir YokSaniye Bencik Kangal · Doğan Kitap · 20251,860 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·133 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:22
Romeo ve Juliet okudum bitti. Sadece iki gencin trajik hikayesini değil, baştan sona kelimelerle örülmüş devasa bir şiiri okumuş gibi hissediyorum. ​Beni en çok etkileyen, o meşhur balkon sahnesindeki saf tutkunun, düşmanlığın gölgesinde bile nasıl bu kadar berrak kalabildiği oldu. ​Benim için bu kitap, sadece bir tiyatro oyunu ya da hüzünlü bir son değil; her satırı bir şiir inceliğinde işlenmiş edebi bir şölendi.
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,8bin okunma
STACY WILLINGHAM - KARANLIKTAKİ KIVILCIM
Puan vermedi·360 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
-spoiler değildir- Karanlıktaki Kıvılcım benim için inişli çıkışlı bir okuma deneyimi yarattı. Kitabın büyük bölümünde Chloe’nin zihninin içinde olduğumuz için anlatım yer yer ağırlaştı ve yoğun betimlemeler okuma hızımı düşürdü. Ancak yazarın kurduğu gizem ve olay örgüsü o kadar güçlüydü ki merak duygum kaybolmadı hatta teorim tuttu. Son sayfalara yaklaştıkça taşların yerine oturması ve kurgunun zekice ilerleyişi, kitabı benim gözümde çok daha değerli bir noktaya taşıdı. Tempo konusunda zorlanmış olsam da, etkileyici kurgusu sayesinde severek bitirdiğim psikolojik gerilimlerden biri oldu. Karanlıktaki Kıvılcım Stacy Willingham
1000Kitap
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026202 okunma
Hiç kimsenin yorum yapmadığı o kitap ve hayatlar hakkında
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:03
(Öncelikle spoiler içeren kısımlar olduğunu belirtmek isterim) Bu kitap hakkında neredeyse hiç konuşulmadığını fark ettim, tıpkı yıllardır Filistin'deki zulmü hakkıyla konuşmadığımız gibi. O yüzden bu kitap hakkında bir yazı paylaşmayı kendime borç bildim. Açıkçası bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve tereddütle başladım, "Acaba güzel midir?" diye çok düşündüm ancak dediğim gibi kitap hakkında yorum yapan kimseyle karşılaşmadım. Objektif olursam kitabın yazım dili başta hikayeyi ve akışı anlamamı engelledi. Ancak sonradan alışıyorsunuz. Hatta kitabın uslubu diğer kitaplardan çok daha lezzetli gelmeye başladı. Kitapta bahsi geçen coğrafyadan da anlaşılacağı üzere savaştan, zulümden, acıdan, kayıplardan, aşktan ve dahi hayatın içindeki her şeyden bahsediyor. Aslında bizimle aynı hayatı yaşıyorlar. Ancak bizim kaldıramayacağımız kadar ağır kederlerle birlikte. Bizim âşık olduğumuz, sevdiğimiz, kavuşmayı beklediğimiz gibi son derece masum hisler duyuyorlar. Ancak düğün sabahlarında şehit haberini alıyorlar. Gelinlikle kontrol noktasında bekliyorlar. Her zaman güçlü olmaları gerektiğini birbirlerine hatırlatmak zorunda kalıp tenhada mahvoluyorlar ancak hepimizden daha çok umut dolular. Kitabın en hoş yanı gerçekten savaş ve bu kadar zulmün altında biz sadece aç, susuz ve korkuyorlar zannediyoruz. Ama onların gerçekleri bizim zanlarımız kadar basit değil. Deli gibi mezar kazan, mezarlar sürekli doluyor diye ağlayan gençler var. Hapsedilen eşinin fotoğrafını belki bulurlar diye yırtmak zorunda kalıp ışık açıkken yapamadığı için ışıkları kapatıp yine de eşine kıyamayan bir kadın var. En acısı ne biliyor musunuz? Bir mezar var, başında 8 tane kadın bekliyor. Herkes şehidi kendi şehidi sanıyor. Çünkü naaşı tanınmayacak halde. Mezarda bekleyen kadınların sayısı her gün tek
Duygu ve Düşünce
Gazze Düğünleriİbrahim Nasrallah · Ketebe Yayınevi · 20265 okunma
UYANIŞ MI VAZGEÇİŞ Mİ?
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu kitapla ilgili inanılmaz çıkarımlar varsayımlar sebep sonuçlar yazmak mümkün.. 1600'lü yıllarda yazıldığını düşünürsek hayran olmamak gerçekten elde değil. Don Kişot tanıdığım en şapşal, tatlı ve komik, kendi iç dünyasında bir adalet anlayışı olan illüzyonlardan var edilmiş bir karakter olmasına rağmen nasıl bu kadar gerçek hissettirebilir kendini bana bilmiyorum.. Retorik anlamda gelişmiş konuşma ve ikna becerisine sahip biri. Onun kitaplara ve okumaya düşkün olduğunu biliyoruz ve aslında bu kahramanlığa özenmesi gayet doğal değil mi?(haha bi an onun avukatı gibi hissettim) Uzun zaman sonra bir karakterin beni bu denli etkilemesi öyle ruhuma dokundu ki son sayfaları okumaya yüreğim zor el verdi.. Evet, hepimiz aslında kendi hayatlarımızın kahramanı değil miyiz.. onun da tam olarak yapmaya çalıştığı buydu. Birisi olmak, bir şeyler başarmak, en çok da kendine kanıtlamak istemesi her ne kadar aşık olduğu kadın için yaptığını söylese de bütün bunları kendini kanıtlama çabası mevcut. Süreklilik onu ayakta tutan şey, bir şeylerle mücadele ettiğine inanmak ve yenmek onu hayatta tutuyor. Peki kendini bulabildi mi Don Kişot bunu soruyorum kendime? Kendi yolumda ben de kendimi ararken, aslında bazen gerçeklere ben de nasıl göz yumdum diye sordum kendime. Zira gerçekler ağırdır kabullenmesi tıpkı köyüne dönmenin ona aslında bir hiç gibi hissettirmesi gibi. Bütün bu zaman boyunca kendini mi kandırdı yani? Gayesi hiç görmediği bir kadına olan kavuşma arzusu diye kendine inandırdığı.. Her şeye rağmen Don Kişot bize cesur olmayı ve korkmamayı öğretiyor aslında gerçek yenilmez bir savaşçı olmamasına rağmen öyle olduğuna inanması garip bir şekilde manipülatif etkiler yaratıp işe yarayabiliyor. Bir şeye ne kadar inanır öyleymiş gibi yaparsan ona dönüşmen gibi. Biraz da bu açıdan
Don KişotMiguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202127,5bin okunma