Bazen en güzel cevaplar, gökyüzüne sessizce bakarken gelir
Soru
Hiçbir ortak çıkar, zevk veya acı paylaşımı olmasaydı, saf ve katıksız bir dostluk var olabilir miydi?
Alıntı
Reklam
Soru şu ki: Dünyayı Tanrı yarattıysa; değiştirebileceğimiz şeyleri ve nelerin kutsal ve çiğnenenemez kalacağını nerden bileceğiz? #Cloud Atlas 🎬
1) “ŞARTLAR MÜDAHALEYİ GEREKTİRİYORDU AMA ŞARTLARI KENDİLERİ BİLEREK HAZIRLADILAR” (ŞARTLARIN OLGUNLAŞMASINI BEKLEDİK) SÖYLEMİ "Bu konuya başlarken önce şu çok önemli 2 soruyu samimiyet testi olarak sormak isterim: 1.Soru: Anarşi ve terör ülkede 70’lerin başından beri var olduğuna ve giderek azdığına göre, size göre hangi yıl yapılacak bir askeri müdahale zamanında yapılmış ve “şartların olgunlaşması beklenmemiş” olurdu? 2.Soru: Peki sizin “şartların olgunlaşması beklenmeden ve daha çok kan akmadan şu zamanda olmalıydı” dediğiniz tarihte asker müdahale etseydi siz o zaman bu askeri müdahaleyi onaylayacak ve lideri olan kişiyi (Kenan EVREN, Semih SANCAR veya Faruk GÜRLER) sevecek miydiniz?" METİN SEVİL, 12 EYLÜL MÜDAHALESİ EZBERLER VE GERÇEKLER, SAYFA: 41 (SORU SORMAK SANATTIR)
Ey Ay
Bu bir hikâye değil, edebî serüvenimde bulunduğum nokta üzerine bir güncelleme. Kısacası: Üretken yapay zekâ yazma kapasitemi artırdı. Koltuğa onu oturtmadan, eleştirilerini dinleyerek, hikâyelerimi güncelliyorum. Bu sürecin ilk meyvesi esasen 2018'de yazılmış Yazı isimli hikâyem oldu. Hikâye, Dil ve Edebiyat dergisinin 208. sayısında yer aldı. Şimdi de sitede: hakkans.com/yazi-guncel.htm Uzuncası: Nerelerdeydim ben? Meşguldüm, uzaklardaydım. Dönüp baktığımda, garip bir dönüm noktasından geçmişim de fark etmemişim. Semra’nın Kayıplara Karışması yayınlandıktan sonra, yeni bir hikâye ile devam edecektim Şiar’da. Ama Şiar tam da o zamanda ara vermeye karar verdi. Esas ilginç olan ise, yazdığım hikâyeydi: Uzayamayan Hikâyeler. Gazze’deki soykırımı anlatan, “ıslığı andıran ses”lerle bölünen, bir bakıma yazdıktan sonra kalemi mecburen elimden atan bir metinmiş, fark edememişim. Okumaya devam ettim; ama yazmaya devam etmedim. Neredeyse iki yıl boyunca, birkaç hikâye taslağına birkaç cümle eklemekten fazlasını yapmadım. İş güç, yeni iş arayışları vesaire derken uzaklaşmışım. Ama okudukça, ama hissettikçe, ama düşündükçe, edebiyat içimde devinmeye devam etmiş. Oysaki ben artık “gençlik hevesiydi” diye düşünüp, yetişkinlik hayatına iyice adapte olup, bu sayfayı çevireceğim sanıyordum. Neticede bana kucak açmış tek dergi kapanmıştı. Öbürleriyse ya reddediyor ya cevap vermiyordu. Sonra 2025’in sonu geldi. Kasım ayıydı. Hayatımda bir dönüm noktasıydı. Birkaç yıldır yuva bellediğimiz York şehrinden ayrılma vakti geliyordu. Taşınma telaşesi, işleri toparlama çabası vesaire derken, edebiyata eskisinden daha da az vaktimin olduğu bir vakitti. Edebiyatsa, tam o anda yine çıktı ortaya. Masum bir fikirdi başta. İşlerimi takip için Notion isimli yazılımı kullanıyordum. Yakın
Spor mu, Egzersiz mi?
Bazı kaynaklara göre bir etkinliğin spor olarak kabul edilmesi için rekabet unsuru taşıması gerekir. Bu açıdan bakıldığında ağırlık çalışmak, yürüyüş yapmak, koşmak ya da evde egzersiz yapmak teknik olarak birer egzersizdir; spor olmak zorunda değildir. Belki de önemli olan tam olarak budur. Spor çoğu zaman performans, yarışma ve başarı hedefleri etrafında şekillenir. Egzersiz ise yaşamın içine daha kolay yerleşebilir. Sonuçta kaç kişi 50 yaşında sıfırdan bir dövüş sporunda turnuvaya katılmaya başlar? Ama 50 yaşında yürümeye, ağırlık çalışmaya, yüzmeye ya da bisiklete binmeye başlayan çok insan vardır. Bu yüzden uzun vadede asıl soru şu olabilir: Spor yapıyor muyum? Değil. Bunu hayatım boyunca sürdürebilir miyim? — Çağrı ÖZPOLAT, Bibliyosmia, 29.05.2026
Bibliyosmia
Reklam
Reklam