Devamı: Hassas İçerik + 18
Aileden birinin tanıdığıymış tamam mı, hocanın üçüncü gözü açık sanıyorlar ama meğersem musallatlısı var ve bilgi alış- verişi yapıyorlar. Benim bu tarz insanlarla ya da işlerle alakam olmaz. Bir ara yorgun, bitkin ve sürekli hasta olduğum için nenem aradı "Senin için şeyh getirdik, gel seni okusun." dedi. Emrivaki de sevmem ve içim direkt huzursuz oldu ama ilçe değiştirmiş olduğu için ayıp olmasın ve de enerjisini ölçmek için gittim. Hoş, sonrasında nenemleri azarlamak için de gittim. O zaman perçem kestirmiştim e tabi, üçüncü gözüm tam görünmüyor. İçeri girdim, selamlaştım. Adama dönüp merhaba deyip oturdum. Öyle ağır enerji geldi ki el sıkışma dahi istemedim. Ve birine ben şeyh mevkisini layık görmemişsem istediği kadar şeyh olsun, saygım olmaz, ilgim de, sorum da, cevabım da. Direkt 1-2 m' lik mesafeden kahkülüme uzanır gibi oldu ben kendimi hem geri çektim hem de tip tip baktım. Aile temasını bile sevmezken sen kim köpek, saçıma dokunma girişiminde bulunuyorsun? Hem izinsiz hem de sebep söylemiyor. O zamanlar bu alanlarda yeniydim ama kişinin rızasının alınmasının esas olduğunu biliyorum. "Bakmam için alnınızı tam görmem lazım." dedi. "Anlamadım, neye bakmanız için? Ne alaka?" dedim. Ama her an küfür edip adamın suratına dalacak gibiyim. Sonrasında da "İzinsiz saçıma da olsa dokunmayın. O eliniz benim yakınıma o şekilde yaklaşmasın." derken içimden de "Allahım bu ne yapıyor ya da ne yapacak bilmiyorum, alanımı gizle. Görmesini reddediyorum." vs. deyip adama da "Ne yapılacağını ya da nasıl yapılacağını geçtim, izin dahi almadan neye başladınız? Bu ne kadar Allah rızası için oldu?" demiştim. Bozuntuya vermedi. Bir şeyler söyledi o an pozitif dahi olsa ne demiş olursa olsun kulak asmayacaktım. Sonradan öğrendik ki okumayı yapan musallatı, ona da muska gibi şeyler
Duygu ve Düşünce

Asra Zifir

@Kara_Orumcek_Zambagi
·
Enerji Çalışmalarında- Uyanış Kurslarında DİKKAT! +18
O alanlarla sıfırken direkt kurslardan başlamayın. Hocanın geçmişini -eğitim süreçlerini, eğitimlerini vs.- bilmeden ders almayın. Sizden çalışmalar için izin istendiğinde açık ve net şekilde izin verin: "Sadece bu bilmem ne çalışması için izin veriyorum." ile "İzin veriyorum." hiç aynı şey değil. Güzel alanlar ve bilinç olmasına rağmen bilinçsizlik çok fazla. Şifa ya da bilgi sağlayayım derken musallatlanırsınız ve direkt farkında da olmazsınız. Özellikle para verdiğiniz konserlere dahi dikkat etmeniz lazım: Özgür irade yasası var ve siz para verince oradan almaya gönüllü hale geliyorsunuz. Katılım için belirlenen ücretse ücreti sağlayınca bilerek ya da bilmeyerek katılmış oluyorsunuz... O yüzden yavaş ama emin adımlarla gidin. Hakikati bulayım derken belanızı bulmayın. En çok çocuklara dikkat edin: Korku halinde olanlara, soyutlanmış olanlara, üzgün- acılı olanlara, tembelken birden başarılı olanlara, biriyle konuştuğunu -soru/ cevap- söyleyenlere, canlı ve kıpır kıpırken birden sessizleşip melankoli hâle girenlere... Onlar tam ne olduğunu anlar ya da anlamaz ama siz anlamak zorundasınız. Bazıları çocukluktan yetişkinliğe kadar fark etmemiş veya fark ettirilmemiş oluyor. Bazılarına ise birkaç hafta sonra dahi ya kendini ya da çevresindekileri oldürtüyorlar: Tesir gücüne bağlı. Kapanık oluyor, soğukluk hissetmeye başlıyor, uyuyamıyor, karanlığa çekiliyor, simsiyah giyinmeye başlıyor, bir anda mutlu bir anda suratsız oluyor, Kuran okuyup sevinç gözyaşı akıtırken çocuk ama delirmiş çocuk aklına benziyornsonralarda asla tahammül edemiyorlar ne insanlarla görüşmeye, ne gülmeye, ne sirke kokusuna vs. öfke patlamaları, saldırganlaşma, bakışları ve yüzü tuhaf vs. oluyor. O hayattan koptuğunda ya da kopardığında çok geç oluyor. Türbeye almışlardı içine girmedi. Hocalardan
Duygu ve Düşünce
SEVGİLİ KIZLAR VE DÜZ ERKEKLER SİZLERE BİR SORUM OLACAK
KIZLARA SORUM ŞU : SİZİN SEVGİLİNİZİN KIZ KARDEŞİ SİZE NASIL DAVRANİYOR VE DAVRANMASI GEREKEN ŞEKİL NASIL? ERKEKLERE İSE SORUM ŞU:SEVGİLİNİZİN ABİSİ SİZE NASIL DAVRANIYOR VE DAVRANMASI GEREKEN ŞEKİL NASIL?
