10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
#birkeredaha "Hayattaki bazı olayları yaşanırken sindirirsin. Bazılarını anlamak ise bir ömür alır." Merhaba kitap seveler bugün size SemraSemra'un tavsiyesi üzerine okuduğum @mitchalbom 'un kaleminden çıkan bir solukta okunacak bir solukta okunacak aşk, zaman atlaması, pişmanlıklar ve sevgi dolu bir eser ile geldim. Kitabımız başlangıç ve son için önemli bir tarih olan 1978'te başlasa da asıl olayları 40 yıl sonra Nassau'da bir dedektif ile yakalanan kişi arasında geçen konuşmalarla okuyoruz. Alfie bir kumarhanede 3 kere art arda kazanmasından dolayı hile süphesiyle dedektif Laorta tarafından tutuklanması sonucu sorguda geçen konuşmalarla gerçekleri öğreniyoruz. Ancak ne gerçek ne kadarı yaşandı hep bir şüphe ile ilerliyor. Alfie hile yapmadığını kanıtlamak için yıllardır tuttuğu kompozisyon defterini LaPorta'ya veriyor ve tüm gerçeklerin orada yazdığını söyleyerek ona anlatmaya okumaya başlıyor. Yer yer bu defterden anıları yer yer ise günümüzde yaşananları okuyoruz. Kompozisyon defterindeki anılar ise Alfie'in ailesinden birinin ölümü ile bir başkasına geçen yeteneğini fark etmesi ile başlamaktadır. Bir kez daha diyerek aynı ana tekrar dönme şansı olduğunu Alfie, daha 8 yaşındayken annesini kaybettiği gün fark eder ve bu her an için sadece bir defa kullanabileceği yeteneğini ikinci defa yaşadığında tek kendisinin hatırladığını fark eder. Bu nedenle anıları karıştırmamak için kompozisyon defterleri tutmaya başlar. Afrika, Amerika ve yıllar arasında belki de binlerce kez denenmiş bir kez daha anlarıyla dolu bir eserdi. Pişmanlıklar, anların önemi, annesinin ve büyükannesinin nasihatler, tek yakın arkadaşının başına gelenler ve tercihler hepsi Alfie'yi Alfie yapan anlardı. Tüm bunların arasında çok sevdiği Gianna'sı ve aşkın tekrarı olmayacağı
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202642 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 56. kitabı
Selamlar Bayram tatiline girerken elimden bırakamadığım kitabımı anlatmaya geldim. Bir kumarhane de üç kez aynı sayıyı tutturamazsınız. Büyük voleyi vurmak öyle kolay değildi ve Alfie iki milyonu kazanıp, bunu eski eşine yolladığında bir şeylerin rayına oturmadığını daha en başında anlamıştık.. Alfie sorguya alınır tamda parayı kazanıp, ülkeden gitmek üzere iken ve o sorguda karşısındaki sorgu memuruna defteri uzatır. Sorularının cevapları içinde saklıdır… Defterin sayfaları çevrilmeye başlar. Alfie defteri patron dediği kişiye hitaben yazmıştır ve biz 40 sene öncesine giderek okumaya başlarız… 8 yaşında Afrika’da ebeveynlerinin misyoner olması ile başlayan hayat hikâyesi Annesinin ölümü ile ona bahşedilen bir armağan ile bambaşka bir boyuta geçer.. Yaşadığı her şeyi ikinci kez yaşama hakkı. İyi ya da kötü! İkinci kez yaşadığında bunun sonuçlarına katlanacaktır! Değiştirdiği küçük detaylar içinde bir şeyin erkenden farkına vardı; ölümü asla değiştiremiyordu. Ölüm tamda o saatte gerçekleşiyordu ama diğer tüm yaşadıklarını farklı ve olması gerektiği gibi yönlendirebiliyordu.. Başlarda her şey güzeldi. Zamanla ergenlik utançlarından kurtulur, ölüme meydan okuyup son saniyeye kadar delice şeyler yapar ama gerçek aşkı bulduğunda verdiği tüm kararlar tepetaklak olmaya başlar.. Sonuçta her seçimin bir bedeli vardır! Bir süre sonra kaç ömür yaşadığını ben bile saymayı unuttum.. Sonuna kadar ilerledikçe boşluklar yerini doldurdu ama ben Alfie ve ilk aşkı Gianna için üzülmekten de kendimi alamadım… Kitap bittiğinde sessizleştim resmen.. Elim yorumu yazmaya da gitmedi.
