10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 20:57
Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar ise insanın içine işleyerek uzun süre zihninde yaşamaya devam eder. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu da tam olarak böyle bir eser. Zweig'in en büyük başarısı, okuyucuyu kahramanın duygularına ortak edebilmesidir. Mektubun her sayfasında özlem, yalnızlık ve fedakârlık hissedilir. Bir insanın sevgiyi nasıl bir yaşam biçimine dönüştürebileceğini, hatta kendi varlığını bile sevdiği kişinin gölgesinde eritebileceğini çarpıcı bir şekilde gösterir. Eser yalnızca bir aşk hikâyesi değildir; aynı zamanda görülmemenin, fark edilmemiş olmanın ve insan ruhunun derinliklerinde saklanan duyguların hikâyesidir. Kitap bittiğinde insanın aklında şu soru kalıyor: Sevmek gerçekten sahip olmak mıdır, yoksa bazen sadece sessizce sevmeye devam etmek midir? Akıcı dili, güçlü psikolojik çözümlemeleri ve unutulmaz finaliyle Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig'in en etkileyici eserlerinden biridir. Kısa sürede okunmasına rağmen uzun süre etkisinden çıkılamayan, duygu yoğunluğu yüksek bir klasik.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2019266,4bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 101. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:57
Herkese merhaba. Kitabı az önce bitirdim ve hemen bir şeyler yazıp gören herkesin okumasını sağlamalıyım diye düşündüm. O kadar etkilendiğim ve duygulandığım bir kitap oldu ki hâlâ etkisinden çıkamadım. İnancımı tazeledi, içerisindeki karşılıklı soru ve cevaplarla maneviyatımı artırdı. İbadetlerime daha sıkı sarılmamı sağlayacak gerçek bir hayat hikâyesi okudum. Herkese, bilakis içinde şüphe taşıyan, inanmakta zorlananlara mutlaka tavsiye ediyorum. Kitapta, kitabı okuyan kişilerin değişiminden de bahsediliyor. İnanıyorum ki okuyanların değişmesine, kalbine dokunmasına vesile olacak. Okumanızı gönülden diliyorum, keyifli okumalar.
Düzceli MehmetHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 20176,7bin okunma
Reklam
Ben Sakarım
Puan vermedi·109 syf.··
2026 53. kitabı
Aile denince aklınıza ne geliyor? Bir baba için aile; eşini ve çocuklarını korumak, onları kimseye muhtaç etmemek, hayatı onlar için elinden geldiğince yaşanılır kılmak demektir. Çocuklarını hayatın gerçeklerine hazırlarken merhameti ve sevgiyi rehber edinmektir. Bir anne için aile; evlatları uğruna gözünü kırpmadan her şeyi göze almak, onları sonsuz bir sevgiyle kuşatmak, dünyanın karmaşası içinde koruyup kollamaktır. Hayatının son anına kadar "çocuklarım" diyebilmek, eşine yoldaş olmak ve birlikte güzel hatıralar biriktirmektir. Çocuklar için ise aile; koşulsuz sığınabilecekleri bir yuva, güvenli bir limandır. Çünkü anne ve baba onların ilk kahramanlarıdır. Çocuklar sevmenin karşılığını beklemezler; sadece severler. Anne kızar, çocuk ağlar; ama yine anneye sarılarak ağlar. Çünkü onların dünyası anne ve babalarının varlığıyla ayakta durur. Evet, aile; anne, baba ve çocuklar için tüm bu anlamları, hatta daha fazlasını taşır. Peki gerçekten her aile böyle midir? Her anne ve babayı sorgusuz sualsiz kutsayabilir miyiz? Alexandre Seurat'ın Sakar adlı romanı tam da bu soruların peşine düşüyor. Yazar, gerçek bir olaydan esinlenerek kaleme aldığı bu romanda, bir çocuğun sessiz çığlığını merkeze alırken aile kavramının karanlıkta kalmış yüzünü de gözler önüne seriyor. Diana, yüzünden gülümsemesi eksik olmayan bir çocuk. Fakat o gülümseyişin ardında kimsenin duymadığı bir çığlık saklı. Kendisine ne olduğu sorulduğunda sürekli sakar olduğunu söylüyor; yaşadığı her olumsuzluğun kendi hatasından kaynaklandığına inanıyor. Oysa gerçekler çok daha farklı. Ne var ki gerçek ortaya çıktığında artık her şey için çok geç kalınmış oluyor. Kimse Diana'nın sessiz gülümseyişinin ardındaki acıyı göremiyor, kimse yardım çağrısını duyamıyor. Romanı okurken bu hikâyeyi yalnızca Diana'nın
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Kötülüğün Bir Gerekçesi Olabilir mi?
