10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Matt Haig'in yeni çıkan romanı olan "Gece Yarısı Treni", daha sosyal medyadaki duyurusuyla beni çok heyecanlandırmıştı. Kitap raflarda yerini aldığı gün ben de hemen sipariş verdim. Adından da anlayacağınız üzere Matt Haig'in yeni romanı, 'Gece Yarısı Kütüphanesi' ile aynı evrende geçiyor; hatta yazarımızın yeni kurgusunda o kitaba gönderdiği ince bir selam bile bulunuyor. Lakin aynı evrendeki iki kurgu arasında çok temel bir fark var: Gece Yarısı Kütüphanesi'nde Nora Seed bu evreni yaşam ile ölüm arasındaki o alanda yaşamıştı, yeni romanda ise Wilbur bu evreni ölümünden sonra deneyimliyor. Yazarımız ana kahramanı üzerinden yaşamın mucizeviliğini, hataları, pişmanlıkları, sevgisizliği, insanın sevmek ve hoşgörülü olmak konusunda her zaman daha iyisini yapabileceğini okura çarpıcı anılarla sorgulatmayı hedefliyor. Haig, günlük konuşma dilinde yalın bir üslup kullanırken kurgusu her zaman olduğu gibi çok sürükleyici. Alt metinde yoğun bir duygusallık hakim... Kahramanın yaptığı yanlışlar ve bunların hayatındaki insanlara etkisi; okurken insanın içini hüzünle dolduruyor. Özellikle son bölümlerde, ayrı bir duygusallık sarmaşık gibi tutunuyor kalbimize... Romanın bu yönünü çok sevdim. Çok beğendiğim bir okuma oldu. Bu kitabın da yayın haklarının alınıp ileride beyazperdeye uyarlanacağını düşünüyorum. Sean Penn veya Robert De Niro'dan bir Wilbur görmek sizce de keyifli olmaz mı?? Ana kahramanımız Wilbur Budd, 81 yaşında... Geçmişinde büyük acılar yaşamış, yoksulluğu deneyimlemiş bir insan... Bu hayatta en çok Maggie'yi seviyor. Tatlı tesadüfle başlayan iletişimleri kopuk kopuk devam etse de yetişkinliklerinde evleniyorlar. Rüya gibi başlayan evliliklerinde ışık her geçen yıl solarken Wilbur, evliliği ve sevgiyi beceremiyor. Çünkü yaşadıklarından dolayı cesur olmakta
Edebiyat
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026315 okunma
Ferze Kitap İncelemesi
9/10
··
Beğendi
Bazı kitaplar okunur, bazıları ise okurun ruhunda kalıcı izler bırakır. Ferze, tam da bu ikinci gruba dâhil edilebilecek nitelikte, derinliği ve anlatım gücüyle dikkat çeken etkileyici bir eserdir. İlk sayfasından son cümlesine kadar okurunu kendine bağlayan kitap, güçlü dili ve duygu yüklü atmosferiyle unutulması zor bir okuma deneyimi sunuyor. Eserin en büyük başarısı, sade görünen anlatımının ardında son derece zengin anlam katmanları barındırmasıdır. Her bölüm, okuru yalnızca bir hikâyenin peşinden sürüklemekle kalmıyor; aynı zamanda hayata, insana ve zamana dair yeni pencereler açıyor. Yazarın kelimeleri ustalıkla kullanışı, metni sıradan bir anlatının ötesine taşıyarak adeta edebî bir yolculuğa dönüştürüyor. Ferze, duygu ve düşünceyi dengeli biçimde harmanlayan yapısıyla çağdaş edebiyat içinde özel bir yere sahip olmayı hak ediyor. Okurun zihninde sorular uyandırırken kalbine de dokunmayı başarıyor. Bu yönüyle eser, yalnızca okunacak değil, tekrar tekrar dönülüp üzerinde düşünülecek kitaplardan biri olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak Ferze, güçlü anlatımı, etkileyici üslubu ve bıraktığı derin izlenim sayesinde övgüyü fazlasıyla hak eden bir eser. Edebiyatın insan ruhunu besleyen yönünü arayan herkes için değerli bir keşif niteliğinde olan bu kitap, nitelikli kalemi ve kalıcı etkisiyle uzun yıllar boyunca hatırlanacak çalışmalar arasında yer alabilecek güçtedir.
FerzeRamazan Çetiner · Kuytu Yayınları · 202013 okunma
Reklam
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:05
Yakın tarihte bir salgına şahit olduğumuz için kitap beni içine tümüyle aldı. Bizim yaşadıklarımızı anlatıyordu adeta. Lakin 242 sayfa bir bütün halinde olduğu için kitaba es vermek mümkün değil. Kitabı ay ay veya hafta hafta ayırsa hem kitabın okuma seyri hem de anlaşılırlığı daha kolay olurdu. Bir de son sayfalarda olayların tekerrürü beni biraz boğdu. Ve aklımda tek bir soru var, bu kitabı neden pandemide okumadım, eminim etkisi çok daha yoğun olurdu.
