Buddha'nın meşhur bir sözü vardır: "Hayat ızdıraptır." Budist değilum ama neden bahsettiğini biliyorum, sen de biliyorsun. Bu dünyada var olmak için aşağılanmayla, yıkılan hayallerle, üzüntüyle ve kayıpla başa çıkmalıyız. Doğanın gereği bu. Her hayat kendi kişiselleştirilmiş acı payıyla geliyor. Seni illa bulacak. Onu durduramazsın. Bunu biliyorsun.
Nisâ 108: (Onlar) insanlardan (korkup, utanıp kötü işlerini) gizlerler de, Allah'tan (utanıp) gizlemezler (eğer korksalardı vazgeçerlerdi). Halbuki O (Allah, kendisinin) razı olmadığı sözü, onlar gece kararlaştırırlarken kendileri ile beraberdir. Allah('ın ilmi) onların yaptıkları/yapacakları her şeyi kuşatır.
Genciken, günler her şeye yeterken, berduş bulutlar
Gibi dolaşırken dünya denilen alacakaranlık güzergahta
Cesaretimi ilk kez nerede keşfettim düşünsem hatırlarım Belki korkuyu tepeden tırnağa yaşadığım bir gündü
Söz çakmaktaşından sıçrayan kıvılcım olsa nafiledir
Hükmü hengamedir artık kalbim dediğim muallakta
Geyiğini yitirmiş dağ, şiirini unutmuş dil neye yarar !
Hepsi acı bir eyvah olmuştur, sitemkar bir nida
Astrid'den gelen yalnızca-bilmeni-istedim mesajını yeniden okuduktan sonra gece uyku tutmadı. Barışmak, affetmek? İnsan itiraf edilmemiş bir şeyi affedemez ki! İtiraf yetisine sahip olduklarını mı sanmıştım acaba? Bastırmak, reddetmek için bu kadar çaba harcadıkları bir konuda doğruyu mu söyleyeceklerdi? Benimle aralarını düzeltmek için milletin gözünde kınanma riskini alacaklarını mı düşünmüştüm gerçekten? Hayır, buna değmeyeceğimi tekrar tekrar göstermişlerdi. Peki ya sadece bana itiraf edecek olsalar? Annemle babama yalnızca bana itiraf edebileceklerini yazsam, kimseye söylemeyeceğime söz versem? O zaman da olmazdı, adım gibi eminim, çünkü onlara göre böyle bir şey yoktu, bunu hiç konuşmamışlardı. Kendilerine saygılarını kurtarmak adına, paçayı kurtarmak adına sessiz bir anlaşmaya varmış, büyük kızlarının zayıflığı ve duygusuzluğunun kurbanları olduklarına dair dillendirilmemiş bir anlaşmaya varmışlardı uzun süre önce, bu hikâye böyle anlatıldığı sürece de merhamet ve şefkat görüyorlardı, bunsuz yaşayamazlardı, bununla besleniyorlardı ve herkesten gizli, sadece bana itirafta bulunsalar bile onlara sunulanları kabul etmeleri zorlaşacaktı, başkalarının önünde sürekli aynı oyunu oynamaları, acınan insanlar olmaları zorlaşacaktı. Acınacak birisi varsa o da onlardı.