Puan vermedi
Spoiler Henüz bitirmedim ama beni rahatsız eden önemli bir konu var kadın baş karakter Georgia heeeer şeyde ama her şeyde o kadar kararsız ki sürekli herkes bunu ikna etmek için alternatif seçenekler yollar üretmek zorunda Max'e anlam veremedim abicim tamam güzel kız hoş kız da niye bu kadar vuruldun bu kadar özveri gerektiren br işe girdin ya . Kız sürekli anksiyete krizine girmek için yer arıyor . Eski sevgilisi pardon açık ilişkide olan sevgilisi ile olan kısım tamamen saçmalık zaten herif bunu terk etmiş bu hala ama onun doğru insan olduğuna emindim. Demek ki senin bu çok düşünme analiz etme durumların doğru sonuç vermiyor ablacım ya . Bir insan saçını boyatmak için 3 yıl düşünür mü ? Kuaför sandalyesin de hala tereddüt eder mi okuduğum yerr kadar tereddüt etmeden yaptığı bir şey yok zaten de neyse. Böyle bir karakterin başarılı bir işletmesinin olması da imkansız bu arada. Neyse
The Summer ProposalVi Keeland · Publishing Corp · 018 okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 02:47
"Tanrı Hepimizden Nefret Ediyor", küfürlü ve umursamaz görünen dilinin ardında insanın yalnızlığına, pişmanlıklarına, bağımlılıklarına ve kendini tüketen yaşam biçimine ayna tutan çarpıcı bir roman. Hank Moody, hayatı kaos içinde yaşayan, zekâsı ve keskin mizahıyla dikkat çeken; buna karşın duygusal olarak kırılgan, sevdiği insanlara bağlı fakat kendi hatalarının gölgesinden çıkamayan çok farklı bir karakter. Eski sevgilisi Karen, kızı Becca ve diğer karakterler aracılığıyla aşk, aile, sadakat, cinsellik, bağımlılık, başarı ve başarısızlık kavramları sorgulanırken, olay örgüsü klasik bir başlangıç-gelişme-sonuç düzeninden ziyade, Hank'in savrulan yaşamının parçalarını bir araya getiren akıcı ve episodik bir yapıda ilerliyor. Alkol, uyuşturucu, kadınlar ve bitmek bilmeyen skandallarla ilerleyen hikâye, aslında insanın kendi vicdanıyla verdiği en zorlu mücadeleyi anlatıyor. Yazar, kara mizahı trajediyle ustalıkla harmanlayan; küfürlü, cesur, sansürsüz ama aynı zamanda edebî göndermelerle beslenen samimi bir anlatım dili kullanıyor. Diyaloglar son derece doğal, tempo ise hiç düşmeyecek kadar canlı. Her sayfada okuru hem güldüren hem de karakterin içsel boşluğunu hissettiren bir atmosfer var. Roman, modern insanın tüketim kültürü içinde kayboluşunu, özgürlüğün bazen sorumsuzlukla karıştırılmasını ve yapılan seçimlerin insan ruhunda bıraktığı izleri sorgularken, ahlaki yargılar dağıtmadan okura kendi çıkarımlarını yaptırıyor. Kusurlarıyla yaşamaya çalışan, sevgiyi ararken kendinden uzaklaşan bir insanın varoluş sancılarını anlatan, sert üslubunun altında güçlü psikolojik çözümlemeler barındıran, düşündüren başarılı bir roman.
