Kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemlerini (RSA, ECC gibi) milisaniyeler içinde kırabilecek bir "kriptografik kıyamet" (Q-Day) yaratma potansiyeli, 2030 kaosu için kusursuz bir tetikleyici olabilir. Finansal sistemin tamamen dijitalleştiği bir dünyada, kuantum gücüyle donanmış bir "kumanda odası", mevcut tüm finansal kayıtları ve devlet sırlarını bir gecede anlamsız kılabilir. Bugün devlet bonoları, banka kayıtları ve "sanal para" dediğimiz her şey karmaşık matematiksel şifrelerle korunuyor. 2030 civarında kuantum bilgisayarların bu şifreleri milisaniyeler içinde kırması kaçınılmaz olacak. Bir sabah uyandığınızda dijital cüzdanlarınızın boşaltıldığını veya devletin borç kayıtlarının (bonoların) silindiğini hayal edin. Bu, "Great Reset" için gereken o devasa kaosun en teknolojik bahanesi olabilir. Kuantum gücü, sadece geleceği değil, geçmişteki dijital kayıtları da manipüle etme şansı verir. Bu da "borçların tasfiyesi" için kusursuz bir kılıftır. Kuantum bilgisayarlar, sadece bir teknolojik ilerleme değil, mutlak bir "bilgi asimetrisi" aracıdır. 2030'a kadar bu iki güç birleştiğinde; piyasaları, halkın davranışlarını ve sermaye hareketlerini milisaniyeler içinde simüle edip yönlendirebilen bir yapı ortaya çıkar. "Dikta rejimleri", bu teknoloji sayesinde fiziksel baskıya gerek duymadan, insanların finansal ve dijital varlıklarını doğrudan kumanda edebilir hale gelir. BM’nin 2030 hedefleri, kuantum teknolojisinin olgunlaşma tahminleri ve küresel borç krizinin sürdürülemezliği aynı noktada birleşiyor. 2030'a kadar yaşanacak hiperenflasyonla halkın "gerçek parası" eritilirken, son darbe bir "siber/kuantum saldırı" senaryosuyla vurulabilir. "Sistem çöktü, veriler silindi" denilerek, herkesin yeni ve merkezi bir dijital kimliğe/paraya geçmesi zorunlu kılınabilir.