Puan vermedi·128 syf.··
2026 44. kitabı
MEHMET CAN VARLIK-İÇSEL YÖN İnsan, yaşadığı olayların içinde kaybolduğunu sanıyor ama asıl kaybolduğu yer kendi zihninin içinde kurduğu otomatik senaryo. Mehmet Can Varlık, “pusula içeridedir” cümlesini romantik bir motivasyon sloganı olarak değil, zihnin çalışma mantığına dayanan bir tez gibi kuruyor: Dışarıdaki olaylar elbette var; ama o olayların sende bıraktığı etkiyi büyüten şey, beynin onlara verdiği anlam, yani senin zihin modelin. Kitabın ilk büyük hamlesi, okuru “Ben böyleyim” dediği yerden çekip “Ben böyle çalışıyorum” noktasına getirmek. Zihin–beyin–bilinçaltı ayrımı, prefrontal korteks–amigdala gibi kavramlar ve “ödül sistemi” anlatıları bunun için var: Okur, kendini “zayıf irade” ya da “yetersiz karakter” diye etiketlemek yerine, aslında iki sistemin çatıştığını görmeye başlıyor. Bir yanın planlıyor, mantıklı karar veriyor; diğer yanın tehdit algılıyor, geçmişten kayıtlı duygularla otomatik tepki veriyor. Yazarın okura hissettirmek istediği ilk duygu bence şu: Suçlu değilsin; yönetilebilir bir sistemin içindesin. Bu, kitabın en güçlü psikolojik etkisi: rahatlatma ve “kontrol geri gelebilir” hissi. Sonra olay örgüsü “neden”den “nasıl”a dönüyor. Kitap, düşünce–duygu–davranış döngüsünü kurup şunu söylüyor: Zihin bir fabrika gibi; hangi düşünceyi üretirsen, o düşünce bir duygu üretir; duygu da davranışı tetikler. Burada yazarın asıl hedefi, okuru “duygularım beni yönetiyor” hissinden çıkarıp “duygularım bir veri, ben yönlendirebilirim” noktasına taşımak. Yani kitap, okuru kurban rolünden gözlemci rolüne geçiriyor. Bu yüzden sayfalarda sık sık “Ne öğrendim?”, “Şu an kontrolümde olan ne?”, “Bundan sonra ilk adımım ne?” gibi sorular var. Bunlar basit sorular gibi görünse de aslında okura yeni bir kimlik veriyor: kendi zihninin yöneticisi. Kitabın orta damarında
İçsel YönMehmet Can Varlık · İkinci Adam Yayınları · 20251 okunma
10/10
·184 syf.··
2025 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 11:51
Modern çağda her şey bu kadar iyi durumdayken neden kendimizi kötü hissediyoruz? Aslında tüm arayış bu temel soruyla başlıyor. Onlarca psikoloji, kişisel gelişim ve nöropsikoloji okuması yapmama rağmen hiçbirinde tam olarak aradığım karşılığı bulamamıştım—ta ki Anders Hansen'ın "İyi Hissetmenin Dayanılmaz Zorluğu" adlı kitabıyla tanışana kadar. Kitap, bu karmaşık konuyu dokuz ayrı bölümde ele alıyor ve ana argümanını beynimizin evrimsel programlanmasına dayandırıyor. Atalarımızın beyninin temel çalışma prensibi tek bir şeye dayanıyordu: Hayatta kalmak. Beynimiz, milyonlarca yıl boyunca sadece bu amaç için programlandı. Ancak, insanlığın gelişim hızı ne yazık ki nörolojik evrimimizin hızıyla eşleşmiyor. Bu nedenle beynimiz, modern yaşamda bile bizi hala avcı-toplayıcı bir hayata göre hayatta tutmaya çalışıyor. Bu amaç uğruna beyin, sürekli tetikte yaşıyor; her şeyi tartıyor, kuruyor ve en ufak bir tehlike sinyalinde alarm veriyor. Unutmamalıyız ki, bizler yetişkinliğe ulaşmayı başarmış, çalıdaki en ufak bir hışırtıyı bile aslan sayan temkinli bir yazılımla hayatta kalmış ataların torunlarıyız. Atalarımızdan