"Sızlatır yüreğimi bunca suret etrafına Çöreklenen, yapışıp kalan hayaller: Sonsuzca narin sınırsızca çileli Bir şeylerin düşüncesi." T. S. Eliot
Duygu ve Düşünce
BİR SERÂBIN PEŞİNDE...
(...) İnsanların birbirlerine doğru çekilmesi bir gerçek elbette, yaşayanlar âşkın bir adresi olduğunu biliyor. Ancak âşk deyince sadece fizyolojik çekimden bahsetmiyorsak eğer, içini sevgiliye yakıştırdığımız, yâni kendi içimizde çattığımız bir şeyden söz ediyor olabiliriz büyük ölçüde. Vuslattan sonra yaşanan hayâl kırıklıklarının buna bir delil, bir işaret olduğunu söylemek de çok acayip kaçmaz hattâ. O vakit, aşkı cazibesine kapılmaya hazır olduğumuz bir imkân olarak görmekle birlikte, aslında bir imkânsızlığın peşinde olduğumuzu görmemiz gerekiyor. Çünkü sevgiliyi içimizde gönlümüze göre şekillendiriyor olsak bile; dünyadaki gerçek hâlleriyle, huyu ve karakteriyle, hissî ve zihnî yönelimleriyle yaratan biz değiliz onu. Onun bizim tasavvur ve tahayyül ettiğimizle tam olarak örtüşemeyecek kendine özgü bir insanlığı var. İnsanın kendi gölgesini kovalaması gibi bir şey aslında bu, asla yakalayamayacağımız bir şeyin, bir hayâlin, bir serâbın peşinden gidiyoruz. Hem de şuursuzca... Peki neden oluyor bu, neden yapıyoruz bunu kendimize? Hakiki bir vuslat, bu dünyanın gerçekliği içinde böylesine imkânsızken, neden gönüllü kaptırıyoruz kendimizi bu can hevesine? Sevmek sonsuzca özlemek demek çünkü, sevgili yanı başımızdayken bile... Bile bile neden bırakıyoruz kendimizi biçare pervaneler gibi bu yakıcı ateşe? -Gökhan Özcan, "Suyun İçinde Susuz...", yenisafak.com, 26 Haziran 2023-
gökhanözcanyazıları
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ah evet,o harika anlarım oldu.Hayat armağanı
Hiç biriyle birlikteyken zamanın dışı, askıya alınmış anı hissettin mi, sanki hiçbir şey yokmuş gibi? Bazen askıya alınmış bir anın geçici tatlılığını tadıyoruz, zaman sürekliliğinde sonsuzca akan bir tür ara parça. Dış dünyanın kaybolup paylaşılan bir yakınlık balonuna dönüştüğü büyülü bir ara sahne. Hiç zamanın bu lezzetli kucaklamasını, zamanın dışında ve şimdiki anla uyum içinde bulduğunuz bu geçici ve değişken parantez duygusunu hissettiniz mi? Sanki dünya o zaman durdu, saat elleri durmaksızın dansını askıya aldı ve buluşan ruhlara, yeniden birleşen bu yolcu ruhlara bir nefes sundu. Bu anlar nadir, değerli, hayatlarımızın huzursuz ve bazen çalkantılı hayatlarının okyanusunda kaybolmuş inciler gibi. Ve yine de, bu askıya alınmış an ortaya çıktığında, tüm varlığımızı büyüler. Bu kişiyle birliktesiniz ve sadece varlığı zamanın sınırlarını koparma gücüne sahip. Her birinin söylediği sözler uzak yankılara dönüşüyor, sanki başka bir hayatta hep birbirinizle iletişim kurmuşsunuz gibi. Kelimeler bir araya gelir ve birlik oluşturur. Bu, ruhun tanımasıdır, gözlerle sessiz bir simyadır. O zaman bunun sihir, gizemli bir simya olduğuna inanabiliriz; bu simya bizi sarıyor ve sadece şimdiki anın önemli olduğu, bizi kısıtlamalarımızdan, bağlılıklarımızdan mahrum bırakan bir uzay-zamana taşıyor. Sözler ve gülümsemeler eterik melodiler gibi yankılanır. Birlikte olmak basit bir eylem, hayatın sessiz bir kutlamasına dönüşür. Kendimizi bir kavşakta buluyoruz, dün ile yarın arasında bir köprüde ve ulaşılamaz sonun sonunda sadece ufuk var, geçiş sonsuza dek sürecek. Önemli olan şimdi ise. Bu samimiyet balonunda, duyular neredeyse elle tutulur bir yumuşaklıkla uyanır, hafif bir esinti cildi okşayan bir esinti gibi. Nelly Delas
Ezilmeme dürtüsü mü; dinlenebilmenin hafif tüyden örtüsü mü?
