Ölmeden önce yaşamak…
7/10
·195 syf.··
2026 472. kitabı
Osho’nun Ölmeden Önce Ölünüz adlı kitabı, ölüm kavramını korkulacak bir son olmaktan çıkarıp hayatın doğal bir parçası olarak anlamaya çalışan bir eser. Kitabın temel mesajı, insanın bedensel ölüm gerçekleşmeden önce egosunu, hırslarını, korkularını ve sahte benliğini geride bırakabilmesidir. Osho’ya göre gerçek özgürlük ancak bu şekilde mümkündür. Bu kitabı pandemi döneminde okudum. O günlerde birçok insan gibi ben de zaman zaman “Acaba ölüm sırası bize ne zaman gelecek?” korkusunu yaşıyordum. Her gün ölüm haberleri duyduğumuz, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu daha derinden hissettiğimiz bir dönemdi. Kitap tam da bu süreçte bana iyi geldi. Ölümü sürekli kaçılması gereken bir felaket gibi görmek yerine, hayatın bir gerçeği olarak kabul etmeyi ve bugünü daha bilinçli yaşamayı düşünmemi sağladı. Ölüm korkusunu tamamen ortadan kaldırdığını söyleyemem ama onu daha sakin karşılamama yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Kitapta anlatılan bazı fikirlerin İslamiyet’in tasavvuf anlayışıyla ortak yönleri olduğunu da düşünüyorum. Tasavvufta nefsi terbiye etmek, kişinin benliğini aşması, dünya hırslarından uzaklaşması ve Yaradan’a yakınlaşması önemli bir yer tutar. Osho’nun anlattığı ego kavramı ve insanın kendi iç dünyasına yönelmesi fikri de bu açıdan bana tanıdık geldi. Özellikle insanın kendini tanıması, iç huzuru araması ve maddi dünyanın geçiciliğini fark etmesi gibi konularda benzerlikler görmek mümkün. Bununla birlikte kitabın her görüşüne katıldığımı söyleyemem. Osho’nun bazı öğretilerinde yer alan reenkarnasyon anlayışı gibi fikirler İslam inancıyla uyuşmamaktadır. Bu nedenle kitabı okurken her düşünceyi olduğu gibi kabul etmek yerine, kendi inanç süzgecimden geçirerek değerlendirmeyi tercih ettim. Bana göre bir kitabın değerli olması için içindeki her fikre katılmak
Ölmeden Önce ÖlünüzOsho · Okyanus Yayıncılık · 20111,027 okunma
Puan vermedi·122 syf.··
2026 405. kitabı
Dört Anlaşma, Don Miguel Ruiz’in Toltek bilgeliğine dayanarak kaleme aldığı, modern insanın pratik hayatta uygulayabileceği çok güçlü bir özgürleşme ve farkındalık rehberidir. Yazar, çocukluktan itibaren toplum, aile ve kültür tarafından zihnimize kazınan ve bizi mutsuzluğa mahkum eden tüm o yazılı olmayan kuralları "toplumsal evcilleştirme" olarak tanımlar ve bunlardan kurtulmanın yolunu sunar. Toltek şamanik geleneğinden süzülüp gelen ve hayatı kökten değiştirebilecek o dört temel anlaşma şunlardır: * Sözlerinizi Özenle Seçin: Söz, insanın en güçlü yaratıcı gücüdür. Sözlerinizle hem bir büyü yapabilir hem de bir laneti bozabilirsiniz. Kendinize ve başkalarına karşı dürüst, sevgi dolu ve yıkıcı olmayan bir dil kullanmak, özgürleşmenin ilk adımıdır. * Hiçbir Şeyi Kişisel Almayın: Başkalarının yaptığı ya da söylediği hiçbir şey sizinle ilgili değildir; tamamen kendi algıları, yaraları ve rüyalarıyla ilgilidir. Bu anlaşmayı rehber edindiğinizde, başkalarının öfkesi, eleştirisi veya zehri size asla dokunamaz. * Varsayımda Bulunmayın: İnsan zihni, bilmediği şeylerin yerini senaryolar ve varsayımlarla doldurmaya meyillidir ve bu durum genellikle büyük dramlara, hayal kırıklıklarına yol açar. Varsaymak yerine soru sormak ve net iletişim kurmak, ilişkileri kurtarır. * Her Zaman Elinizden Gelenin En İyisini Yapın: "En iyisi" durumdan duruma, sağlıktan hastalığa göre değişir. Önemli olan, o anki şartlar altında kendinizi tüketmeden, suçluluk veya pişmanlık duymayacağınız bir çaba ortaya koymaktır. Don Miguel Ruiz’in sade, akıcı ve doğrudan ruha hitap eden dili, bu kadim felsefeyi herkes için anlaşılır kılar. Dört Anlaşma, zihinsel hapishanelerimizden çıkıp içsel huzuru, özgürlüğü ve saf sevgiyi bulmamız için başucumuzda durması gereken sarsıcı bir
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aşkı Memnu?