teyakkuzlu, aşırı korumacı bir beyni miras aldık. Modern hayatta bu tür hayati tehlikeler yok, ancak beynimiz hala bir savaşın ortasında olduğunu varsayıyor. Bu durumun sonucu olarak, tehlike sayılmayacak birçok neden karşısında bile tehlike alarmı veriliyor. İşte bu durum, günümüzdeki anksiyete ve depresyon olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, modern depresyonu; yalnızlık ve içe kapanma halini bir rahatsızlık değil, beynin bir korunma içgüdüsü veya 'reset' atma şekli olarak tanımlıyor. Bu, bir hata değil; atalarımızdan kalan, evrimleşmiş bir yer edinme ve onarım isteği olabilir. Modern dünyada bu doğal işleyiş kabul görmüyor ve sürekli bir "iyileş" baskısıyla karşı
İyi Hissetmenin Dayanılmaz ZorluğuAnders Hansen · Nova Kitap · 2025252 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·296 syf.·
Beğendi
·
2025 125. kitabı
Çeri 3 – Detaylı Kitap Özeti Giriş Kitap, 2020’nin felaketler yılı atmosferinde açılır: pandemi, virüsün mutasyonu, küresel güçlerin aşı ve para üzerinden dünyayı yönlendirme çabaları. “Dijital Dünya” ve yeni ekonomik düzen tartışmaları, romanın temel gerilimini oluşturur. Çeri ve Han, bu küresel oyunların perde arkasını çözmekle görevlidir. --- Rahip Robinson (Brunson) Olayı Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde gündeme oturan Rahip Brunson meselesi, kurgusal bir bağlamda ele alınır. Bu bölümde, dış güçlerin içeride nasıl krizler çıkarabildiği, medya ve diplomasi üzerinden kurulan baskılar tartışılır. Çeri ve Han, bu olayın aslında çok daha derin bir küresel planın parçası olduğunu öğrenir. --- Haşhaşiler Tarihî bir geri dönüşle, Haşhaşiler tarikatı ve onların yöntemleri ele alınır. Modern çağda da benzer yöntemlerin (manipülasyon, sızma, suikast, propaganda) hâlâ kullanıldığına dikkat çekilir. Çeri ve Han, geçmişten bugüne “gizli örgütlerin” sürekliliğini görür.
Çeri - IIIGökhan Çayırlı · Lopus Yayınları · 2021167 okunma
8/10
·464 syf.··
2025 38. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2025 21:49
İtiraf etmeliyim ki kitabın sonunda bir 15 sayfa daha olsun istedim. Jane ve Hector hakkında daha fazla ayrıntı istedim. Sanırım bizim dünyamızda da Pandora'nın kutusu açıldı, felaket üstüne felaket yağıyor. Keşke bizimkine de reset atabilsek Ama bu dünyada suçlu olup kendini egolarında kaybeden Olimposlular yok. Koltuklarından aldıkları güçle sarhoş olmuşlar var. Sevgili yazarlarımız üçüncü kitapta iyi bir iş çıkarmışlar. İkinci kitap olan Dönüşüm ü okurken bazı ayrıntılar ve olaylar bende havada kalmıştı ama bu son kitapta harika bağlantılar yapılmış. Daha önce yazdım mı bilmiyorum ama bu seriye bir pozitif ayrımcılığım var. Wattpad döneminde de basım sürecinde takip ettiğim, wp grubuna dahil olduğum ve hatta yazarlarla tatlı bir bağ kurduğumu düşündüğüm bir seri. Kendimi bulmaya çalıştığım, hayatın çeşitli zorlukları üstüme fırlattığı bu dönemde lise yıllarımda tanıdık bir dost olan kelebek serisi bana çok iyi geldi. Yayınevlerine okurlar olarak mesaj attığımız günleri hâlâ hatırlıyorum. Yıl 2025 ve ben hâlâ aynı yerdeyim kızlar, o samimi sohbetlerde, kurulan dostluklarda.
