Şu sıralar nedense çocuklar için yazılan kitaplar daha çok ilgimi çekiyor. Gerek yalın anlatımları olsun gerek vermek istedikleri mesajlar olsun çok beğeniyorum. Bu kitaba gelmek gerekirse:
Kitapta çöplükte yaşan 3 çocuğun hikayesi anlatılıyor. Bu çocuklardan Raphael’in çöpte bir cüzdan, harita ve anahtar bulmasıyla başlıyor hikayemiz. Şehirde yaşayan siyasi liderin yoksullar için toplanan milyonlarca doların yolsuzlukla üzerine çökmesi ve bunun sonucunda gelişen olaylar anlatılıyor.
Adalet ve yolsuzluk kavramını tüm kitap boyunca işleyen yazar bunu oldukça yalın ve akıcı bir dille anlatmış. Kitabın bu kısmı sizi düşünmeye itiyor. Paranın önemini her seferinde belli yerlerde vurgulanıyor. Kitabı okudukça aklınıza şu anda bile çöp dağları üzerinde ayağında ayakkabısı bile olmadan bulabildikleri üç-beş şeyle yaşamlarını sürdürmeye çalışan çocuklar geliyor.
Kitabın ana konusunu yazar 145. Sayfada aslında çok iyi anlatmış:
‘Dünyanın para etrafında döndüğünü öğrendim. Değerler, erdemler var tabii; ilişkiler, güven, aşk… ve tüm bunlar çok önemli. Fakat ne yazık ki para daha önemli ve tıpkı, çok değerli su damlacıkları gibi damlıyor. Bazıları kana kana içiyor, bazılarıysa susuz kalıyor. Para olmayınca kuruyup ölüyorsunuz. Paranın yoluğu, hiçbir şeyin yaşamasına izin vermeyen bir kuraklık yaratıyor. Behala gibi kupkuru bir yerde yaşamadığınız sürece paranın değerini anlamanız mümkün değil. Binlerce insan her gün yağmurun yağmasını bekliyor.’