Aslında, ihtiyaçların aşırı karşılanması kadar, gereğince karşılanmaması da çocuğa verilen hasar yönünden benzer sonuçlar doğurur.
Alıntı
Önsözden...
"Çocuklar ve Elmalar" hikâyesinde hüzne dair şu satırlar var: Hüzündür bu kafamı bulandıran, bungunlaştıran, ne diyeceğimi unutturan, sözü darmadağın eden: Sormak istiyordum hepinize; kuş cıvıltıları, acaba, bu kadar canlı, bu kadar neşeli midir? Ve insan hüznün bu kadar ağdalısını bir başka şey için duyabilir mi? Kurt elmaya ne zaman düşer, bilir misiniz? Bu canlılıklar, bu neşeler nereye gidecek, bu sesler, bu körpecik sesler ne olacak, bu eşit görünen başlangıçlar hangi yollara, hangi sonuçlar için ayrılacak? Açıların kenarları niçin gitgide birbirlerinden uzaklaşır?
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
2030'a doğru, dini reddeden ya da dine mesafeli bu azınlık yapının, dindar topluluklar üzerinde hakimiyet kurabileceği yönünde güçlü söylemler ortaya çıkmakta ve bu söylemler sistemli olarak beslenmektedir. Bu hakimiyet doğrudan hukuki sonuçlar doğuracaktır. Tarihin farklı dönemlerinde bunun örnekleri görülmüştür. Ancak bu süreç hukukla değil eğitimle başlayacaktır. Eğitim zemininde dindarlık geri ve ilkel olarak kodlanacak, kültür sahasında inancını yaşayan insanın aşağılanması meşrulaştırılacaktır. İnancın kamusal görünürlüğü, çağdışı davranış olarak sunulacaktır.
Başkalarının ne düşündüğünü ne çok önemsiyoruz. Sırf onlar ne der diye kim bilir kaç sevinci yarım yaşıyoruz. Kaç kararı uygulayamıyoruz. Kaç sürprizli sonuçlar barındıran riski alamıyoruz. Sürprizleri, mutlulukları, başarıları erteliyoruz. Pişmanlık denen oren fena duygu ise genelde yaşayamadıklarımızdan değil de yarım yaşadıklarımızdan kaynaklanıyor. Başkaları yüzünden kursağımızda kalan her mutluluk, gün geliyor en büyük mutsuzluğumuz oluyor. Kendi kul hakkımıza girmenin günahını yaşıyoruz.
Sayfa 21
Terman araştırma grubundan elde edilen sonuçlar, sağlıklı ve uzun yaşayanların şu özelliklere sahip olduklarını göstermiştir: Hayat üzerinde kontrolü olduğu duygusuna sahip olmak ve sebat. Sebatkârlık çoğu kez meslekte başarılı olmayı sağlar. Çok çalışmak ve başarı duygusu uzun hayatın önemli bir belirleyicisi olarak görülüyor. Çoğunlukla inanıldığı üzere hırs ve rekabetçilik bir sorun yaratmadığı gibi, işleri hafife alıp boş vermek ve kendini fazla sıkmamak da sağlığı olumlu yönde etkilememektedir.
Sayfa 65
Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde, bütün sonuçlar da değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sap­ malara yol açar . . .