7/10
·352 syf.··
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:20
İlk kez fantastik/kara mizah türünde bir kitap okudum ve oldukça beğendim. Kulüpteki arkadaşların çoğu Solbris'i çok sevdi ama ben sevemedim. Çünkü bana göre yapılan kötülüklerin hiçbir gerekçesi olamaz. Mesele sevilmekse, o zaman neden iyilik adına da bir şeyler yapmadı? Kitabın sonlarına doğru tam İyiciler kazanıyorken Karanlıktan gelenlerin Solbris'e yardım etmesine çok sinirlendim. Kitap bittiğinde Sarı Kız çocukları kurtardı ama Solbris'in durumu belirsiz kaldı. Umarım serinin diğer kitaplarında onu daha iyi bir varlık olarak görürüz. Kitabın en sevdiğim yanı ise fantastik bir hikâye anlatırken insan doğasına dair pek çok soru sordurması oldu. İyilik ve kötülüğün sınırları, insanların kabul görme isteği ve yaptıkları seçimlerin sonuçları üzerine düşünmeme neden oldu. Ayrıca serinin devamında, ağacın altında öylece duran o üç çocukla yeniden karşılaşacağımızı düşünüyorum.
2026 Okuma Raporları
Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem SonlarBener Karaçor · Düşbaz Kitaplar · 202615 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:29
İçimdeki Müzik – Sharon M. Draper “Bir insanın sesi çıkmıyor diye söyleyecek sözü yok sanmayın.” İçimdeki Müzik, serebral palsi nedeniyle konuşamayan Melody’nin hikâyesini anlatıyor. Ancak kitap aslında engellilikten çok, insanların önyargılarıyla ilgili. Melody konuşamıyor olabilir ama etrafındaki birçok insandan daha derin düşünüyor, daha fazla hissediyor ve daha çok şey biliyor. Bu kitabı okurken en çok şu soru üzerinde düşündüm: İnsanları gerçekten ne kadar tanıyoruz? Bir kişinin görünüşüne, konuşmasına ya da fiziksel yeterliliklerine bakarak onun potansiyelini ne kadar kolay sınırlandırıyoruz? Bir psikolojik danışman gözüyle bakınca kitap; empati, kapsayıcılık, özel gereksinimli bireylerin eğitimi ve aidiyet duygusu üzerine güçlü mesajlar veriyor. Melody’nin yaşadığı dışlanma, birçok çocuğun okul ortamında yaşadığı görünmez yalnızlığı da hatırlatıyor. Kitabın en etkileyici yanı, okuyucuyu acındırmaya çalışmaması. Aksine Melody’nin zekâsını, mizahını, öfkesini ve hayallerini görmemizi sağlıyor. Böylece onu “engelli bir çocuk” olarak değil, sadece “bir çocuk” olarak tanıyoruz. Puanım: 9/10 Kitap bittiğinde aklımda kalan cümle: “Herkesin içinde duyulmayı bekleyen bir müzik vardır.”
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,7bin okunma
Puan vermedi·381 syf.··
2026 36. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 11:02
Başta çok korktum bu kitaptan yalan yok. Dili ağdalı, ağır ilerliyor ve durağanlığı bana 'hiçbir şey olmayacak bu hikayede' diye düşündürdü. Yarım bırakmanın ucundan döndüm sık sık. Ama kitap ortalarına ulaşmayı başarabilirseniz o noktada sizi öyle bir sarıyor ki, hem alışmış oluyorsunuz tarzına hem de yaşanabilecek senaryoları kafada kurmaktan daha merakla çeviriyorsunuz sayfaları. Ben bu hayatı doktor bey ile birlikte yaşadım sanki sonuna kadar. Anadolu'da geçen yirmi küsür yılı beraber yaşadık, ben ömrümün bir kısmı o coğrafyada geçmiş sayarım kendimi. İstanbul'a uzanan hikaye çok geç uzattı bize o dalı ama çabucak geri çekmedi. Doya doya yaşadık yedi tepeli şehri de. Çok güzeldi. Gerçekten benim içimde hiçbir ukde, aklımda ucu açık kalan soru işareti bırakmadı. Diziyle alakasını soracak olan arkadaşlar için tabii ki yok:))
Kavak YelleriReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 19991,350 okunma
Reklam
Reklam