"Çocukluğundan başlayarak bütün belli belirsiz düşlerin, bütün düşüncelerin ve hayallerin, yaşadığı her şeyin, uzun süredir unutmuş olduğu her şeyin çok büyük şekiller ve görüntüler halinde gözlerinin önünde canlandığını, vücüt bulduğunu ve etrafını sardığını görüyordu ; gözlerinin önünde büyülü, görkemli bahçeler belirdiğini, koskocaman şehirlerin kurulduğunu ve yıkıldığını, mezarlıklarda yatan ölülerin yeniden yaşama döndüklerini, tüm kabilelerin ve ulusların doğumlarını ve ölümlerini ve her düşüncesinin, her hayalinin hasta yatağının etrafında tecessüm ettiğini görüyordu ve sonunda soyut düşünceleri değil somut dünyayı, somut varlıkları düşündüğünü, bu sonsuz, garip, içinden çıkılamaz evrende bir toz zerresi gibi uçuştuğunu, bu yaşamın isyankar bağımsızlığının üzerinde baskı oluşturduğunu ve ebedi, sonsuz ironinin peşini bırakmadığını görüyordu ; öldüğünü ve ebediyen hayata dönemeyecek bir biçimde toza ve küle dönüştüğünü görüyordu ; kaçmak istiyordu, ama tüm evrende saklanabileceği tek bir yer dahi yoktu. Sonunda büyük bir öfke nöbeti içinde kendini zorladı, bağırdı ve uyandı...
Sayfa 25 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu