7/10
·50 syf.··
2026 7. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 02:49
Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olur. İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
Büyü ve büyümek
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:48
Le Guin’i önce Karanlığın Sol Eli ve Mülksüzler ile tanımıştım; ikisi de zihnimde derin izler bıraktı, özellikle Karanlığın Sol Eli‘nin cinsiyet ve kimlik üzerine kurduğu o sessiz ama yıkıcı sorgulama beni hâlâ etkiliyor. Yerdeniz’e geçtiğimde farklı bir Le Guin buldum bir taraftan da aynı. Yazar Yerdeniz’i büyümek olarak yorumlamış. Kitapta büyü gösteri değil, sorumluluk olarak işlenmiş. Her isim, her söz bir bedel taşıyor. Bu yüzden kitap bana modern fantastik film serilerini hatırlattı, ama tersinden bir şekilde — bolluk ve görkem yerine yokluk ve denge var. Kahramanımız Ged’in kendi gölgesiyle yüzleşmesi, dışarıdan bir kötülükle savaşmaktan çok, kendiyle barışma hikâyesi. Karanlığın Sol Eli kadar felsefi ağırlığı yok belki, ama o kitaplarda gördüğüm aynı disiplin burada da var: az sözle çok şey söylemek. Yerdeniz, büyüyü mucize olarak değil, sorumluluk ve sınır olarak ele alıyor. Bu durum, seriyi sıradan bir fantastikten ayırıyor.
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:31
Kitabın ilk kısmı, insanlık tarihinin karanlık bir dönemini anlatıyor. Erkeklerin, din adı altında kadınlar üzerinde nasıl bir hâkimiyet kurduğunu, kadınların birey olarak kabul edilmemesinin yanı sıra, kendi bedenleri hakkında en ufak bir söz hakkına bile sahip olmadıklarını gösteriyor. Şifacı kadınların yalnızca şeytanla ilişki kurabildiğine inanılması ve kilisenin insanları akıl ile mantıktan çok korku ve kontrol yoluyla yönetmeye çalışması,insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden biri hâline getiriyor.- bu düzenin sürmesi, egemen kesimin işine geliyordu.- Bu kitabı bir kadın ve bir sağlık çalışanı olarak okumak, benim için objektif kalmayı zorlaştırdı. İnsanlara yardım ettiği, acılarını hafiflettiği için işkence gören ve yakılarak öldürülen kadınların yaşadıkları, onların yalnızca bedenlerini değil, insanlıklarını da hedef alan bir zulmü gözler önüne seriyor. Kadınların sadece var olmalarının ve topluma fayda sağlamalarının bedelini canlarıyla ödemeleri gerçekten korkunç. Hâlâ bugün bile kadınların kendi bedenleri üzerindeki kararlarda erkeklerin söz hakkına sahip olduğunu düşünmeleri, belki de geçmişten gelen bağnaz kodların bir yansımasıdır.
Cadılar, Ebeler ve HemşirelerBarbara Ehrenreich · Pinhan Yayıncılık · 2023605 okunma
İnceleme
Puan vermedi·216 syf.··
2026 21. kitabı
Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı Daha Adil Bir Dünya Mümkün, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel statükonun ve bu statükonun en güçlü organı olan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin yapısını masaya yatıran küresel bir manifesto niteliğinde. Kitabın merkezinde, yazarın uluslararası arenada sıkça dile getirdiği "Dünya beşten büyüktür" tezi yer alıyor. Eser, küresel adaletsizliklerin, jeopolitik krizlerin ve insani trajedilerin temel kaynağı olarak BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) veto yetkisini işaret ediyor. Öne Çıkan Temalar ve Değerlendirme Küresel Yönetişim Reformu: Kitap, mevcut uluslararası kurumların günümüzün çok kutuplu dünyasını, gelişmekte olan ülkelerin haklarını ve küresel vicdanı temsil etmekte yetersiz kaldığını savunuyor. Temsilde adaletin sağlanması için somut reform önerileri sunuyor. İnsani Merkezli Yaklaşım: Göç krizleri, terörizm, iklim değişikliği ve küresel salgınlar gibi tüm insanlığı ilgilendiren sorunların, sadece beş ülkenin çıkar ilişkilerine kurban edilemeyeceği net bir dille ifade ediliyor. Akıcı ve Doğrudan Anlatım: Kitap, teorik bir uluslararası ilişkiler metni olmaktan ziyade, doğrudan pratik siyasetin içinden gelen tecrübelerle, herkesin anlayabileceği akıcı ve net bir dille kaleme alınmış. Son Söz Kitap, küresel sistemin adaletsizliklerine karşı ses çıkarmak ve alternatif bir uluslararası düzenin nasıl inşa edilebileceğine dair fikir yürütmek isteyen okurlar için önemli bir kaynak. Siyasi kimliklerden bağımsız olarak, küresel adalet arayışını ve mevcut uluslararası kurumların işlevselliğini sorgulamak adına okunmaya değer bir çalışma.
