O dönemin romanlarında geçen şark&garp meselesini temele alan bir roman. Baş karakter Neriman da sembolik olarak arada kalan bir kültürü temsil ediyor kanımca.
Peyami Safa ruhsal çözümlemeler konusunda harika. Onun eserlerini okumak bu açıdan çok keyifli.
Neriman'ın arada kalmışlığı, kafa karışıklığı en iyi şekilde yansıtılmış romana. Kendisiyle olan kavgası, ikilemleri... Neriman'ı delice bir buhrana soktuğu apaçık. Düşününce bu dönemde bile garpta olanları hayatımızın bir parçası haline getirmek modernleşmek olarak algılanıyor. Bir kültür içinde yaşamak çok farklıdır, birkaç şeyi hayatımıza katarak o kültürü benimsemiş olamayız diye düşünüyorum.
Garpın üstün ya da medeni görülmesini anlayamıyorum. Belli başlı nedenleri olabilir tabii.
Kitapta da gördüğümüz kadarıyla Neriman'ın iç çatışmasında şarkın, yani Neriman'ın asıl kültürünün, benliğinin galip geldiğini görebiliriz.
Peyami Safa #spoilerolabilir
Kanımı dondurdu diyebilirim. İki günde bitirdim, o kadar merak uyandırıcıydı ki..
Sonunu okuduğumda kitabı kapatıp "Yuh artık!" dedim. İnanın bu sesli verdiğim yapaysız bir tepkiydi. Selma'nın ruhunun karanlığı içime işlemiş gibi hissediyorum, bir kitabın verebileceği daha korkunç bir his olamaz. Her şeyin sorumlusunun o olduğuna bilmeme rağmen yine de çok heyecanla ve merakla okudum. Okudum, yutkundum.. Ne korkunç bir psikoloji.. Peyami Safa insanın ruhunun derinliklerini, psikolojisinin karmaşasını çok iyi hissettiriyor okuyucuya. Bu kitabı herkese önereceğim, gerekirse kendi kitabımı veririm okumaları için, yeter ki okusunlar.. Filmde, kitaptaki diyalogları birebir geçirseler de kitaptaki ruhu alamadım. Kitap benim için daha çok film izlemek gibiydi. Gerçi hoş, Selma'yı yansıtabilmek zor.. Rica ederim okuyun. Selma ve Gölgesi
Jack London açık anlatımıyla beni çok cezbediyor. Olayların akışı, konuşmalar, düşünceler, duygular ... Hepsini o kadar güzel aktarıyor ki... Bu kitabı da hoş bir heyecanla okuyorum.