1000Kitap
Tanrı Hepimizden Nefret EdiyorHank Moody · Altıkırkbeş Yayınları · 2020186 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hüsran
5/10
·424 syf.··
2026 1. kitabı
Yabancı booktok trope'larına köle olmuş bir fantastik kitap daha. Artık bıkkınlık geldi valla. Gökten baş karaktere büyü gücü yağıyor, ve bilin bakalım kim bunun farkında değil ve inatla reddediyor? Her neyse, konusu güzel, oldukça potansiyel barındırıyor fakat yazar karakterlerin gelişimi ve fantastik dünyanın detaylıca oluşturulması konusunda epey eksik kalmış. İlk yarısında güzel gittiğini düşünürken ikinci yarısında işler Diem'in saçma sapan, dayanağı ve mantığı olmayan kararları sebebiyle sarpa sarıyor. Diem, başta güçlü kadın karakter olarak bize sunulurken gelişim sürecinde aslında hiç de öyle olmadığını gördüm. Memleketinin sorunlarının intikamını soydanlardan almak için Koruyucu'lara katılıyor ama dönüp dolaşıp yine masumların ölümüne sebep oluyor. Birçok insan basit bir sebep sonuç ilişkisiyle dahi bu sonucu öngörebilirdi. Henri'yle olan sallantılı ilişkisi ise ayrı bir konu. Henri'yi sadece Diem Luther'in değerini anlasın diye koymuş yazar sanırım, bir nevi Tamlin kopyası. Kısacası Diem ve Henri kesinlikle okuyucuya aktarılamamış, tuhaf karakterler olarak zihnimde yer etti. Onlar dışında kaybolan anne ve Luther hikayede çok önemli bir rol oynamasına rağmen çok çok az bilgi edinilebiliyor. Dünyanın yaratımının ise çok havada kaldığına inanıyorum, birçok farklı krallık hanesi var ama kitap çok az şeyin üzerinde duruyor.
Sonsuz Alevin KıvılcımıPenn Cole · Beta Byou · 202632 okunma
İktisadi Düşünceler Tarihi
10/10
·295 syf.··
Beğendi
·
2026 548. kitabı
İktisat çoğu zaman grafikler, denklemler ve matematiksel modeller üzerinden öğretilir. Oysa bu kitap bana, iktisadın her şeyden önce insanı, toplumu ve tarihi anlamaya çalışan bir düşünce disiplini olduğunu hatırlattı. İktisat Düşünürleri, yalnızca büyük ekonomistlerin biyografilerini anlatan bir eser değil; aynı zamanda fikirlerin nasıl doğduğunu, hangi toplumsal koşulların bu fikirleri şekillendirdiğini ve birbirleriyle nasıl tartıştıklarını gösteren bir düşünce tarihi kitabı. Robert L. Heilbroner'in en büyük başarısı, iktisat tarihini kuru bir kronoloji olmaktan çıkarıp yaşayan bir hikâyeye dönüştürmesi. Kitabı okurken yalnızca Adam Smith'in görünmez elini, Karl Marx'ın kapitalizm eleştirisini ya da John Maynard Keynes'in krizlere bakışını öğrenmiyorsunuz; aynı zamanda bu düşünürlerin yaşadıkları dönemin ekonomik ve sosyal sorunlarına nasıl çözüm aradıklarını da görüyorsunuz. Böylece fikirler, soyut teoriler olmaktan çıkıp yaşanmış tecrübelerin ürünü hâline geliyor. Kitap bana önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Ekonomi yalnızca sayılarla açıklanabilecek bir alan değildir. Her ekonomik modelin arkasında insan davranışları, ahlaki tercihler, siyasi kararlar ve tarihsel koşullar vardır. Bu nedenle iktisat düşüncesini anlamak, yalnızca piyasaları değil, medeniyetlerin gelişimini de anlamaya katkı sağlar. En beğendiğim yönü ise yazarın karmaşık iktisadi teorileri anlaşılır bir dille aktarabilmesi oldu. Akademik ciddiyetinden ödün vermeden, okuyucuyu yormayan bir anlatım sunuyor. İktisat eğitimi almayan biri bile temel düşünce akımlarını rahatlıkla takip edebilir; iktisatla ilgilenenler ise teorilerin tarihsel arka planını görerek bakış açılarını genişletebilir. Benim çalışma alanım bütçe, planlama ve finansal analiz üzerine olduğu için kitap ayrı bir anlam
İktisat DüşünürleriRobert L. Heilbroner · Dost Kitabevi · 200383 okunma
Körlük Gözde Değil, İnsandadır...