KozaGizem Günyer · Epsilon Yayınevi · 201880 okunma
Oyun geliştirmek ne kadar zor olabilir ki?
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 00:00
Kan, Ter ve Pikseller Güzel bir kitabın daha sonuna geldim ve tek başına oyun geliştirmeye çalışan biri olarak şunu söylemeliyim ki bu kitap bu tarz bir işe girişecekken nelerin karşınıza çıkacağını çok güzel bir şekilde özetliyor. Yazarın Kan Ter ve Pikseller adlı kitabını daha önce okumuştum ve oyun yapmanın zorluğunu orada da çok güzel anlatıyordu ama işin sonunda mutlu bir son vardı, bu kitabında ise oyun yapımının tamamen kötü yanlarına odaklanmış yazar, özellikle pek çok köklü ve büyük oyun şirketinde çalışmış kişilerden topladığı bilgiler çok değerli. Eğer ki sizin de oyun yapmak gibi bir hayal yada planınız varsa Jason abi'nin bu iki kitabını da okumanızı şiddetle tavisye ederim. Jason Schreier Reset At
Reset AtJason Schreier · İthaki Yayınları · 2022144 okunma
Doğa ve Yürüyüşün Romantizmi
Puan vermedi
Eser yürürken düşünme üzerine yöntemlerini sıralıyor. En fazla dört kişi olun. Mümkünse yalnız olun. Diğer türlü sosyal gürültü olur, düşünemezsiniz. Yola çıkarken hazırlık yapın fakat sadeliğe özen gösterin. Kapitalist sistemin tüketicilere dayattıklarına kanmayın. Uzun yürüyün, hep yürüyün. Sessiz bir yerde dağ, orman yürüyüşleri yapın. O zaman derin düşünceler gelecektir. Ya da iç sesinizi duymaya başlayacaksınız. Kitapta doğa ve yürüyüşe yazılan övgüler beni etkiledi. Daha çok romantik anlatımını sevdim. Öyle güzel cümleler okudum ki, kitabı işaretleye işaretleye neredeyse bir bakkal defterine çevirecektim. Doğanın çağrısı, yola çıkma arzusu içimde uyandı. Kitabı okumadan önce de yürüyordum, ancak okuduktan sonra yürüyüşlerime yeni bir anlam kazandı. Yürüyüşüm değişti, planlarım değişti. :)) Doğanın sessizliğini kamp yürüyüşlerinde deneyimlemiştim. Uyku tulumun hışırtısından bir insan ne kadar rahatsız olabilir ki? O sessizliği o kadar derinden hissetmiştim ki, hışırtı bana çok gürültülü gelmişti. Sanki bir şeyleri rahatsız ediyormuşum gibiydi. Ancak bu kitapla doğanın sessizliğinin sesini, huzurunu hissettim. Yine sık bir ormanda gece ve mağara yürüyüşü yapmıştım. Feneri birkaç dakikalığına kapatıp zifiri karanlığı tecrübe ettim. Feneri açtığımda biraz baş dönmesi ve ışığa duyarlılığım artmıştı. Her şeyden önemlisi göz dışında diğer tüm duyularınız son derece iyi çalışıyordu. Bir haftalık kamplı trekking yürüyüşlerine katıldığım zamanlar olmuştu. Telefonum kırıldı, dış dünyayla, sosyal medyayla, haberlerle iletişimim kesildi. Eve döndüğümde ise alışkanlıklarımın değiştiğini fark ettim. Gereksiz olan ne kadar şey varsa terk ediyordum. Bana huzur veren şeyleri daha iyi anlıyor ve hissediyordum. Evet, uzun yürüyüşler zihne bir reset atıyor, insana huzur
Doğa ve İnsan
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20179,1bin okunma