Kayayı tepeye itiyorsun, gerı yuvarlanıyor. İtiyorsun tekrar düşüyor, itiyorsun tekrar düşüyor.. Herkesın bu hayatta ittiği kayası farklı, sınandıgı yerler de ama acaba kaç kişi aynı kayadan defalarca, farklı şekilde sınanır burası bılınmez. Peki neden, Sisifosluk yüklenir ruha... Ruh mudur bunu seçen yoksa kaya mıdır ruhu sonsuzca seven? Nedir, kayayı ittiren, ezilmeme dürtüsü mü; dinlenebilmenin hafif tüyden örtüsü mü?
Duygu ve Düşünce
"Her hâl geçer. Bir zaman hüzünden akan gözyaşları bir zaman sevinçten çağıldar. Allah dengeyi esas kılmıştır ve biz Rabb'e sonsuzca güveniriz."
02.06.2026 -RÜYA- (Çocuğun elinde Lilithin arkadaşının günlüğü vardı. Raslantı eseri eline geçmiş Lilith’de günlüğü sormuştu. Ancak çocuk defterin günlük olduğunu bilmediği için haberim yok demişti.) (Çocuk günlüğü ortasından açar açmaz şu satırlara denk geldi) Aleyna Günlük: Lilith sürekli zorluk çıkarıyor - Bir katilin aşık olduğunu görmek garip ve imkansıza aşık olması -işte kötü olan da bu Çocuk kaç kere istemediğini söylemiş Bende kaç kere olmayacağını söyledim. “Bu doğru değil,o başkasına değil bana aşık zamanı gelince gelecektir.”diyip durdu. Sana bizim dışımızda kimse güvenmez dedim ona Hele Masum bir çocuk asla! En Kötü,En zalimle masum biri olur mu hiç ? Uyum yasasına ters Tehlikeli bir hayat yaşıyorsun o ise normal bir hayat yaşıyor Senle olmaz dedim Tamam çok güzelsin ancak elinde kan var dedim O çocuk aşk olmadan kimseyle olmaz dedim 34 yaşındasın kızım 25 inde çocuk seninle olur mu ? Aşık olursa da yaşıtına olur dedim Yaşıtını ister genç kişi ve sen ondan önce yaşlanacaksın dedim “O ömür boyu benimle olacak göreceksiniz.”dedi Senin bizden başka kimsen yok -Hayatın yüzünden ailen kabul etmiyor seni ve etse bile o çocukla olmanı istemezler dedim- onun bir ailesi var -Çok tutmasalar bile sonuçta ailesi var gün gelir kiralarına bakar orta seviyede rahat bir yaşam sürer senin ise hiçbir şeyin yok yarın yaşayacağın bile meçhul- nasıl olacak ? Sana aşık olsa bile çocuk aileleri bir araya getirmek isteyecektir Her şey engel görmüyor musun ? dedim Hepimiz söyledik dinletemedik - O her şeye rağmen bütün engelleri geçip yalnızca bana gelecek beni seviyor - diyip durdu Vazgeçsin diye çocuk hakkında yargılarda bulunduk
Edebiyat