Sonra ortalıktaki sahtekarlara bir göz gezdirdim. Yan tarafımdaki bir herif getirdiği yavruyu acayip tavlıyordu. Kıza, ellerinin çok aristokrat olduğunu söylüyordu. Bittim buna.
O dönemde önemli devlet memurluklarına girmek is- teyenler meydanlarda üstü para dolu masalar kurup utanmadan yurttaşların oyunu satın alıyordu, onlar da paraları aldıktan sonra yalnız oyla değil oklar, kılıçlar ve sapanlarla hedeflerine ulaşmaya çalışıyordu. Çoğu kez meclisin kana bulandığı, adayların öldürüldüğü bile görülmüştü.
"Bu dünyada mutlak iyilik olmadığı gibi mutlak kötülük de yok" dedi adam. "İyilikle kötülük durgun, sabit şeyler değildir, sürekli yerlerini ve konumlarını değiştirirler. Bir iyilik bir süre sonra kötülüğe dönüşebilir. Tersi de olur. Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’de tasvir ettiği işte öyle bir dünyaydı. Önemli olan sürekli hareket halindeki iyilikle kötülüğün dengesini koruyabilmek. Ağırlık bir tarafa kayacak olursa, gerçeklikte ahlakı ayakta tutabilmek zorlaşır. Evet. Dengenin kendisi iyiliktir. Bu yüzden benim dengenin korunması için ölmem gerekiyor."
"Bir insan ne kadar yaşayacağına dair kaygılanmamalı, yaşama sıkıca bağlanmamalı, bu konularda tanrıya güvenmeli ve kadınların dediği "Hiç kimse yazgısından kaçamaz," sözüne inanmalıdır. Sonra da yaşadığı müddet boyunca en iyi şekilde yaşamaya çalışmalıdır."
"Gerçeği niye itiraf etmiyorsun, Luzia? Rolüne öyle kaptırmışsın ki kendini, kendin bile inanmaya başlamışsın."
"Ben kim olduğumu biliyorum."
"Öyle mi? Kendini alçaltmak, gözlerini kaldırmamak, görünmez olmaya çalışmak ne demektir, bilirim. Hiçbir şey olmak tehlikeli iştir. Kimsenin görmeyeceğini umarsın, sonra bir gün bir bakarsın senden geriye toz kalmış sadece, göz ardı edilmekten yok olup gitmişsin."
-Rica ederim, susunuz! Bana sadakatten, aşktan bahsetmeyiniz. Onların nasıl aldatıcı, yanıltıcı yalanlar olduğunu anladım. Bundan sonra aldanmak istemiyorum..
Sayfa 57 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu