ATATÜRK “BENİM BİR DİNİM YOK”
(Dini ve Namusu olanlar Kazanamazlar) Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. / Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Onun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız. (Andrew Mango, Atatürk, s 447 / İstanbul, Tekin Yayınevi, 1990, s 83-84) ✔ Kur’an Gökten İndiği Sanılan Bir Doğmadır: Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. (Söylev ve demeçler, cilt 1, s 389. (1 Kasım 1938' deki son meclis konuşması)) ✔ Suçlu Allah'ın Dinidir: Kralların ve padişahların istibdadına (baskılı yönetim), dinler mesnet olmuştur. (Atatürk’ün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, s 30) ✔ Bütün Dinler Utanmaz Peygamberlerin Kurgusudur: Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur. (Atatürkün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan) ✔ İnsanları Allah Değil "Tabiat" Üretti: Natür (Tabiat) insanları üretti, onları kendisine taptırdı da... / Çünkü malumdur ki, insan tabiatın mahlûkudur. / İnsanlar, kurtçuklar gibi sulardan çıktılar en önce... İlk ceddimiz balıktır. İşler daha daha ilerledikçe o insanlar, primat zümresinden türediler. "Biz maymunlarız"; düşüncelerimiz insandır. (Atatürk den Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya / Atatürk’ün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan / Ruşen Eşraf Ünaydın, Atatürk Tarih ve Dil Kurumları, s 53) 👹 Atatürk’ün Din Algısı: “Onlar (Ashab-ı Kiram) aptallaştılar.” (M. Kemal) ✔ Din, Körü Körüne Bağlanmaktır: Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur, din dediği şey, bilinmeyen inanç
"Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsıyla meşbu olursa o camiaya istinat eden cumhuriyet de kuvvetli olur." Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 26 Nisan 1926. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. III, Ankara: Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 2024, s.69.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Reklam
TANRIYA KARŞI SÖYLEV Hayal mahsulü ve işe yaramaz varlık, adın bile yeryüzünde hiçbir politik savaşın döktüremeyeceği kadar kan akıttı. İnsanlar çılgınca umutları ve gülünç korkularıyla ne yazık ki seni hiçlikten çıkartmaya cüret ettiler; keşke geri girsen o hiçliğe! Sen insan soyuna eziyet etmek için çıktın ortaya yalnızca. Senden söz etmeyi aklından geçirmiş ilk sersem boğazlansaydı, yeryüzünde ne çok cinayet engellenirdi! Varsan göster kendini! Benim gibi zavallı bir yaratık sana hakaret etmeye cüret etti, sana meydan okudu, seni hiçe saydı diye, senin mucizelerini inkâra kalkıştı ve varlığını alaya aldı diye acı çekmeye kalkma sakın, sözde mucizelerin beş para etmez uydurukçusu! Var olduğunu bize kanıtlamak için bir mucize göster! Göster kendini; ama iyi kalpli Musa'ya göründüğün söylendiği gibi, alev alev yanan çalılık halinde değil; senin oğlun olduğunu söyleyen beş para etmez cüzzamlıya göründüğün dağın tepesinden de değil, insanları aydınlatsın diye yararlandığın yıldızın yakınından görün, mademki onlar senin elinin bu yıldıza rehberlik ettiğine inanmak istiyorlar, o halde bu evrensel, belirleyici eylem sana her gün gerçekleştirdiğin söylenen bütün o okült büyüleyiciliklerden daha fazlaya mal olmaz. Şanın, şöhretin buna bağlı ya bunu yapmaya cüret et ya da bütün zeki insanların senin iktidarını reddetmesine ve senin sözde itkilerinden, senin tatsız tuzsuz varlığını bize vaaz ederek domuz yavruları gibi yağlananların ve sunaklarda öldürülen kurbanlarla beslenen o pagan rahipler gibi, soykırımları çoğaltmak için kendi idollerini yüceltenlerin senin hakkında yaydıkları, tek kelimeyle masallardan kurtulmasına artık şaşma! (Kaynak: Tanrıya Karşı Söylev-Marquis de Sade-S:14)
Rus klasikleri.
Rûs klasîklerindeki karakter çokluğundan şikâyet etmeyen 1 benim herhalde. İlk 50 sayfayı okuduktan sonra hepsi oturuyor kafamda. Ki rûs isimlerinin söylev şekillerini öğrenince hiç zorluğu kalmıyor. Örneğin aleksey, alyoşa. Dimitry, mitya vs vs. Bu da okunarak kazanılan bir şey. Üst üste 2 3 tane dostoyevski okuyun ya bir daha elinize Rus romanı almazsınız ya da asla isim zorluğu çekmezsiniz.
Altıncı Bölümden Notlar ~ Nasıl İyi Bir Arkadaş Olabiliriz? ~
🏵💫🎩🏵💫🎩🏵💫🎩🏵💫🎩🏵💫🎩💫🏵 "Arkadaşlığı hor görenler... dünyadaki en iyi arkadaşlar olabilirler" demişti Proust. Bunun nedeni, belki de bu insanların arkadaşlık bağına çok daha gerçekçi beklentilerle yaklaşmalarıdır. Onlar, uzun uzadıya kendilerinden söz etmezler; bu konunun önemsiz olduğunu düşündüklerinden değil, tam tersine onun, konuşma denilen rasgele, oradan oraya atlayan ve tümüyle yüzeysel bir iletişim aracına emanet edilmeyecek kadar önemli olduğunu düşündüklerinden. Onlar, yanıt vermek yerine soru sormaktan gocunmaz, arkadaşlığı başkalarına söylev vermek olarak değil, birilerinden bir şeyler öğrenmek olarak görürler. Dahası, başkalarının duyarlılıklarını anlayışla karşıladıkları için, belli oranda sahte sevecenliği bir gereklilik olarak kabul eder, yaşlanmakta olan eski bir saray kadınının dış görünüşünü biraz renklendirerek yorumlayabilir, iyi niyetle kaleme alınmış çok kötü şiirlere olumlu eleştiriler yazabilirler. Hakikatin ve sevginin aynı anda peşinden gitmek yerine, bu ikisi arasındaki zıtlığı değerlendirir, projelerini ikiye ayırır, krizantemler ile roman arasında, Laure Hayman ile Odet te de Crècy arasında, gönderilen mektup ile yazılması gereken ama gönderilmeyen mektup arasında akıllıca bir ayrım gözetirler.. Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir? Alain de Botton 🏵💫🎩🏵💫🎩🏵💫🎩🏵💫🎩🏵💫🎩💫🏵
Edebiyat
TANRI NEDİR? İnsanın zavallılığının bir göstergesi, sığınacak bir liman mı? Hayatını anlamlandırmaya çalışan acizlerin son durağı mı? Kibrin evrilebildiği nokta mı? Yoksa cehaletten doğan öylesine bir cevap mı? Belki de hepsi. Farklı toplumların kabul ettiği insanoğlunun ortak aptallığı, diye buyuruyor Sade. Bilinmezi başka bir bilinmezle açıklamayı bir cevap sayanların ortak noktası. "Bunlar kendi kendine mii oluştu aklınız yok mu?" diye hönkürürken "Tanrı kendi kendine mi oluştu?" sorusunu soramayanların veya da. Hiçbir kanıtı olmadığı halde dünya üzerinde milyonlarca can alan, milyonlarca beyni uyuşturan kocaman hayali bir katil. Devletlerin halk üzerinde egemen olmak için kullandığı, halkı en çok sömüren bir hırsız. Sefalet içinde yaşayan insanları en kolay mutlu etmenin yolu, bu sayede haklarını aramamalarını sağlayan muhteşem bir panzehir! Nedir tanrı? İnanmak için hiçbir sebep bulamadığım, zaman zaman bilimin en büyük düşmanı, zaman zaman insanlar arasındaki ayrışmaya en büyük sebebiyet veren ak sakallı bir dede. Dokunmanın, hakkında konuşmanın en büyük tabu olduğu, insan canından bile kutsal kabul edilen görünmez bir hayalet. Birkaç bin yıl önce mağaralarda birileriyle konuştuğu söylenen fakat gerçekte kimsenin hakkında bir şey bilmediği. Söylenenin aksine insan ateist doğar, bütün bu olgular ona daha sonradan zorla kabul ettirilir. Zaten bütün bu insanlar öğretilerine sonsuz bir güven içinde olsaydı, din ve tanrı denilen olgu 4-5 yaşlarında akledemeyen bir çocuğa dayatılmak yerine, 15-16 yaşlarında düşünebilen yarı çocuğa kavratılsaydı nüfusun büyük çoğunluğu bütün bunları zaten saçma bulurdu. Böylelikle tartışmalara "tanrının var olması kabulüyle" başlayacak kadar boş özgüven sahibi de olmazlardı. İspat yükümlülüğünün kendilerinde olduğunu
Reklam
Reklam