Reklam
Vatan Sevgisi ve Cihad
Bismillahirrahmanirrahim. Ey bu vatanın aziz evlatları, yarının büyük ve bağımsız Türkiye’sinin sarsılmaz iradesi olan kardeşlerim! Bugün burada huzurlarınızda sadece bir konuşma yapmak için bulunmuyorum. Bugün; dertleşmeye, dertlenmeye ve içimizdeki o uyuyan devin uyanışına şahitlik etmeye geldim! Kardeşlerim; bugün dünyanın dört bir yanında, mazlumların feryatları arşı titretiyor. Doğu Türkistan’dan Filistin’e kadar her yerde insanlık onuru ayaklar altına alınıyor. Biliniz ki bu, sadece uzak diyarların davası değildir. Bu; içinde zerre miktar vicdan taşıyan, insanlıktan nasibini almış her ferdin şahsi davasıdır! Zulme sessiz kalmak, o zulme ortak olmaktır. Bizim safımız bellidir: Biz adaletin, biz mazlumun yanındayız! Lakin iyi dinleyin! Sadece slogan atmakla, sadece “kahrolsun” diye haykırmakla zalimin çarkı bozulmaz. Gerçek cihad; elimizle, dilimizle ve tüm benliğimizle o zulmü finanse eden kaynakları kurutmaktır! Boykot dediğimiz şey, bir lütuf değil, bir mecburiyettir. Bizim cebimizden çıkan her kuruşun, mazluma sıkılan bir kurşun olmasına izin mi vereceğiz? Kendi paramızla kendi kardeşlerimizin katline ortak mı olacağız? Kardeşlerim! Bir milletin gerçek bağımsızlığı, çarşıda, pazarda, mutfakta ve sanayide başlar. Eğer bizler bugün boykot ettiğimiz o ürünlerin daha iyisini, daha kalitelisini bu topraklarda üretmezsek; başkasının eline, başkasının merhametine bakmaya mahkum kalırız. Tam bağımsızlık; elin ürettiğine hayranlık duymak değil, kendi alın terini baş tacı etmektir! Sorum şu: Neden biz başkasının markasına muhtaç olalım? Neden bizim insanımızın emeği, bizim zekamız küçümsensin? Hayır! Bizim bu topraklarda en alasını üretecek gücümüz de, aklımız da, imanımız da vardır. Gerçek vatan sevgisi; yabancının reklamına kanmak değil, yerli olanı yüceltmek, milli
Din
Grup saçmalığı
Bir gruptan gerçekleri telaffuz ederek çıkarıldım, hoş kendim çıkacaktım. Grup kuralı şu DESTEk!! İletini yazıyorsun veya alıntını gruba link atıyorsun herkes beğeniyor. (Okuma oranı %30 dur.) Grubun gelişmesi için arada bir şeyler yazabilelim deniyor, Hitler'in torunu olduğunu varsaydığım kişi ileti yazmayın atarım haaa! 4 alıntı atmışsın hepsini art arda buraya atamazsın haa! İkinci alıntını atmak için araya biri gruba başka bir ileti atmalı diye zırvalıyor devamlı. Sorum şu bundan ne keyif alınabilir? Yahu nazi kampına katılacağıma bırak ileti/alıntımı 3 kişi beğensin. Ya ciddi anlamda gruba bir cümle yazsan falaka! 81⋆ (81⋆) şahısta bu. 11 senedir buradayım ya insanlar değişti ya ben anlayamadım. HEİL HITLER!! Gruba ileti yazdığım ve hakkında konuştuğum için lütfen beni gaz odalarında öldürüp akabinde yakma!
