10/10
·127 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
Kendine Ait Bir Oda’yı 4 yıldır doğum günümde okuyorum. Bunu ilk kez elime aldığımda sadece Virginia Woolf’un kadınlar ve yazmak üzerine yazdığı önemli bir metni okuyacağımı düşünmüştüm. Ama zamanla bu kitap benim için bundan daha kişisel bir yere oturdu. Artık her doğum günümde bu kitabı okumak, yeni yaşıma girmeden önce kendime sorduğum sessiz soruların bir parçası haline geldi. Kendine Ait Bir Oda, roman değil; kadınların edebiyatta, düşünce hayatında ve üretimde neden bu kadar geride bırakıldığını sorgulayan bir metin. Woolf, kadınların sadece yetenek eksikliğinden dolayı görünmez olmadığını anlatıyor. Asıl mesele; eğitimden, paradan, zamandan, özgürlükten ve en basit haliyle yalnız kalabilecekleri bir odadan mahrum bırakılmış olmaları. Kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada. Woolf’un “kendine ait bir oda” dediği şey sadece dört duvarlı fiziksel bir yer değil. Bir kadının kendi düşüncesine sahip çıkabildiği, bölünmeden düşünebildiği, başkalarının beklentileri arasında kaybolmadan üretebildiği bir alan. Ben bu kitabı her okuyuşumda bunu biraz daha farklı anlıyorum. İlk okuduğum yıl daha çok kadınların tarih boyunca nasıl geri planda bırakıldığına takılmıştım. Bir sonraki yıl “para” meselesi bana daha çok çarpmıştı. Çünkü Woolf’un anlattığı şey sadece edebi özgürlük değil, çok net bir şekilde ekonomik bağımsızlık da. Sonraki okumalarımda ise kitabın içindeki en büyük meselenin aslında insanın kendi sesine sahip çıkabilmesi olduğunu düşündüm. Bu yüzden doğum günümde okumak bana çok anlamlı geliyor. Çünkü yaş almak sadece bir yılı daha geride bırakmak değil bence. Biraz da insanın kendine dönüp “Bu yıl kendime ne kadar alan açtım?”, “Nerede sustum?”, “Nerede başkalarının beklentilerine göre yaşadım?”, “Kendi sesimi nerede duydum?” diye sorması. Virginia
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Tarih okurları için anlaşılır seviyede ve akıcı ilerleyen bir kitap. Gereksiz ve sıkıcı ayrıntılar yok. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl hocanın Türk tarihi ile ilgili bilgilerini soru cevap şeklinde aktarıyor. Bi söyleşi derlemesi denebilir. Gündem Ötesi proğramından hediye olarak kazandığım bir kitaptı:) Keyifliydi. Harıl harıl soru cevaplamama değdi. Özellikle sayfa 69 ve 89 arası, Oğuzlar’ kısmı en keyif aldığım kısmıdır. Dokuz Oğuzlardan başlayıp günümüz taç mahaline kadar eski Türklerin, yani atalarımızın dünyada bıraktığı sanat eseri niteliğindeki ayak izlerinden haberdar ediyor. Tarihseverlere tavsiyedir. Özünü, kendi tarihini, atalarını bilmeyenin 4 dil bilmesine çokda gerek yoktur..
Türklerin DünyasıAhmet Taşağıl · Kronik Kitap · 202551 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çok başarılı
9/10
·112 syf.··
2026 32. kitabı
Kalınlığı 200 sayfa bile olmayan bu incecik kitap sizi çoğu 3-4 kitaplık seriden daha çok karakterlere bağlayacaktır. Karakterlerin birer kahraman olmaması yani saf beyaz veya saf siyah olmamaları karakterlere bağlanmanızı çok kolaylaştırıyor ve daha ilk sayfalardan yolculuklarına dahil olmuşuz gibi hissediyoruz. Sanki George gibi Lennie'ye sahip çıkmamız gerekiyormuş gibi hissettirmeyi çok güzel başarıyor kitap. Kitabın akıcılığı ise zaten başlı başına mükemmele yakın, hiçbir nokta fazla uzatılmamış ancak aynı şekilde aklınızda önemli hiçbir soru da bırakmıyor, bunu yapabilen nadir kitaplardan biri bence. SPOİLER Lennie'nin ölümü beni neredeyse ağlatacaktı. Bu kadar kısa bir kitapta bu kadar etki bırakabilmek için kaleminizin çok kuvvetli olması gerekiyor. Yazar cidden mükemmel bir iş çıkartmış. Ve tavsiyem kitabı bir günde okuyun ve bitirin tek seferde daha büyük etki bırakacaktır.
