En beğendiğim e-posta annemden gelendi.
(...)
Bunu arka arkaya elli kere okudum. Şimdi yanlış bir fikre kapılmayın tabii ki, ben anasının kuzusu birisi falan değilim. Ben sadece arada sırada bebek bezi takan (ADF elbisesinde takmanız gerekiyor) yetişkin birisiyim.
Ben: Tıkanıklık olduğu belli. Arıtıcıyı parçalayıp iç boruları kontrol etmeme ne dersiniz?
NASA: (Beş saatlik bir toplantının ardından) Hayır, bir şeylerin içine eder, ölürsün.
Ben de arıtıcıyı parçalarına ayırdım.
...
NASA’ya ne yaptığımı söyledim. (Özetle) konuşmamız şöyleydi:
Ben: Su arıtıcıyı parçaladım, sorunu buldum ve düzelttim.
NASA: İt herif.
Nereye gitsem, ilkim. Araçtan dışarı mı çıktım? Oraya gelen ilk kişi benim! Bir tepeye mi tırmandım? O tepeye tırmanan ilk kişi benim! Bir taşı mı tekmeledim? O taş bir milyon yıldır yerinden kımıldamamıştı?
Nasıl bir duygudur acaba diye kafa yordu. Orada tıkılmış kalmış. Yapayalnız olduğunu ve bizim ondan umudu kestiğimizi düşünüyor. Bu bir insanın psikolojisini nasıl etkiler? Acaba şu an ne düşünüyordur?
-Günlük girişi: Sol 61-
Aquaman nasıl oluyor da balinaları kontrol edebiliyor? Bunlar memeli! Zerre mantık yok.