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202642 okunma
Reklam
10/10
·416 syf.·
2026 71. kitabı
1917 Kırım. Kırımın varlıklı toprak sahiplerinden, annesiz büyümüş kendinden 20 yaş büyük Seferşah ile evlenen Habibe hanım’ın en küçük çocuğu olarak dünyaya gelir Şefika Hanım. Tatar Türkü bir kız..Varlığın içine doğsa da iç savaş ve yokluk kapıdadır. 1921, Lenin’in Kızıl Ordu’suna yenilen Beyaz Ordu ( çarlık yanlıları, monarşistler, milliyetçiler, anti-komünistler ve farklı sağ grupların genel ittifakı ) Rus İç Savaşı’nın “son perdesi”nin yaşandığı Kırım’a kadar kaçtı, tesadüf değildi stratejik bir hamleydi. Sevastopol Limanı’ndan kaçabilmek içindi ancak siviller de yolun sonunu görüp İstanbul’a kaçmaya karar verdiler. Ve tüm çiftliği, toprakları bırakıp bir beze sarılı mücevher ve altına indirgenen zenginliğiyle Akmescit’e göçer Şefika Hanım. Okula başlar. Her dersi Rusça almak zorunda. Hem derin bir yoksulluk hem öğreneceği ikinci dilin zorluğu omuzlarında.. Seferşah her fırsatta tutuklu ve sorguda. Kırım’da bir tehdit gibi görünüyor. Yahudi bir lise arkadaşı son uyarıyı yapınca da şehri terkedip Stalingrad’a göçe karar verir. 1930, Şefika 13 yaşında.. Seferşah’ın bir zamanlar varlıklı , toprak sahibi bir aristokrat olması 37 yılına kadar çocuklarının yakasını bırakmamış. Okula başla kimliğin öğrenilsin atıl, askere git atıl, işe gir atıl, fabrikaya git atıl.. Her yerden sürülmüşler, daima. Bunlardan biri de abi İzzet, Tıp Akademisi’nin gözde öğrencisi. Şefika da nihayet burs bulup üniversite için hazırdır. Edebiyat okuyacak. Öğretmeninden azar işitse de, matematik zekasının hakkını vereceği bir bölüme gitmesi tavsiye edilse de, o kalbinin sesini dinler.. 40’lı yıllar.. Alman zulmü Rus-Yahudi katliamı için Stalingrad’da. Tatar olduğunu kanıtlamakla uğraşan Seferşah’ın çocukları ordan oraya göçer durur. Öldürülmekten son anda babalarının ismi sayesinde
Annem ŞefikaNuriye Ortaylı · Kronik Kitap · 202653 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 45. kitabı
"Sonsuza kadar plan yapabilirsiniz ama bir noktada onu uygulamak zorundasınız. Reece'in en iyi yaptığı şeyi yapma vakti gelmişti. Öldürmeye başlama zamanıydı." Herkese Merhaba Çok severek okuduğum bir kitapla sizlerleyim. Emekli Özel operasyon timi lideri Jack Carr'ın kaleme aldığı kitap çok satanlar listesinde yer almış . Ayrıca farklı ve gerçeğe yakın konusuyla 8 bölümlük dizi olarak yayınlanmış. 20 yıllık tecrübeyle kaleme alınan kitabın Savunma Bakanlığı onayı da bulunuyor. İlk sayfadan itibaren kitabın aksiyonu hiç düşmedi. Anlatımın akıcılığı , olaylara uygun teknik bilgiler kitabı sevmemi sağladı . Binbaşı James Reece ve ekibi Afganistan'da görev yapmaktadır. Son gelen görevdeki bazı yanlışlar dikkatini çeker ve üstlerine bildirir ama görev emrinin uygulanması istenir. Operasyon sırasında tüm ekip pusuya düşer. Pusudan Reece ve arkadaşı Boozer kurtulmuştur. Reece pusunun ve kaybettiği arkadaşlarının şokunu yaşarken kendini bir anda sorguda bulur . Uzun sorgulamalar sonrası eve dönmesine izin verilir . Reece ,eve dönmeden önce sağlık kontrolünden geçmek zorundadır . Kontrolde doktorun ilgisini çeken bir detay vardır . Ölen askerlerden ikisinde ve Reece'de milyonda bir görülen bir beyin tümörüne rastlanır. Reece, pusu ve beyin tümörünün aynı zamanda olmasının tesadüf olmayacağını düşünürken alacağı daha kötü haberler vardır . Pusudan kurtulan arkadaşı , eşi ve kızı öldürülmüştür. Sevdiklerini kaybeden Reece için yapması gereken tek şey vardır . Askeri tecrübelerini de kullanarak olayın arkasındaki kişileri araştırma başlar . Her bulduğu detay onu çok şaşırtacak ve intikam listesine eklenecektir. Reece, neden komploya uğradı ? Sevdiklerinin intikamını alabilecek mi ? Soruların cevabı ve daha fazlası için kitabı kesinlikle okumalısınız.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 039 okunma
