Bir insan, bir at ve bir dostluk.
Çok rast gelmişimdir şu garip Dünya' nın adına yakışır davranmasına. Zamanında sıkılarak başladığım bir sınav kitabıydı, kitabı okurken kendi dostluklarımı anımsadım, garip olan biz miydik Dünya mı? Bu kitap değil, Joey hiç değil.
Bazen ne demeli bilemez insan ve atlar da. O zaman hissetmeli, hissettirmeli. Mesafeler sevgiye galip gelmemeli, neden savaşırlar ve neden savaştırırız? Dahası lüzumsuz olur okur dostlarım, kitapları dost edineli fazla gerek kalmıyor acı dostların kervanına. Merakım buna, zorlanarak başlayıp hemen bitirmemek için az az yudumladığım bu kitap gibi midir hayat?
Ağlayarak başladık diye gülerek mi gideriz?
Aman be, ben ekmek almaya gideyim, yolcu yolunda gerek.
Ayrıca bu güç durumda etrafımızda ne kadar çok insan olsa da kendimizi yalnız hissederiz. Çünkü artık güçsüz ve aciz kalmışızdır. Kimsenin bize yardımı dokunmamaktadır.
Türk Edebiyatının verdiği tat daima farklıdır, çeşit çeşit tatlara sahip şen şakrak bir sofraya benzetebilirim, bu edebiyatın beni en etkileyen dönemi şüphesiz Milli Edebiyat dönemidir. Kitabı okurken vatan sevdasının kendi yağında kavrulan benliğimde acı ve gururu bir arada yaşadım. Her hikayesindeki karakterlerle paylaştığım kardeşliğimi muhafazayı her adımımda farz bildim kardeşlerim, gelin bu akşam sofrasında bir parça ekmeği ve bir bardak demli çayımızı paylaşalım.