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:37
Nerden başlayacağımı bilmemekle beraber yazmak istediğim çok şey var. Öncelikli olarak kitaptan ne beklediğimi ve ne bulduğuma değinmek istiyorum. (spoiler) Dünya klasiği, Tolstoy, dönemin şartları gibi durumlar birleştiğinde ben muazzam bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Buradan eseri kötülediğim anlaşılmasın ama ben gerçekten daha farklı bekliyordum. Aşk, aldatma, eli elinin cebinde muhabbetinin bu denli yoğun olacağını düşünmemiştim. Daha felsefik ve tarihi bakışları olan, aşk üzerinden dozunda ders veren her anlamda yeterli bir eser beklemiştim. Türk dizilerinden kaçan, Aşkı Memnu okumayan kendime dünya klasiği adı altında hepsini yaşattım gibi hissettim. ''Abartıyorsun, sen olayı anlamamışsın kitapta karakter analizi vardı'' diyecek olanlar sakin olsun. Biliyorum haklısınız, dönemin şartları gereği kadın çok güzel yansıtılmış. Ergenliğe girdiği an sosyete güzellemeleri ile kendine koca bulmaya çalışan, bulduğunda cicim ayları gereği dünyanın en mutlu insanı gibi hisseden kadının evlendikten sonra eşinin onu aldatmasını ve bu duruma müdahale edemeyip (ahlaksız ilan edilir) sineye çekmesini; sıra sıra çocuklar yapıp güzelliğini, mutluluğunu kaybedip hayattan bezmesini adım adım çok güzel yansıtmış kitap. Kitapda ki '' Neye yarayacak bunca didinme? Benim rahat bir dakika yüzü görmeden kah gebe kah çocuk emzirerek her an öfkeli her an huysuz, acı çekerek başkalarına da acı çektirerek kocasının tiksindiği kadın olarak ömrümü tüketmemden başka neye yarayacak? '' Alıntısından bu söylediklerime hak vereceksinizdir. ​ Kitabın ana karakteri olan Anna'nın durumu başlı başlına inceleme gerektirir. Keza Levin içinde aynı durum söz konusu. Ben kısaca ikisi hakkında da fikrimi söyleyeyim.Kocasını sevmeyen, hayatından memnun olmayan Anna'nın, kocasını açık seçik aldatmasını
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Sözlerin yükü…
10/10
·248 syf.··
2026 402. kitabı
İmam Gazali’nin Dil Belası adlı eseri, insanın günlük hayatta en çok kullandığı ama belki de en az kontrol ettiği şeylerden biri olan dili konu alır. Kitap, konuşmanın sadece bir iletişim aracı olmadığını; insanın karakterini, ahlakını ve hatta manevi hayatını şekillendiren önemli bir unsur olduğunu anlatır. Eserde gıybet, yalan, iftira, boş konuşma, insanları kıran sözler ve gereksiz tartışmalar gibi dilin yol açabileceği zararlar üzerinde durulur. İmam Gazali, insanın söylediği her sözden sorumlu olduğunu hatırlatarak okuyucuyu sürekli bir muhasebeye davet eder. Bu yönüyle kitap, sadece bilgi veren değil, aynı zamanda insanı kendisiyle yüzleştiren bir eserdir. Kitabı okuduğum sırada ve okuduktan sonra uzun bir süre konuşmaya korkar hâle gelmiştim. Söylediğim her cümleyi sorguluyor, gereksiz ya da yanlış bir söz söylemekten çekiniyordum. Bu durum zaman zaman aşırıya kaçmış olsa da, kitabın üzerimde ne kadar güçlü bir etki bıraktığını gösteriyordu. Çünkü eser, dilin önemini teorik olarak anlatmakla kalmıyor; okuyucunun günlük hayatına doğrudan dokunuyor. Her ne kadar kitapta anlatılanları eksiksiz şekilde uygulamak günümüz hayatında oldukça zor görünse de, ortaya koyduğu ölçüler insanı daha dikkatli, daha düşünceli ve daha kontrollü konuşmaya yöneltiyor. Özellikle günümüzde insanların düşünmeden konuştuğu, sosyal medya üzerinden kolayca kırıcı ve yargılayıcı olabildiği bir ortamda, kitabın verdiği mesajların hâlâ güncelliğini koruduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte kitabın amacı insanı tamamen suskun birine dönüştürmek değildir. Asıl amaç, ne zaman konuşulacağını ve ne zaman susulacağını bilmektir. Faydalı söz söylemek, gereksiz ve zarar verici sözlerden kaçınmak eserin temel mesajlarından biridir. Sonuç olarak Dil Belası, okunması kolay ama etkisi ağır bir