Veba Yılı GünlüğüDaniel Defoe · İş Bankası Kültür Yayınları · 20161,097 okunma
Zamanın verdiği hükmü değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Son dönemde ülke siyasetinde süregelen devlet aklı ve yeni ittihatçılık tartışmalarına tarihi bir şahitlikle kaynaklık eden Kemal Tahir'in bu romanı, bana, Cumhuriyetin ilanı ve sosyal ve siyasal iktidarın taksimi ile tasfiyeye tabi tutulan bir grup vatanseverin yaşadığı ikilemleri ve vatana sadakatlerinin sınava tabi tutulduğu olayları, Kara Kemal elinden tasfiye edilenlerin hissiyatlarını, Abdülkerim özelinde aksiyonerlerinin karakterlerini, Emin bey özelinde ise fikri destekçilerinin ikilemlerini ilk elden okuma fırsatı verdi. Yine ülkede böyle olmasaydı da şöyle olsaydı diye yaptırdığı sorgulamalar ve açtığı düşünce kulvarları çok değerli. Bunun haricinde okuması hızlı olan bu roman dil açısından ise günümüz Türkçesine yakınlığı ile oldukça sade geldi. Ağdalı bir dil olmasa da eski kelimelerle daha çok bezeli olmasını tercih ederdim. Zamanın verdiği hükmü değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Asıl "Kurt Kanunu" bu olsa gerek. Kemal Tahir Kurt Kanunu
Tarihi Roman
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 83. kitabı
"Buna bir din savaşı dense değildi. Bir uluslar çatışması dense değildi. Neden para, petrol, falan filan hiç değildi. Bilinen tarihte bu kadar devletin bir araya gelerek böyle bir caniliği yaptığı bir olay daha yoktu. Her dinden her soydan her coğrafyadan gelen insanların, silahların tek bir amacı vardı. Bir milleti belli bir coğrafyada yaşıyor olmaları nedeniyle geçmişteki ilkelerini bütün düşmanlara karşı korumaları nedeniyle ve belki de en önemlisi son yirmi yılda dünyadaki konumunu kendisine verilen rolü kabul etmemesi, bağımsız hareket edebilme kabiliyetini kazanmış olmasından dolayıydı. Onları millet yapmış olan ne varsa hepsi ile birlikte ortadan kaldırmak." Düzen: devletin bekası için ortaya çıkan özel yetenekli, ailesinde de geçmişte önemli görevlerde bulunmuş insanların çocuklarının küçük yaşlarda alınıp özel koşullarda eğitilip devletin ihtiyaç duyduğunda destek almasını sağlayan sistemin ismi. Sistemin işlenişini yazar hiçbir açık kalmayacak şekilde kurgulamış ki insan vay be böyle olsaydı gerçekte ne olurdu kim bilir diyor. Bu sistemin birebir kopyasını yapan başka ülkeler Düzen'i sarsmaya ve devlet için tehlikenin boyutlarını artırmaya başlar. Sistemdeki insanlar göreve çağrılır ve çıkan savaşta nasıl bir sonuç ortaya çıkacak halkı neler bekliyor derken 142 sayfa akıp gitti. Yazarın kaleminden okuma yapmayı sevdim, sade ve anlaşılır. Verilmek istenen mesaj net : "Bizleri birbirimize düşürmeye çalışan her sisteme karşı bir olmak, güçlü olmak." ~ "Düzen, insanların kontrolünde oldukça kusursuz olmayacak ama mutlaka düzenin gerçek sahibi bir gün emanetini geri isteyecek. İşte o zaman gerçek düzen sağlanacak, o zamana kadar hepimiz sadece gerçeğe en yakın, bir rüyanın esirleri olacağız." @mstf_dilsiz @oceangirlbook @perseusyayinevi Reklam değil.
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202414 okunma
Mahur Beste: Bir Medeniyetin Sessiz Vedası
5/10
·160 syf.··
2011 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2011 00:00
Yazarın doğum günü olması sebebiyle yıllar önceki incelememi buraya taşımak istedim. Bazı kitaplar bittiğinde geriye olaylar kalır, bazılarıysa yalnızca hisler bırakır. Mahur Beste benim için ikinci gruba giren romanlardan biri oldu. Sayfalarını çevirdikçe bir hikâyeyi takip etmekten çok, değişen bir dünyanın sessizce dağılışına tanıklık ettiğimi hissettim. Ahmet Hamdi Tanpınar bu romanda okuru büyük olayların peşinden sürüklemiyor; aksine zamanın, hatıraların ve değişimin insan ruhunda açtığı izleri göstermeyi tercih ediyor. Belki de bu yüzden Mahur Beste, ilk bakışta sakin görünen ama üzerine düşündükçe derinleşen romanlardan biri. Roman, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir zaman diliminde geçiyor. Ancak bu dönem, tarih kitaplarında alışık olduğumuz büyük olaylarla değil; insanların hayatındaki küçük kırılmalar, aile ilişkileri ve değişen yaşam biçimleri üzerinden anlatılıyor. Tanpınar, bir medeniyetin dönüşümünü meydanlarda değil, evlerin içinde, sohbetlerde ve insanların iç seslerinde görünür kılıyor. Romanın merkezindeki Behçet Bey, Tanpınar'ın en etkileyici karakterlerinden biri. İlk bakışta kararsız, içine kapanık ve hayata tutunmakta zorlanan bir insan gibi görünse de zamanla onun yalnızca bireysel bir karakter olmadığını fark ediyoruz. Behçet Bey, eski ile yeni arasında sıkışmış bir toplumun sembolü hâline geliyor. Geçmişe ait değerlerle yetişmiş ama geleceğin gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kalmış bir kuşağın sessiz temsilcisi gibi. Roman boyunca karşılaştığımız diğer karakterler de keskin çizgilerle çizilmiş kahramanlar değil. Hepsi kendi kırgınlıklarını, özlemlerini ve hayal kırıklıklarını taşıyan insanlar. Tanpınar'ın en güçlü yanlarından biri de burada ortaya çıkıyor. Karakterlerini yargılamıyor; onları bütün çelişkileriyle
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
Reklam
Reklam