Hiç durmaksızın yanmakta olan çalıya "Ben kimim?"⁴⁸ diye merak ve huşu içinde soran kişi yanıt alamaz. Allah ona kim olduğunu söylemek veya ona dikte etmek yerine onu kendi haline bırakır. Mesaj açıktır: Kendin(i) ara, kendin(i) bul ve kendin ol! Ardından aynı kişi bir başka soru yöneltir: "Sen kimsin?"⁴⁹ Bu sefer cevap gelir: "Ben benim..." ya da "Olacağım gibi olacağım..."
Sayfa 185 - 48. Şemot 3:11. Sorunun aslı "Ben kimim ki?" diye başlar. 49. Şemot 3:13. Sorunun aslı: "Seni gönderenin ismi ne?"·Kitabı okudu
"Neye çok şaşıyorum biliyor musun?” diye cevap beklemediği bir soru sordu. “Tüm o ölümlere şahit olduktan sonra nasıl hala hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya devam edebildiğimize.”
Sayfa 189
Reklam
Sonra tepemize çıksınlar
Bazı cevapları gene de içinizden vermekte yarar vardır.
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Alıntı
≈ s o n ≈
Sevgiyle, korkuyla, susarak, susamayarak; dostlukla, ihanetler, aileyle, yalnızlıkla... İnsan hayatına böyle cevap verirdi. Belki eksik, belki yanlış, belki yarım... ama yine de kaçınılmaz bir şekilde. Ve o da, herkes gibi, kendi cevabını vereceğini biliyordu. Ardında ise, herkesin kendi sessizliğinde tamamlayacağı bir cevap bıraktı.
Sayfa 211 - Araf - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık, 1. Baskı·Kitabı okudu
Bir gün Efendimiz (sas), Hz. Ali`ye şöyle bir soru sordu: “Ey Ali! Allah Teâlâ`yı sever misin?” O: “Evet! Ya Resûlullah severim.” dedi. Efendimiz: “Onun Resûlü’nü de sever misin?” dedi. Hz. Ali heyecanlanarak: “Evet ya Resûlullah!” dedi. Efendimiz tekrar: “Kızım Fâtıma`yı da sever misin?” diye sordu. Hz. Ali hiç tereddüt etmeden: “Evet” dedi Efendimiz: “Hasan ve Hüseyin`i sever misin?” dedi. O da: “Evet ya Resûlullah! Severim.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Ey Ali! Gönlün bir tane, sevgin ise dört tane… Bir kalbe bu kadar sevgiyi nasıl sığdırdın?” buyurdu. Hz Ali bu söz üzerine kalakaldı. Ne diyeceğini bilemedi ve herhangi bir cevap vermeden Huzur-u Risalet’ten ayrıldı. Düşünceli bir vaziyette evine döndü. Onu düşünceli ve durgun görünce Hz. Fâtıma validemiz bir şeyler olduğunu anladı. Ne olduğunu ve onun zihninden geçirdiklerini öğrenebilmek için şefkatle: “Ey Ali seni durgun görüyorum. Üzücü bir şey mi oldu?” diye söze girdi ve “Eğer bu dünya ile ilgili ise kederlenmeye değmez. Ahiret ile ilgili bir husus ise nedir seni üzen şey?” dedi. Muhtereme eşinin sorusunu cevapsız bırakmak istemeyen Hz. Ali başından geçen olayı anlattı ve Efendimiz’in (sas) sorduğu soruya cevap veremediğini söyledi. Hz. Fâtıma soruyu duyunca gülümsedi ve “Ey Ali! Babamın yanına var ve bu suali şöyle cevaplandır.” diyerek açıklamalarda bulundu. Hz. Ali bu izahtan memnun oldu. Gönlüne hoş geldi ve Efendimiz’in (sas) huzuruna koştu: “Ya Resûlullah! Biraz önce sorduğun soruya cevap vermeye geldim” dedi. Efendimiz (sas) “Ver, bakalım” dedi: “Ya Resûlullah! İnsan bedeni bir tane olmasına rağmen, onun sağ, sol, ön ve arka diye yönleri vardır. İnsanın kalbi de bir tane olmasına rağmen, kalbinde böyle yönleri vardır. **Ben Allah`ı aklım ve imanımla, sizi ruhum ve imanımla,
Alıntı
sevgilim neden sence de bütün cevapların en güzel sorusu değil mi
Sayfa 76·Kitabı okudu
Reklam
Reklam