Duygu ve Düşünce
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,9bin okunma
6/10
·326 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:25
George Orwell’ın 1984 romanını yoğun bir okuma süreciyle 4 günde bitirdim. Kitabın ilk yarılarındaki o kasvetli, durağan ve her an izleniyormuş hissi veren boğucu atmosferi itiraf etmek gerekirse okuma hızını biraz yavaşlatıyor ve insanı zorluyor. Ancak yazarın kurguladığı bu monotonluk, totaliter rejimin birey üzerindeki baskısını hissettirmek için bilinçli bir tercih. Kitabın son bölümleri ve o çarpıcı finali ise tüm bu durağanlığı unutturacak cinsten. Beklenmedik, sarsıcı ve insanın zihninde uzun süre soru işaretleri bırakan bir sonla bitti. Klasikleşmeyi kesinlikle hak eden, ağır ama kült bir eser.
1984George Orwell · Penguin Classic Series · 2008200,4bin okunma
Mecburi Vazgeçişler: Yeni Başlangıçların İlk Domino Taşı
9/10
·400 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 04:52
Mecburi vazgeçişler insanın hayatını kötüye mi sürükler yoksa yeni bir başlangıcın kapısını mı açar? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-2 isimli kitabını okurken aklımda ilk beliren soru bu oldu çünkü olaylar en son Matthew Cuthbert'in vefatı ve Marilla Cuthbert'in göz rahatsızlığının ilerlemesi üzerine Anne'in çok istediği üniversiteye gitmekten vazgeçmesiyle başlamakta. Eser; Anne'in hayatındaki 16-18 yaş dönemini odağına almakta. Kitabı yaklaşık 10-15 gün önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım yani olaylar doğal bir akış içerisinde verilmiş. Bununla beraber olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okur olarak bana ulaşması ve bunun sonucu anlatının bende karşılık bulması çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam: 1) Marilla ve Anne'nin Davy ve Dora Keith'i açıkta bırakmayıp yanına alması kısmında merhamet gibi temiz bir hissi deneyimledim. 2) Anne'nin Avonlea okulunda öğretmen olması ve işini hakkını vererek, severek yapması; bana görev bilincinin önemini bir kez daha hatırlattı. 3) Anne ve arkadaşlarının Avonlea için bir geliştirme derneği kurması, dayanışma ve yardımlaşma temasını vurguladı. 4) Bayan Lavender'in eski aşkı ile yıllar sonra evlenmesi ise eserde en sevindiğim ve mutlu olduğum kısımlardan birisiydi. Bence serinin ilk kitabındaki gibi baskın bir vurucu kısım yok çünkü
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne 2L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20207,9bin okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Agatha Christie 'nin Mary Westmacott takma adıyla yazdığı unutulmaz altı aşk(Giant's Bread,Bitmemiş Portre,Sensiz Bir İlkbahar,Gül ve Porsuk Ağacı,Annem ve Ben,Sevginin Bağladıkları)romanından biridir. Kitap; 4 ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Laura'yı, 2. Bölümde kardeşi Shirley' i okuyoruz. 3. Bölümde ise Llewellyn adında bir adam kitaba dahil oluyor, önce her şey karışıyor, bir şeyler olacak ama olamıyor derken 4. Ve son bölüm olan Aynen Başlangıçtaki Gibi bölümünde kitaptaki bütün soru işaretleri cevaplanıyor. Laura erkek kardeşi Charles ölünce evin tek çocuğu olmaya kendini kaptırmıştır. Bir süre sonra Laura'nın hiç beklemediği bir şey olur ve Shirley adını verdikleri bir kız kardeşi dünyaya gelir. Laura ondan nefret eder. Bir gece yaşanan bir olayla kardeşine duyduğu nefret sevgiye dönüşür ve onu yaşadığı sürece koruyacağına yemin eder. İki kız kardeş arasındaki sevgiden yola çıkılarak sevginin omuzlara bindirdiği yük ustaca işlenmis. Kitap okuduğum tüm polisiye kitapları gibi akıcıydı ama tabi ki polisiye kitaplarının yeri benim için çok başka.
Sevginin BağladıklarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2017154 okunma