n.

Puan vermedi·632 syf.··
2018 21. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2018 21:36
Oblomov Gonçarov’un Rus edebiyatına kattığı çok değerli bir eserdir. Gonçarov bu eseri 1 ay kadar kısa bir sürede yazmıştır ve bunun nedeni sorulduğunda kitabın kafasında yıllardır kurgulandığını bu 1 ayda sadece kitabı kağıda geçirdiğini söylemiştir. Oblomovluğu belki duymuşsunuzdur, psikolojiye bu kitap sayesinde geçmiş bir terim. Hatta doktorların oblomovluk teşhisi koyduğunu dahi duydum. Bazı insanlara göre Oblomovluk çağımızın hastalığı olarak görülmekte fakat Oblomov kitabı 1857’de yazılmış bir kitap ve bence bu da bize Oblomovluğun sadece çağımızın değil tüm insanlık tarihinin bir hastalığı olduğunu gösteriyor. Pekii, oblomovluk nedir? Bunun için biraz kitabı anlatacağım, siz de zaten okuyunca az çok ne olduğunu anlayacaksınız. Oblomov, pamuklar içersinde varlıklı bir aile tarafından yetiştirilmiş, tembelliğe alıştırılmış, hiçbir işini kendi yapamayan, tüm gün yatan ve uyuyan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Oblomov’un en yakın arkadaşı Andrey Ştolts ise Oblomov’un tam tersi çok çalışan, gezen ve aktif bir insan. Ştolts, Oblomov’u Oblomovluktan kurtarmak, kendince ona çeki düzen vermek için çabalıyor. Kendisiyle beraber gezmesini, çalışmasını istiyor. Bunları Oblomov da istiyor. Hatta birçok hayali, geleceğe dair birçok planı var. Fakat hayalleri sadece hayal, planları sadece plan, düşünceleri sadece düşünce olarak kalıyor. Çünkü bunları hayata uyarlayacak gücü, iradeyi kendinde bir türlü bulamıyor. Aslında biraz da korkuyor. Rutubetli, her tarafı örümcek ağları ve tozlarla çevrilmiş bir odada tüm gün boyunca yatış pozisyonunda olmak, Oblomov’a dışarı çıkıp iki üç insan ile muhabbet etmekten daha az zararlı geliyor. Çünkü yatmaya, tembelliğe alışmış. Yani Oblomov, alışmadığı şeylerden korkuyor. Fakat Ştolts, Oblomov’a hayat enerjisi vermekte onu harekete
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·448 syf.··
2018 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2018 00:00
İlk çıktığı zamanlarda okumuştum fakat devam kitapları ya çıkmamıştı ya da elimde değildi ve bir türlü de elime geçemedi. Ama en sonunda elime geçebildiler. Tam ikinci kitabına başlayacaktım ki çok beğendiğim bir kitap olması dışında aklımda başka hiçbir şey kalmamış olduğunu fark ettim. Normalde kitapları çabuk unutan birisi değilim ufak tefek şeyleri unuturum fakat genel olarak kalır aklımda.Bu kitap nasıl olduğunu anlyamadığım bir şekilde aklımdan uçup gidivermiş. Şaşırdım baya. Ve hemen tekrardan okudum. Okudukça aklıma gelmeye başladı. Haa burada böyle oluyordu, ay ay burda neler yapacaklar, tamam tamam hatırladım, vay vay kurnaz gibi cümlelerle okudum kitabı. Yine çok beğendim. Yine yazara hayran kaldım. Bu kitap pek size bir şey katan kitaplardan değil. Mücadele, yönetimin haksız baskısı, halk arası gruplandırma, birilerinin ezilip birilerinin pohpohlanması kısacası distopya tarzında bir kitap. Ama yinede bir yerlerden çok güzel anlamlar çıkarabilirsiniz ama demek istediğim bir klasik değil. Tamam saçmaladım.. neyse. Kitabın karakterlerinden bahsetmek istiyorum. Ah Pax, yavrum Pax, koca minnoşum Pax, ah ah... <33 Sevro annem senide çok seviyorum, hemen kıskanıyorsun ya <3 Darrow baya güçlü bir