Daha Adil Bir Dünya MümkünRecep Tayyip Erdoğan · Turkuvaz Kitap · 20211,307 okunma
10/10
·272 syf.··
2026 30. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:54
Mehmet Akif Ersoy'un şiirlerini bir araya topladığı bu eserin ön söz kısmını çok beğendim. Mehmet Akif hakkında bilmediğimiz ne çok şey varmış. Boğaz'ı yüzerek geçebildiği, saatlerce kürek çekebildiği, atlama ve taş atmayla ilgilendiği, güreş yapmayı sevdiği anlatılıyor. Aynı zamanda karakter özelliklerine de değinilmiş. Verdiği ve aldığı söze, dostlarına ne kadar bağlı olduğu arkadaşlarının bizzat yazdığı anılarla anlatılmış. Aynı zamanda muazzam bir hafızası varmış, verdiği derslerde hiç kitap açmadan yüzlerce şiiri ezbere okur, anlatırmış. Bunun yanı sıra derslerinde kendi şiirlerini işlemez, ayıp olarak görürmüş. Mithat Cemal Kuntay onun için şöyle söylemiş: İlk tanıdığım zaman ona inanamadım: Bir insan bu kadar temiz olamazdı. Fena aktör, melek rolünü oynamaktan bir gün yorulacaktı. Doğal olmayan bir erdemden yorulan yüzünü bir gün görecektim. Ama otuz beş yıl bugün gelmedi. Otuz beş yıl onun yanından her çıkışımda, kendime hep bu soruları sordum: Bu alçak gönüllülük, kendi kendini inkar edercesine nasıl çıkıyordu? Mahrumiyetlerinden yılmayan ahlakıyla, kendisini nasıl kahraman sanmıyordu? Onu yakından tanıyanlar için, her geçen gün, nasıl onun lehine geçen bir gün oluyordu? Onun temizliği yanında insan kendi günahlarından mustarip olurken, o, kendisinin sizden başka olduğunu nasıl görmüyordu? ... Kendisi şiire yönelme sebebinin düzyazıda başarısız olduğunu düşünmesi olduğunu söylüyor. Dindar bir nesilden gelmesine rağmen dindar görünen sarıklı hocalara şiirlerinde yaptığı eleştiriler gülümsetti. Aynı zamanda Müslüman diyarlara yaptığı gezilerde gördüklerini de şiirlerinde anlatmış, günümüze kıyasla çok da fazla bir değişiklik olduğunu düşünmüyorum. 2. Abdülhamid yönetiminden de pek haz etmediğini şiirlerinden anlıyoruz. Genel olarak şiirlerinde değindiği
SafahatMehmet Âkif Ersoy · İskele Yayıncılık · 20217,5bin okunma
Cennetin altıni oyuyor..
Puan vermedi·276 syf.··
2026 13. kitabı
Hz Yusuf'un kıssasına benzetilse de aslında yatay düzlemde ciddi bir din eleştirisi yapmaktadır. Hikayeyi Tanrı katından yeryüzüne indiriyor ve aslında hiç de öyle anlatıldığı gibi hikayenin cennet gibi sonuçlanmayacağı bize gösteriyor. Alt metinde sömürgeciliği ve köleliği ele alıyor. Sömürgecinin diline karşı çıkıyor ve yer kendi dilinin kelimelerini kullanıyor. Ve aslında Asya ve Afrika'da insanların birbirini sömürdüğünü ifade ediyor. Dinin buna yol açtığını ifade ediyor gibi.. Güçlü bir metinden söz etmek zor; çünkü yazar bizim taraf tutmamızı istemiyor,tarafsız bir şekilde bir portre çiziyor. Edebi yönden zayıf da olsa Nobeli hak ediyor.
CennetAbdulrazak Gurnah · İletişim · 2022183 okunma