Ben bende eksik olanım, bizler bizde eksik olduğunu hissettiğimiz ve henüz adı olmayan, dolayısıy­la da sonsuzca adlandırmaya uğraşmamız gereken şeyiz.
Sayfa 43 - tanımlar dünyadan azade bir nitelendirmeyle de çoğu zaman. Hakiki aşk, O'na varan, O'nu buldurandır.·Kitabı okuyor
Bunları okuyunca yazanı anma derim; Çünkü öyle sonsuzca seviyorum ki seni Tatlı anılarında unutulmak isterim Acı çektirecekse sana düşünmek beni. Ah ben düştükten sonra bağrına toprakların Göz atacak olursan bu şiirlere bir gün, Söylemesin zavallı adımı dudakların,
Şiir
Reklam
…kendime, ölüm nerede başlıyor diyordum... tenin üzerinden mi geliyor yoksa altından mı çıkıyor?.. Parmakların ucunda mıydı, yaşama ağrısı çektiğinde karnının ortasında mı yoksa dirsekte mi ya da bir dizin ortasında mı?.. Öldürmeye nereden başlıyordu? Her kişinin ölümü neresinde yaşıyordu?Uykuda mı yoksa uyanmada mı?Ölüm öldürmekten yorulup kendisi de ölüyor muydu? Ten soğuduğunda ve et sertleştiğinde ve her şey ağaca ve buza dönüştüğünde, ölüm nereye girmiş oluyordu?.. Eğer ölüm tek tek her kişide bulunuyorsa ve her kişi birer ölümse neden ölümler denmiyordu onlara? Erkek ölümler ve kadın ölümler, sefil sabır kurtçukları gibi içten içe bekleyen ölümler. Ve çocuk ölümler: susmuş, gizlenmiş ve bir taş atımında. Açık ve gülen bir gözle. Ölüm yaklaşıyor demek yerine ölümler geliyor denemez mi? Ve ağaçların içindeki ölümler. İçten içe çürüyen ağaçlandırılmış ölümlerin sonları ölerek geliyordu.Ölümü derlemiş olan ağaç da ağır ağır toza dönüyordu, zamanın sonsuzca sahip olduğu vakitlerden biriyle. Bozuluyorlar, tırtıl gibiler, demişti tutsak. Ölüm tırtılın içindeki kelebek gibi ağacın içinde yaşıyordu. İçerden çıkmak acıtır. Tırtıldan çıkan kelebeklerin çoğu kanatlarına kan gönderemezlerse kuru tırtılın derisine takılıp orada ölürlerdi...
Ah siz sevgi dolu olanlar, hiç yara almamışlar yüreklerin başlangıcı görünür size. Oklara ait yay ve okların varacağı yer, gülümsemeniz sonsuzca parlar yaşlar içinde. Korkmayın acı çekmekten, ağır şeyler, sizi geri gönderir Dünya'nın ağırlıgına; ağırdır dağlar, ağırdır denizler.
Carpe diem!
Carpe diem! diyordu yeşil periler,elbette her şey sonsuzca farklı olabilirdi.Ama çok geç artık,anı yaşayın,zaman çünkü yalnızca ileriye akar.
Sayfa 426·Kitabı okudu
Feuerbach, Tanrı’nın insanın iyilik, aşk veya güç gibi nitelikleri yoluyla anlamlandırıldığını, fakat bu süreçte, insanın söz konusu olumlu niteliklerinin önemli ölçüde mübalağa edildiğini söyler. Tanrı bütünüyle iyidir, tam anlamıyla sevendir ve sonsuzca kudretlidir. İnsanın, bu şekilde düşsel bir varlığa fırlatılan nitelikleri, ona bir şekilde yabancılaştırılmış niteliklerdir. Yetkin ve gücü her şeye yeten bir Tanrı ile karşılaştırıldığında, insan kendisini, Tanrı’ya devretmiş olduğu niteliklerden yoksun olarak, olumsuz terimlerle tanımlar.
Sayfa 855 - Say·Kitabı okuyor
Felsefe
Reklam
Reklam