1000Kitap
"İNCİ" Neden diretsin ki, neden peşimden koşsun ki
36. BÖLÜM 🌹 İnci 🌹 Göz kapaklarımın ardında gece boyu süren amansız savaşın yorgunluğuyla uyandım. Yalnızlık ve pişmanlık, temmuz sıcağının altına saklanmış bir kış ayazı gibi içime çöreklenmişti. Yastığa gömülen yüzüm, mesajı attığım andaki savunmasızlığın izlerini taşıyordu; tüm sırlarımı ekrana döküp sonra da onları yok etmeye çalışmıştım. Elimi titreyerek telefona uzattım. Ekran karanlıktı. Ne bir arama ne bir mesaj... Serkan'dan gelen koca bir sessizlik. Belki de görmedi, dedim kendimi avutmaya çalışarak. Belki de o "silindi" yazısını umursamadı bile. Belki de anladı ve sustu. Sessizliğiyle seni reddetti. "Başlama İnci," dedim aynadaki solgun yansımama. "Lütfen, bunu kendine yapma." Yüzüme çarptığım soğuk su, ruhumun uyuşukluğunu dağıtmaya yetmedi. Evden çıktığımda şehir, benim gecemden hiç haberi yokmuş gibi hoyrat ve hareketliydi. Dükkâna adım attığımda, işin temposu beni içine çekti. Telefonlar, toplantılar, hazırlıklar... Düşüncelerimi biraz olsun dağıtmıştı. İçimdeki küçük kız hala kırılgandı ama bugün için biraz güçlüydü. En azından şimdi, hayatın akışına bırakmalıydı kendini. “İnci iyi misin? Bu halin ne?” Özlem’in beni gördüğünde verdiği tepki beni kendime getirdi. O diyene kadar fark etmemiştim ama cidden benim bu halim ne siyah pantolon, siyah tişört, siyah ayakkabılar... Renklerin bayram yeri olan bu dükkânda, ben koca bir yas sembolü gibi duruyordum. İçimin karanlığını dışıma kusmuştum ve bunun bu kadar göze batacağını hesap edememiştim. Mahcubiyetle omuzlarımı silktim. “Şey... Uyuyakalmışım. Geç kalmamak için elime ne geldiyse geçirdim üstüme. İyiyim, gerçekten.” Yalan, boğazımda acı bir tat bıraktı ama Özlem her zamanki haliyle konuyu toparladı. “Anladım tatlım, bir an neyin yasını tutuyoruz dedim. Haydi,
1000Kitap
Anneler Günü Kutlu Olsun
Annemi zorla evlendirmişler, 16’sında savmışlar başlarından. Veren de kendi annesi. İnsan eskiciye bir leğen karşılığında verdiği eskiyi bile durup bir düşünüyor değer mi diye. Şu yaşa geldim henüz kabullenemedim, sanki beni zorla vermişler gibi :) Köyde geçen genç kızlığı , belki adını internet çağından öğrendiği ergenliği, kurmasına bile fırsat verilmeyen hayalleri… Bizim memleketin annelerinden. Yani bir çocuk doğurmakla bin tane vebali de doğuranlardan. Sen kadınsın denenlerden, ayıpları çok olanlardan , ütüsüz gömleğin bedelini ödeyenlerden, eksik eteklerden.. O benden büyük fakat ben annemden daha çok yaşadım hayatı. Yemediklerini yedim belki, hiç görmediği yerleri gördüm , mutlu anlarım daha çok oldu. Ama onun aklında hâlâ daha benim daha çok mutlu olmam. Nerden baksan enayilik. Nerden baksan annelik, nerden baksan ödenemeyecek bir emek. Bizde konuşulmaz öyle şeyler ama bir sürü sorum var. Her şeyden evvel , hiç aşık oldu mu mesela ? Aşk acısı nedir bilir mi ? Güzel kıyafetlere ilgisi var mıydı örneğin, aynanın karşısına geçip yüzüyle kavga eder miydi niye daha güzel değilim diye ? Yemeğe götürüldü mü hiç , götürüldüyse kendi seçti mi ? Altı çocuk istemiş miydi sonra ? Verememişti ama ismleri ne olsun istemişti ? Sonra yalnızlık… Kimlere anlattı, hani boğulduğu anlar vardır insanın , bir el aradığı bir nefes kolladığı anlar. Kimden bekledi ? İnsan örselenmemiş, eksiltilmemiş anneler görmek istiyor. Bu yaşımda üstümü örter hâlâ, fakat bir kere olsun sarılmadık şöyle gönülden. Ona ayıp diye öğretilmiş bana normali bu diye belletildi. Gerçek şu ki; ne o bana hiç bilmediği o sarılmalarla gelebilir ne ben bu soruları sorabilirim artık. Her şeye rağmen şaşıyorum şu anneliğe. Düşündükçe aklımı bulandırıyor, gözlerim buğulanıyor. Bana insanlığımı hatırlatıyor,
Reklam
Reklam