Bu kitabı okumadan önce, yalnızca genel hatlarına baktığımda bile içinde bana değecek bir şeyler olduğunu hissetmiştim. Okuduktan sonra da bunu farklı bir yerden doğruladım. Hikâye örgüsünü çok
Bazı romanlar bir hikâye anlatır. Bazıları ise bir sorunun peşine düşer. José Rodrigues dos Santos’un İsa’nın Son Sırrı adlı romanı ikinci gruba ait eserlerden biri. Üstelik peşine düştüğü soru
Kitabın spiritüel yaklaşımına katılmamakla beraber insan ilişkileri ile ilgili görüşlerini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Birçok çatışmayı basite indirgeyerek karmaşık insan ilişkilerini
Başlığı seçerken hiç zorlanmadım çünkü kitap boyunca hep bu cümle vardı aklımda. " Ben ne okuyorum.."
Başlarda fantastik türde bir kitap okuyor gibi düşünüyorsunuz , Çünkü betimlemeler ,cümle yoğunluğu, olayın ortam seçimi bu yönde..
Kitap ilerledikçe fantastik olmaktan çıkıp daha duygu yoğunluklu satırlara geçiyorsunuz.Çünkü olayın baş kahramanı geçmişiyle yüzleşip ,tanıdığını düşündüğü bir insanı aslında hiç tanımadığını farkediyor. Bu sayfalarda yoğun bir iç hesaplaşma ve hayatta kalma mücadelesi okuyorsunuz.
Baş kahramanın içindeki hesaplaşma bitince her insan gibi yaşadıklarının nedenlerini sorgulayıp bir sonuca varmak adına bir yola çıkıyor. Ama sona ulaşmak düşündüğündende tehlikeli ve acı verici..
Yol boyunca yaşadıkları mecara kitabı formatında ,her seferinde bu kez başaramayacak dediğimiz anlarda yeniden dirilişi.
Mücadelesi onu istediği sona ulaştırıyor ,onun için beklenmeyen bir son..
Ve sıkı durun :) yolun sonunda sizi bilim kurgu tadında sayfalarda bekliyor..
Ben kendi adıma bir kitabı okurken diğer sayfada ne olacağı tahmin edemediğimde o kitaba sıkıca sarılıyorum. Sonunu asla tahmin edememiş olmamda bir artı. Son sayfaya kadar heyecanımı taze tuttuğu için yazarı tebrik ediyorum.
Okunması ve asla hafife alınmaması gereken bir kitap..
Tavsiyemdir değerli okurlar..