9/10
·336 syf.·
2026 183. kitabı
Sivas’ın Kangal ilçesine ilk kez gidiyordum. Çocukluğumdan beri adını duyduğum, dünyanın en güçlü çoban köpeklerinden biri olarak gösterilen Kangal köpeklerini yerinde görmek istiyordum. Fotoğraflarına defalarca bakmış, haklarında onlarca yazı okumuştum. Fakat bazı şeyler uzaktan öğrenilmiyor. Bazı değerleri anlamak için onların bulunduğu toprağa basmanız gerekiyor. İlçeye vardığımda ilk dikkatimi çeken şey bozkırın dinginliği oldu. Şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden sonra buradaki sessizlik insana yabancı gelmiyor, aksine yıllardır özlediği bir sesi yeniden duyuyormuş hissi veriyordu. Kangal köpeklerini ilk gördüğüm an ise anlatılan hiçbir cümlenin onları tam karşılamadığını anladım. Heybetleri yalnızca iri cüsselerinden gelmiyordu. Bakışlarında acele etmeyen bir güven vardı. Kendilerini ispatlamak zorunda olmayan canlıların huzuru... Sürünün etrafında dolaşırken attıkları her adım ölçülüydü. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyorlardı. Güçlerini göstermek için saldırmaya ihtiyaç duymayan bir asaleti seyrediyordum. Uzun süre onları izledim. Sonra yürümek istedim. İlçenin dışına doğru uzanan eski demiryoluna çıktım. Rayların üzerinde ağır ağır ilerlerken karşıma yıllardır ayakta duran Deliktaş Tüneli çıktı. Taştan örülmüş kemeriyle bozkırın ortasında sessizce bekliyordu. İçeri girdim. Her adımda dışarıdaki gün ışığı biraz daha geride kaldı. Tünelin serinliği yüzüme vuruyordu. Ayak seslerim taş duvarlardan geri dönüyor, sanki önümde benden birkaç saniye önce yürüyen başka biri varmış gibi yankılanıyordu. Tam tünelin ortalarına yaklaşmıştım ki uzaktan rayların titrediğini hissettim. Ardından trenin sesi duyuldu. Hızla duvara yaslandım. Lokomotif yaklaştıkça karanlığın içini delen beyaz far büyümeye başladı. Bir an...
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Kişisel Yorumum
Puan vermedi·240 syf.··
2026 32. kitabı
Senai Demirci, Oruç Psikolojisi kitabında orucu sadece belirli saatlerde aç ve susuz kalmaktan ibaret fizyolojik bir ibadet olarak değil, insan psikolojisini ve ruhunu dönüştüren muazzam bir "içsel yolculuk" olarak ele alıyor. Yazarın kendine has, akıcı ve şairane üslubu, okuyucuyu modern dünyanın getirdiği hız ve tüketim çılgınlığı üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. Kitap boyunca orucun; iradeyi nasıl çelikleştirdiğini, insanı kendi egosuyla nasıl yüzleştirdiğini ve kalbi gereksiz kalabalıklardan nasıl arındırdığını çok duru bir dille anlatıyor. Kitaptan Öne Çıkan Detaylar: Farkındalık: Kitap, modern insanın en büyük sorunu olan "sürekli tüketme" arzusuna oruçla nasıl dur denilebileceğini psikolojik analizlerle temellendiriyor. Akıcılık: Ağır ve didaktik bir dil yerine, kalbe dokunan, samimi ve düşündürücü bir anlatım hakim. Derinlik: Orucun insan tasavvurundaki ve iç dünyasındaki yerini ayetler ve felsefi bakış açılarıyla harmanlayarak sunuyor. Sonuç olarak; Ramazan ayını veya tuttuğumuz her orucu daha bilinçli, daha derin ve ruhuna vakıf olarak yaşamak isteyen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir başucu eseri. Sadece bedenen değil, ruhen de bir arınma arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
Oruç PsikolojisiSenai Demirci · Aile Yayınları · 20265 okunma