Hiçbir şey düşünmeden ya da her şeye birden kafa yorarak oturup kaldığım, kucaklamak istediğim ama beni yiyip yutan şu olumsuzluğun içinde ezilip kalmış olarak geçen günlerim, hatta yıllarım oldu.
Düşünce ve sanat, boş ruh yarasasının havaya çizdiği anlamsız kavisler, yani havaya savrulan sigara dumanları gibi bin dallı ve dolambaçlı olsa da, anlamdan yoksun görüntüler salgını değil, zaman içinde yavaş yavaş dolan ruhumdan coşarak, (ben) i, eşyayı ve tarihi çevreleyip öbür yaratış hallerine doğru akan, dolayısıyla ruhumla onun yaratıcısı arasında bir geliş gidiş, bir akış, dinamik bir köprü olan bir edebiyat çerçevesidir.
Tanrı ve insan. Her şey, inanan insanın, Tanrıya doğru koşuşu, düşüşü, tekrar yücelişi, cennetini yitirişi, hakikat medeniyetini yitrişi ve tekrar buluşu biçiminde olup bitiyor.