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 394. kitabı
Dil Belası, İmam Gazali’nin İslam ahlakı ve nefs terbiyesi üzerine kaleme aldığı, insan ilişkilerinin ve bireysel maneviyatın en hassas noktalarından birine parmak basan zamansız bir eserdir. Büyük İslam alimi, bu çalışmasında insanın en güçlü ama aynı zamanda en tehlikeli organlarından biri olan dilin yol açabileceği manevi yıkımları ele alır. Yalan, gıybet, iftira, alay, boş konuşma, söz taşıma ve kalbi kıran ağır ithamlar gibi dilden dökülen ve toplumsal bağları zedeleyen pek çok kusuru ayetler, hadisler ve hikmetli kıssalar ışığında inceler. Gazali, sadece bu hataları listelemekle kalmaz; insanın kendi sözlerine nasıl hakim olabileceğini ve dilini bir şer odağı olmaktan çıkarıp nasıl bir hayır vesilesine dönüştürebileceğini de gösterir. Özellikle kelimelerin çok hızlı ve düşüncesizce tüketildiği modern dünyada bir ayna vazifesi gören bu kitap, okuyucuyu derin bir vicdani muhasebeye davet eder. İnsanın dilini korumasının aslında kalbini ve ruhunu korumak anlamına geldiğini hatırlatan, kısa ama tesiri oldukça büyük bir manevi rehber niteliğindedir.
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417bin okunma
Yaşamı Hala Seviyor muyuz??
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:44
Erich Fromm okumaya başlamak isteyen biri için Sevme Sanatı ve Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? bence en doğru başlangıç kitaplarından ikisidir. Çünkü bu iki eser, Fromm'un insana, topluma ve yaşama nasıl baktığını anlamak için önemli birer kapı aralıyor. Erich Fromm'un Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? kitabı; çeşitli röportajlardan, makalelerden, konferanslardan ve farklı eserlerinden alınan bölümlerden oluşuyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen bu metinler, ortak bir sorunun etrafında birleşiyor. Erich Fromm yalnızca bir psikolog değildir. Aynı zamanda güçlü bir sosyologdur. Belki de bu yüzden insanı hiçbir zaman toplumdan kopuk ele almaz. Çünkü insanı anlamanın yolu yalnızca bireyin iç dünyasına bakmaktan geçmez; onu şekillendiren toplumsal koşulları da anlamaktan geçer. Fromm'un en çok hoşuma giden yönlerinden biri de budur. O, toplumu bireyin karşısına koymaz. Tam tersine, insan ile toplumun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir. Çünkü insansız toplum olmaz, toplumsuz insan da olmaz. İnsan sosyal bir varlıktır. Bir yere ait olmaya, başka insanlarla ilişki kurmaya ihtiyaç duyar. Bu yüzden birey ve toplum aslında aynı bütünün iki parçasıdır. Fromm da hem psikolog hem sosyolog kimliğiyle bu ilişkiyi çok başarılı bir şekilde analiz eder. Bir yandan toplumun insan üzerindeki etkilerini incelerken, diğer yandan insanın toplumu nasıl şekillendirdiğini gösterir. Çünkü toplum dediğimiz şey de sonuçta insanlardan oluşur. Toplumun ilerlemesi de gerilemesi de insanın elindedir. Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? kitabında beni en çok etkileyen kavramlardan biri "canlılık" kavramı oldu. Bugün canlılık denildiğinde çoğumuzun aklına hareketli olmak, sürekli bir şeylerle uğraşmak, yoğun olmak ya da üretmek geliyor. Oysa Fromm'un sözünü ettiği canlılık çok farklı bir şeydir. Canlılık; insanın
1000Kitap
Yaşamı Hala Seviyor muyuz?Erich Fromm · Say Yayınları · 202485 okunma