Diriliş değilde bencillik
5/10
·637 syf.··
2026 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 20:22
Şunu söylemek gerekiyor ünlü yazarlar da mükemmel değildir, Kitabı okumamda yardımcı olan “okumadan ölmeyin” denilmişti bir yerde, düşüncem kitabın muhteşem ötesi bişey olacağıydı şimdiden söylemeliyim beklentimi karşılamadı,kısacık bir olayı sırf kitabın ismiyle uyması için(Diriliş) büyütüp o konularda da prensin hayatın tek kısmı olmadığını göstermek istemişler ayrıyeten prensin geçmişte yaptığı katyuşa ile beraberliği sonrası ordan kaçıp kızı tek bırakmasıyla başlıyor yıllar sonra bir sorguda o kızı görüyor suçlu diye ama kız suçlu falan filan kadında kötü işlere bulaşmış adam diyor benim yüzümden bu işlere bulaşmışkadın kürek mahkumu cezasına çarpıtırılıyor işte sonra adamın diriliş serüveni başlıyor kızı hapisten çıkartayım diye aydınlanıyor o kadar yer mekan betimlemesi varki o konuya girmeyi istemiyorum midem bulanıyor Rus edebiyatından. Muslova ve nehludevin büyük aşkı bu muydu hayran olanlar sanki popülerliğine hayranmış Gibi bencillik üzerine de baya konu çıkar öyle bişey
Alıntı
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,5bin okunma
Karanlıkta Kalan İnsanlık
9/10
·224 syf.·
2026 23. kitabı
Uzun zamandır kendimi bir kitabın içinde yaşarken bu denli yakın hissetmemiştim. Olaylar yaşanırken sanki Özköse değil de ben yaşıyordum… Esir alma anları, silahların kafalara dayanması, Baas rejiminin adamlarıyla geçen diyaloglar… Hepsi sanki benim başımdan geçmiş gibiydi. Hücrede geçen ağır ve ıstırap dolu günleri, kardeşlerimizin acı dolu seslerini okumak o kadar zordu ki… Üstelik bunlar, yaşanan onca acının sadece görünen küçük bir parçasıydı. Baas’ın yeraltı zindanlarında nice mücahit kardeşimiz en ağır işkencelere maruz kaldı. Yazarken bile zorlandığım bir inceleme bu; tıpkı kitaptaki acı dolu satırları okumak gibi, insanın içine ağır bir yük bırakıyor. Hep “İnsanlar nasıl bu kadar acımasız, merhametsiz olabilir?” diye düşünürüz ya; kitapta, insanlıktan nasibini almamış bir rejimin adamı Özköse’ye “Bizde günah yok, biz günah bilmeyiz.” diyordu. Dinsiz ve imansız olunca merhametsizliğin de peşinden gelmesi kaçınılmaz oluyor. Çocukken ergenliğime doğru bile, bir ajan olup mustazaf kardeşlerimize acı çektiren şeytanın yakın dostu insanlara büyük acılar çektirmeyi, hepsini bir arada toplayıp bomba patlatmayı düşlüyordum. Şu an böyle bir imkanım olsa yine yapardım hemde büyük bir zevkle ne güzel olurdu. Adem abi ve Hamit’in, özgür kaldıktan sonra bile esaretin etkisinden kurtulamadıklarını söylüyorlardı. Kardeşleri esirken, insan kendini de hâlâ esir hissediyor. Pek tabii Adem abiye “Suriye’de yaşadıklarını kimseye anlatma.” denmesine rağmen, o en ince detayına kadar anlatması; onun ne kadar cesur bir Müslüman olduğunu ve davasına ne kadar sahip çıktığını gösteriyor. Aslında ne kadar büyük nimetler içinde yaşıyoruz; fakat buna rağmen hâlâ bir isyan hâlindeyiz. Tuvalete giderken kimseden izin almak zorunda olmamak, dayak yemeden hareket edebilmek, istediğin gibi
EsirAdem Özköse · Pınar Yayınları · 2019819 okunma
Reklam
Reklam