4'üncü sınıfa gidiyorum öğretmen tahtaya bir şeyler yazmış bende deftere geçiriyorum , yazıyorum siliyorum, tekrar yazıyorum, tekrar siliyorum...
o kadar çok yazıp siliyorum ki sildiğim yer incelip deliniyor. (bir baskı!... ) Başımda öğretmen, ve beni yazmama zorluyor, oysa çok güzel yazan bir çocuğum, neyse Baskı altında olduğum için öğretmen beğenmez diye yazımı yazıp yazıp siliyorum, mükemmel olsun istiyorum, korkuyorum... daha çok berbat ediyorum! o gerginliğimi bastırmak için de silgimi her deftere bastırdığımda rahatlama hissi geliyor.
O an sınıfta herkesin gözü üstümde ama ben kimseyi görmüyorum... Sadece elimdeki deftere bakıyorum;
Yazdıkça yetmiyordu, sildikçe de düzelmiyordu.
O küçük bedenimin içinde kocaman bir şey vardı:
“Yanlış yaparsam sevilmem” korkusu.
Öğretmen başımda bağırıyor 'yaz!' diye,
Her bağırışında daha çok korkup daha çok yazıp siliyorum, Sonra öğretmen daha çok sinirleniyor,
O sinirle annemi okula çağırıyor, ve annem geldi,
Anneme; ' kızın sabahtan beri yazıp yazıp siliyor' dedi,
Annemi yanıma oturtturdu, bir anda her şey değişti,
Sanki o sınıf bir anda sessizleşmişti.
Annemin sesi yumuşaktı: “Yaz kızım.” dedi sadece...
O kadar basit bir cümleydi ki…
Ama içimdeki bütün düğümü çözen şey de o oldu.
Kalem elimde titremedi o sefer. Silgiye uzanmadım bile. Yazdım. Sadece yazdım...
Ve o an fark etmiştim; ben yazmayı bilmiyordum değil, ben korkarak yazıyordum. Öğretmenin yüzündeki öfke, annemin sessizliği, sınıfın o ağır havası… hepsi bir anda uzaklaşmıştı. Ama içimde bir şey kalmıştı: “Ben aslında yapabiliyorum.”
Yine de o günün içinde bir şey eksik kalmıştı.
Kimse benim neden yazıp sildiğimi sormamıştı.
Kimse “neden bu kadar korktun?” dememişti.