karakter. Bir kızıl aslında. Toplumun en alt tabakası ve bir altına çeviriliyor. Altın da toplumun en üst tabakası. Çok güçleniyor baya baya güçleniyor öyle böyle değil. Fakat asıl gücü bundan değil içinden kaynaklı. Aslında bir kızıl olmasından, yaraları olmasından, ezilmesinden ve daha bir çok şeyden... Ben Cassius’u da çok sevdim fakat onla bir türlü dost olamadılar. Umarım olurlar :( Antonia da tam arkadan bıçaklayan tiplerden ama nedensizce onu da sevdim. Ya ben gittikçe saçmalıyorum ve uzatıyorum. Çok sevdiğim kitaplarda yorumlarım saçmalaşıyor. Ne yazsam eksik
Edebiyat
Kızıl YükselişPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20152,543 okunma
10/10
·376 syf.··
2016 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2016 14:26
Ortaokuldayken Türkçe öğretmenimizin zoruyla okutulan çoğu öğrencinin okumadığı, çoğunun yarım bıraktığı çoğunun da sıkıla sıkıla bitirdiği bir kitaptır. Fakat ben çok zevk almıştım okurken. Ve bunu her dediğimde de sanki uzaydan gelmişim, tek boynuzum varmış falan gibi muamele görüyordum. Hâlâ neden beğenmediklerini ve neden öyle davrandıklarını anlayamam.
Edebiyat
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
5/10
·264 syf.··
2018 4. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2018 02:00
Kitabın konusuna ana detayları ile değinmek istiyorum. Kitaptaki kahramanımızın burnu Dünya’daki tek burun. Her şeyi burnu ile yapabiliyor. Burnu ile görüyor, burnu ile yaşıyor. Kilometrelerce ötedeki bir şeyin kokusunu alabiliyor. Her gördüğü kokuyu belleğine kaydediyor, istediği zaman çıkarıp tekrar o kokuyu duyabiliyor. Bu kadar iyi bir burnu olmasına rağmen ironiye bakın ki kahramanımız kokmuyor. Bütün insanların kokusu var ama onun yok. Bu gerçeği öğrenince deliye dönüyor ve yaptığı parfümler ile kendine kokular yaratıyor. İnsan kokuları. — Kendi yorumuma geçmeden önce belirtmek istiyorum ki kitabı sevmeyen nadir insanlardan biriyim. Sevmeme nedenine gelecek olursak kitapta çok yabancı yer isimleri vardı, bir sürü koku çeşidi vardı hepsini tek tek sıralamıştı, aşırı fazla betimleme vardı ve bu kadar betimlemeye karşın kafamda yine de güzel bir tasvir oluşamadı. Ana kahramanları ben ne olursa olsun severim. Fakat bu kitaptaki ana kahramanı zerre kadar sevemedim. Kendimi o dünyanın içinde hiç hissedemedim. Sonunu çok merak ettiğim için kendimi okumakta zorladım ve okudum da ama sonu da beni tatmin edemedi. Beğendiğim tek yönü ise gerçekten özgün bir konu üzerine olması. Okuduğum çoğu kitaptan daha özgün bir konusu vardı belki de beni sonuna kadar sürükleyen bu özgün konusudur. Siz yinede bir şans verebilirsiniz çünkü dediğim gibi sevmeyen nadir insanlardanım. Bol kitaplı günler! :)
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,4bin okunma
5/10
·384 syf.··
2017 34. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2017 13:52
Eğer distopya okumaya yeni başlıyorsanız, okuyun. Fakat distopya konusunda artık yeterli bir seviyeye ulaştıysanız, size basit gelebilir. Konusu klişeydi, anlatımı basitti, bir sonraki adımı tahmin edebiliyordunuz. Karakterleri sevemedim, derinlikleri hiç yoktu bence. Kitabın benim için tek iyi yönü hemen akıp gitmesi, çerezlik olması. Kafanızı dağıtmak için ideal.
Edebiyat
PiyonAimee Carter · Ephesus Yayınları · 20164,417 okunma