Sizi selden çekip kurtaran ip, ileride boynunuza dolanmış bir ilmeğe dönüşebilir. Ve Dağlar Yankılandı, Khaled Hosseini
Alıntı
Özgürlük Değil Bilinçsizlik
Kimse kusura bakmasın ama 18 yaş altı birinin sigara, alkol ya da nargile kullanmasını “normal” ya da “özgürlük” diye savunmak resmen kendini kandırmaktır. Bu işin romantize edilecek hiçbir tarafı yok. Ortada net bir gerçek var: bu maddeler gelişim çağındaki bir vücuda zarar veriyor ve bunu bilmemek mümkün değil.“Benim bedenim, sana ne” diyenler olacak. Ama bu kadar basit değil. Çünkü bu sadece bireysel bir tercih değil; toplumsal etkisi olan bir davranış. İçilen şey sadece içeni bitirmiyor, çevresindekileri de pasif şekilde etkiliyor, normalleştiriyor ve özellikle küçük yaş gruplarında bunu “cool” bir şeymiş gibi gösteriyor. Bu da zincirleme bir zarar oluşturuyor.Açık konuşalım: 18 yaş altı birinin böyle şeylere yönelmesi çoğu zaman “özgür irade” değil, zayıf kontrol, çevre etkisi ve yanlış rol model meselesidir. Ve kimse kendini kandırmasın, bu alışkanlıkların sonu “sadece denedim”de kalmıyor. Birçoğu bağımlılığa, sağlık sorunlarına ve ileride pişmanlığa gidiyor.Gerçek şu: kimse kimsenin hayatına zorla karışmıyor ama herkes yaptığı şeyin sonuçlarını taşıyor. Ve bu sonuçlar sadece bugünü değil, geleceği de yakıyor. “Ben istersem içerim” mantığı kısa vadede özgürlük gibi görünür, ama uzun vadede kontrol kaybına dönüşür.O yüzden net söylüyorum: bu yaşta bu maddeleri kullanmak marifet değil, bilinçsizliktir. Ve bunu normalleştirmeye çalışmak da en az kullanmak kadar zararlıdır.
Reklam
Suriye'nin Yeniden Dizaynı: Stratejik Sessizlikten Kurumsal Rehabilitasyona I. Giriş: Yanlış Soruların Esareti Buckingham Sarayı'nın altın yaldızlı salonlarında iki adam el sıkışıyor. Biri İngiltere Kralı III. Charles. Diğeri, bundan yalnızca bir yıl önce üzerine 10 milyon dolar ödül konmuş, ABD'nin terör listesinde adı geçen Ebu Muhammed el Şara. Bu fotoğraf bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu nasıl mümkün oldu? Ortadoğu coğrafyası üzerine yapılan analizlerin büyük çoğunluğu bu soruyu sormaz. Bunun yerine daha güvenli, daha sığ sorularla yetinir: "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" veya "Esad neden düştü?" Oysa doğru sorular çok daha rahatsız edicidir: IŞİD kimin işine yaradı? Şara'yı kim, ne zaman ve hangi araçlarla rehabilite etti? Ve tüm bu kaosun sonunda kim kazandı? Bu makale, Suriye'de yaşananların ne bir tesadüf ne de öngörülemeyen bir "blowback" mekanizmasından ibaret olduğunu savunuyor. Ortada, adım adım ve çok aktörlü biçimde inşa edilmiş bir bölgesel dizayn var. Ve bu dizaynın mimarlarını bulmak için komplo teorisine değil, yalnızca sonuçlara bakmak yeterli. II. Blowback'ten Öte: IŞİD ve Güç Boşluğu 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, sadece bir rejimi devirmenin çok ötesine geçti. Ordular lağvedildi, devletin kurumsal hafızası silindi, onlarca yıllık güvenlik bürokrasisi bir gecede yok edildi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. IŞİD bu enkazdan beslendi, büyüdü ve zamanla Suriye iç savaşının yarattığı ikinci boşlukta gerçek bir devlet gibi hareket etmeye başladı. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Daha önce de görülmüştü; 1980'lerde Sovyetlere karşı CIA tarafından beslenen Afgan mücahidleri, zamanla El Kaide'ye dönüşmüştü. Ancak blowback teorisi, IŞİD söz konusu olduğunda kritik bir soruyu
1000Kitap
Stratejik Sessizlikten Büyük Plana: IŞİD, HTŞ ve Suriye'nin Yeniden Dizaynı Yanlış Sorulan Sorular Ortadoğu'ya dair her tartışma, yanlış sorularla başlar. "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" diye sorulur, "IŞİD kimin işine yaradı?" diye sorulmaz. "HTŞ lideri Şara nasıl dönüştü?" diye sorulur, "Bu dönüşümü kim, ne zaman ve hangi araçlarla planladı?" diye sorulmaz. Doğru soruları sormak, doğru cevaplara giden tek yoldur. Bu makale o soruları sormaya çalışıyor. Birinci Perde: IŞİD ve Stratejik Körlük 2003 ABD işgali Irak'ı paramparça etti. Sadece bir rejim yıkılmadı; ordular lağvedildi, devlet aygıtı çöktü, onlarca yıllık bürokratik hafıza silindi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. Bu boşluktan IŞİD filizlendi. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Afganistan'da Sovyetlere karşı beslenen mücahidlerin zamanla El Kaide'ye dönüşmesi de aynı mekanizmanın ürünüydü. Ama blowback teorisi bir noktada duruyor ve yetersiz kalıyor. IŞİD dört yıl boyunca Suriye ve Irak topraklarında fiilen devlet kurdu. Petrol sattı, vergi topladı, mahkeme işletti. Onlarca ülkeye saldırılar düzenledi; Paris'te, Brüksel'de, İstanbul'da, Kahire'de kan döktü. Ama sınırını fiilen paylaştığı İsrail'e tek bir koordineli, ciddi saldırı düzenlemedi. Resmi açıklama şu: "Yakın düşman" ideolojisi. Selefi-cihadist gelenekte önce yerel yönetimleri, mürtet saydığı rejimleri devir; sonra İsrail'e yönel. Ama bu ideolojik açıklama kritik bir gerçeği gizliyor. IŞİD, İsrail sınırına en yakın olduğu dönemde bile Golan hattında tek bir ciddi operasyon yapmadı. Öte yandan İsrail, IŞİD'e karşı tek bir hava saldırısı düzenlemedi. Üstelik İsrail hastaneleri, IŞİD bağlantılı Suriyeli yaralıları tedavi etti. Buna resmi bir ad bile verildi: "Hayırsever Komşu
Tarih
Bir sonraki adımını herkese belli etme. Hedeflerini sessizce büyüt. Sonuçlar zaten konuşur.
Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık. İsrâ Suresi 13. Hayatta çoğu zaman sonuçlara odaklanırız,oysa sonuçlar, attığımız küçük adımların birikimidir. Başarı, mutluluk ve gelişim bir anda ortaya çıkmaz. Her gün gösterdiğimiz çaba, verdiğimiz emek ve vazgeçmemeyi seçtiğimiz anlar geleceğimizi şekillendirir. Bir tohumun ağaca dönüşmesi zaman alır. Siz de bugün attığınız adımların meyvesini hemen göremeyebilirsiniz. Ancak her bilinçli çaba, sizi hedeflerinize biraz daha yaklaştırır. Unutmayın: Kaderinizin yönünü belirleyen en güçlü araç, bugün gösterdiğiniz gayrettir.
1000Kitap
Reklam
Reklam