Paşa sokuluyor kızın yanına "Kızım çantanda ne var görebilir miyiz?" diyor. "Görebilirsiniz paşam" diyor kız. Çantasından bir çeyrek köfte ekmek ve bir de Antigone adlı klasiklerden yeni çıkmış bir kitap çıkarıyor. İnönü yanındakilere dönüyor, "Görüyor musunuz?" diyor. "Köy Enstitüleri'nde kitap ekmekle bir tutuluyor. Ne zaman Türkiye'de erinden generaline, sade vatandaşından cumhurbaşkanına kadar herkes ekmekle kitabı azığıyla bir araya getirebilirse Türkiye'nin kalkınması daha gerçekçi olacak. Tam bağımsızlık o zaman gerçekleşmiş olacak.
Dört elle sarıldığımız birçok kıymetlerin; uğrunda, sahici bir insan gibi kalbimiz ve kafamızla yaşamayı feda ettiğimiz binlerce, sözde, mühim şeylerin ne kadar kolay fırlatılıp atılabileceğini bana öğreten Yusuf! Benden de sana selam olsun...
Hayatım tasavvur edilemeyecek kadar manasız ve boş geçiyordu..
Burada şu anki hayatımı anımsadım. Ne yapıyorum neredeyim, ne için yaşıyorum anlayamıyorum.
"Gel dur önüme, sen benim sahiliğimsin!...Isırdığım,
bir kauçuk düşmanlığıdır!..
Yaşamamız baştanbaşa senin övgündür,
Ey kutsal bencillik!..Seni
bırakmak niye?.. Suları ve seni bırakmak,
Niye?..
Aşkın akan suları, doyurgan yabanıllığı savaşların ve büyük utkular geçer onarıcı gölgenden.
Sayfa 41 - Yapı Kredi Yayınları, 42. Baskı·Kitabı okudu