Yeni, keyif veren ve romantizmin olmazsa olmazı kabul ettiği alışılmadık özelliği taşıyan heyecanlar ararken, doğasına yabancı olduğunu bildiği birtakım düşünce biçimlerini benimser, bir süreliğine kendini onların etkisine bırakır, renklerini yakalayıp entelektüel merakını giderdikten sonra da onları –bazı modern psikologlara göre aslında ateşli mizacının gerektirdiği biçimde– büyük bir umursamazlıkla terk ederdi.
Şeytana uymamak için yapılması gereken tek şey ona boyun eğmektir. Direnirseniz, ruhunuz kendi koyduğu iğrenç kurallarla iğrençleştiğinde, kendi kendine haram kıldığına duyduğu arzuyla hastalanır. Dünyanın en büyük olayları insan zihninde geçer derler. Dünyanın en büyük günahları da insan zihninde işlenir.
Büyük şairler, özellikle de çok büyük şairler dünyanın en şiirsellikten uzak yaratıklarıdır. Kötü şairlerse büyüleyicidir. Kafiyeleri bozuldukça kendileri güzelleşirler. İkinci sınıf bir sone kitabı yayımlamak bile insana karşı konulmaz bir cazibe katar. Yazmayı beceremediği şiiri yaşamaktadır. İyi şairlerse gerçek hayatta yaşamaya cesaret edemedikleri şeyleri şiire dökerler.
Cesaret denilen şey insanlığı çoktan terk etmiş. Belki de hiç cesur olmadık. Ahlakın temelindeki toplum korkusu, dinin sırrı ise Tanrı korkusu: İşte bizi yöneten iki şey.