'Usher'ın Evi', sadece bakıma muhtaç, döküntü bir kale değildi. Aynı zamanda yaşayan bir varlıktı. O yıl güz mevsiminde sıkıcı, kasvetli ve sessiz günde, Bulutlar bunaltıcı şekilde yere yakın hâlde havada süzülürken, At sırtında tek başıma, tuhaf bir şekilde hüzün veren kırsal alanda ilerliyordum. Nihayet akşam karanlığı çöktüğü sırada Usher'ın Evi'nin hüzünlü manzarasıyla karşılaştım. Nasıl göründüğünü biliyordum. Ama yine de binaya ilk baktığımda ruhumu dayanılmaz bir sıkıntı sardı. Malikanenin basit manzarasına, çıplak duvarlarına ve çürümüş ağaçların beyaz gövdelerine baktım. Tam bir ruh buhranı içinde, kalbimde bir soğukluk, bir çöküş, bir tiksinti hissettim.
Her şey göreceli olarak ya iyidir ya da kötü. Yeterli bir analiz her durumda zevkin acının tam tersi olduğunu gösterecektir. Pozitif zevk sadece bir düşüncedir. Herhangi bir noktada mutlu olmak için aynı zamanda acı da çekmeliyiz. Acı çekmeyen kişi asla mutlu olamaz.
"Eğer tıp okursan, insan DNA'sının şempanze ile %98 aynı olduğunu anlarsın.
Biyoloji okursan, evrim ne demek bilirsin.
Fizik okursan, Big Bang ve kuantumu öğrenir, evrenin sırlarını keşfedersin.
Kimya okursan, elementlerin nasıl kaynaştığını ve nasıl ayrıştırılarak kullanılacağını öğrenirsin.
Tarih sana, insanlığın geçirdiği evreleri ve gelişmeyi anlatır.
Jeoloji sana, dünyanın kaç yaşında olduğundan, fay hatlarına kadar bilgi verir.
Arkeoloji bilirsen, tüm dinlerin Sümerlerden nasıl evrildiğini, aslında hepsinin birbirinin benzeri olduğunu kavrarsın.
Fakat okumazsan sana ne söylenirse ona inanırsın. Sorduğun kişinin bildiği yanlışları farketmeden doğru kabul edersin. Başkalarının etkisinde onun izin verdiği kadar bir hayat yaşarsın. Ve bu durum seni herkesin kandırmasına ve bunu fark bile edememene sebep olur.
Oku, öğren hayatın değişsin. Kendi kararlarını ver.
ÖZGÜRLÜK bilmekten geçer."