Zira insanın ne yapacağını bilmez hâlde ortada kalıvermesi biraz da o güne kadarki hayatını boşuna harcamış olmasından kaynaklanır. Çevremizdeki pek çok genç, yaşadığımız günlerin ağır sorumluluğu altında “ne yapsak” diye döne döne aranırken dile getirmekten çekinilen asıl soru şu: Kendimizi böyle günler için nasıl hazırladık?
Sayfa 13 - Ketebe
"Düşün! Bize, matematik dünyasının kurgusal ve sonsuz olduğu öğretildi. Bunu kabul ederim. 1'den sonra 2 gelir dendi. Bunu da kabul ederim. Ama sonra, 1 ile 2 arasındaki sonsuzluğu düşündüm. Peki o nereye gitti? İrrasyonel sayılar varken bir sayıdan sonra diğer bir tam sayı nasıl gelebilir? Eğer I'den sonra virgül konursa ve bunun da kıçına sonsuz sayı konabiliyorsa 2 nasıl gelir? İşte! Soru bu! Yanıtsız bir soru. Ve işte matematiğin hatası! Dolayısıyla matematik yok. Onun üzerine kurulmuş dünya düzeni de yok... Ama ben anlayabilirim. Anlayabilirim bu sorunu. Ve o zaman ortaya yaklaşık sayılar çıkar. Yani hiçbir sayı tam sayı değildir. Hepsi tama yaklaşır. Ama varamaz. Demektir ki, 1,999...9'u bize 2 diye yutturmaya çalışan bir dünyanın çocuklarıyız. Ve dünyada aslında tam gibi görünürken, aslında bir irrasyonellik harikası. İşte bunun için hayat yoktur. Olsa dahi irrasyoneldir! Yani anlamsızdır. Ne bir başlama nedeni, ne de bir oluş nedeni vardır. Evrende uçuşan kocaman bir irrasyonellik. Tabii ki dünyanın bir anlamı olması gerekmiyor. Belki de onu anlamlandıran üzerinde yaşayan akıl sahibi yaratıklardır. Ama onların da bizi getirdiği nokta ortada!"
Sayfa 43
Reklam
Gayet anlaşılır ..
Bir çözüm bulunduğunda sorun sorun olmaktan çıkar. Bir cevap bulunduğunda soru soru olmaktan çıkar. Çünkü sorun çözümün cevap da sorunun bir parçası haline gelir. Ve ortada sorunsuz çözümler ve sorusuz cevaplar kalır.
Sayfa 218 - Pdf·Kitabı okuyor
... insanları okumayı yeğlerdi. Doğuştan meraklı biri olarak insanları soru yağmuruna tutar, bildikleri her şeyi söyletirdi. Oysa aynı şeyi kitaplara yapmak mümkün değildi. Kitaplar kolay gibi görünebilirdi fakat bu yanıltıcıydı. "Dolayısıyla" ve "açıkça görüldüğü üzere" gibi laflar ederlerdi, ortada açıkça görünen bir şey yokken hem de. Alengirli dillerine de asla meydan okunamazdı; onları kurnazca yumuşatarak "Hey, dur bir dakika. Ben aptalım da. Tekrar söyler misin? Demek mümkün değildi. Kitaplar kıskıvrak yakalanamaz, kıvrandırılamaz, parçalara ayrılıp incelenemezdi.
Sayfa 45 - İthaki Yayınları
1000Kitap
Soru sorma konusunda çok duyarlıyımdır," diye karşılık verdi, "soru sormakla kıyamet günü arasında pek çok benzerlik vardır. Soru sormak bir taşı harekete geçirmek gibidir. Bir dağın tepesinde öylece oturduğunu düşün; taş başlar yuvarlanmaya ve öteki taşları da harekete geçirir; çok geçmeden, taşlardan biri evinin arka bahçesinde oturan kendi halinde (hem de en son akla gelebilecek) bir adamcağızın tepesine iniverir, ailesi de dımdızlak ortada kalır. Yok, efendim, ben ilkemden şaşmam: Birinin canı burnuna gelmişse ona fazla soru sormayacaksın."
Erkeklerin seni kurtarmak istemesi arkanı kollayan bir kadın arkadaşın olmasından dünyalar kadar farklıydı. Ortada gömülmesi gereken bir ceset varsa Marguerite'in soracağı tek soru, “Ne kadar derine?” olurdu.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam