Biraz sonra değil, şimdi. Gelse ve alıp götürecek olsa bizi Azrail Hazretleri, pişmanlığım kaç para eder ki, bütün bu hayıflanmaların ve günahların kanlı telvesinde, gözyaşlarının gözlerimi unuttuğu bir bitkinlik ve umutsuzlukta ben, bir adım daha atabileyim ileriye... bunca adımım, iptidai ve çıfıt iken.
Alıntı
"İnsan, anlaşılmadıktan sonra bir daha konuşmak istemiyor."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatıma girdiyseniz gitmeyin
Herkesin gitmesinden nefret ediyorum. Ne kadar "alıştım" desem de her giden benden bir parça daha alıp gidiyor sanki. İnsan bir süre sonra kimseye bağlanmamayı öğreniyor sanıyor ama olmuyor.Baglandigim bircok insan nedense gitmeyi seçti.Hayatima biri girdiginde ve ben ona bağlandığım da ilk olarak ya o da giderse diye düşünüyorum.Belki de ben fazla abartıyorum,bilmiyorum. Artık kimsenin verdiği sözlere inanmak istemiyorum.Çünkü en çok kirulan ben oluyorum.Ben kaybettiklerime değil, kolayca vazgeçen insanlara kırgınım.Bundan sonra kim giderse gitsin arkasından koşacak olan ben olmayacağım.
Duygu ve Düşünce
Sana yazıyorum ya, deniz benden önce başlıyor beklemeye. Siyah bir uykudan binlerce rüya kıpkırmızı uyanıyor. Sonra akşamlara dek köpük, sis, uğultu... Uzaklıktan büyük resimler çiziyor kumlara su. Senden yana düşüyor dağın gölgesi. Mum çiçekleri gözlerinden salıyor kokusunu. Yollar iyi haberler gibi uzuyor kısalıyor. Senin yerine cümleler kuruyorum kendime. Sonra aralayıp her bir harfini, yaşlı bir hevesle sevinçler okuyorum. Bir hayal karınca kirpiklerinin sabahına yürüyor. Zaman avuçlarının içinde. Açıyorum, insan olmanın sonsuzluğu; kapıyorum, ölüm dünya olup geliyor üstüme. Sana yazıyorum ya, içimde umutsuz bir güzellik. Her şeye yeniden inanıyorum. Ben bir ay pervanesiyim. Kanatlarım dünya, sözlerim sevgi. Kendime masallar anlatıyorum. Şükrü Erbaş
Çok sevdik geçecek şeyleri.Çok bağlandık elimizden alınacak olanlara.Sonra kaybolunca şaşırdık.Ben artık bazen sadece sessizce oturuyorum.Konuşmaya gücüm yok.Çünkü ne desem eksik.🥀
Edebiyat
Aşk sizi çağırdığı zaman, onu izleyin, Yolları zorlu ve dik olsa da. Kanatları sizi sardığı zaman, ona teslim olun Tüyleri arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa da. Aşk,sizinle konuştuğu zaman ona inanın.Bahçeyi tarumar eden kuzey rüzgarı gibi darmadağın etse de düşlerinizi,sesiyle.. Çünkü aşk,hem taç olur başınıza hem çarmıha gerer sizi.Hem besler büyütür hem de budar sizi. Yücelerinize tırmanıp okşar sever güneşte titreyen en körpe dallarınızı, İnip sonra aşağı, sarsar toprağa tutunmuş köklerinizi mısır demetleri gibi derer aşk sizi. Harman yerinde dövüp çırılçıplak bırakır. Kabuklarınızı elemek için kalburdan geçirir. Apak edinceye kadar öğütür sizi. Yumuşayana kadar yoğurur Ve sonra sizi atar kutsal ateşine, Tanrı’nın kutsal şölenine kutsal ekmek olasınız diye. Aşk bütün bunları, yüreğinizin sırlarına ermeniz ve bu bilgiyle Hayat’ın yüreğinin bir parçası olabilmeniz için yapacaktır. Fakat eğer korkularınız içinde, sadece aşkın huzurunu ve hazzını aramaksa muradınız, O zaman çıplaklığınızı örtüp aşkın döven yerinden çıkın daha iyi, Girin güleceğiniz ama doyasıya gülemeyeceğiniz, ağlayacağınız ama bütün gözyaşlarınızı dökemeyeceğiniz o mevsimsiz dünyaya. Kendinden başka bir şey vermez aşk ve kendinden başkasından almaz. Ne sahip olur aşk ne de kendine sahip olunsun ister. Çünkü aşka aşk yeter. Sevdiğiniz zaman “Tanrı yüreğimde” değil, “Ben Tanrı’nın yüreğindeyim” demelisiniz. Ve aşka rota çizebileceğinizi sanmayın. Çünkü sizi layık bulursa eğer rotanızı aşk çizer. Aşkın kendini tamama erdirmekten başka bir tutkusu yoktur. Fakat âşıksanız ve tutkularınız olacaksa mutlaka, şunlar olsun tutkularınız: Erimek ve akan bir dere olmak ezgisini geceye söyleyen. Tanımak aşırı muhabbetin sızısını. Yaralanmak kendi aşk idrakinizle; Ve kan ağlamak isteyerek ve
1000Kitap