2/10
·532 syf.··
2026 48. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:20
Spoiler icebilir. Bu benim ilk incelemem. Bu yuzden lutfen hatalarim varsa gormezden gelin. Bu kitabi okyanuslara merakim oldugu icin buyuk bir merakla okumaya basladim. Baslarda profesor, yardimcisi ve bir mizrakciyi iceren bir gemi denizler altinda kocaman yapiya sahip bir hayvani kovaladigini dusunuyor. Bu kisim beni cok heyecanlandirdi. Kitapta yeni bir canlidan bahsediliyor diye dusunmustum. Ancak kocaman yapinin bir denizalti oldugu farkediliyor ve uc karakterimiz burda esir konumuna dusuyor. Devaminda cok fazla rakam ve bilgi vardi. Bu yuzden olayin akisini cok takip edemedim. Bilimkurgu tarzinda oldukca macerali bir kitap ancak ben cok fazla bilimkurgu okumadigimdandir belki, kitabi cok zor bitirdim. Kitapta kocaman bir hayvanin olmasini ve bu hayvanla olan catismayi okumak isterdim. Hayalim kitaptakinden farkli oldugu icin zor bitirdim yani. O yuzden dusuk puan verdim ancak bilimkurgu sevenler bu kitaba bayilacaktir. Tesekkur ederim.
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202116,3bin okunma
Kafkaokur Mart 2026
Puan vermedi·46 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:50
Bir kutu kitap'ın Haziran ayında gönderdiği Kafkaokur dergisinin Mart 2026 sayısını büyük bir keyifle okudum. Yakın zamanda kitaplığıma ekleyip okumayı düşündüğüm Jane Eyre ve yazarı Charlotte Brontë hakkında detaylı bilgiler edindim. Bazı noktalarda spoiler yemiş oldum ama yine de kitabı büyük bir zevkle okuyacağıma eminim. Yazarın yaşadıklarından nasıl güçlü birine dönüştüğünü öğrenmek heyecan verici oldu. Kafkaokur bu sayıda da beni şaşırtmadı...
Dergi
KafkaOkur - Sayı 108 (Mart 2026)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 202694 okunma
Reklam
Martin’im
10/10
·517 syf.··
2025 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 10:22
!Spoiler içerir! Martin Eden ismi, günlük hayatımda da sık sık kullandığım ifadelerden biri hâline geldi. Okuduğum kitaplar arasında bana en çok şey katan eserlerden biri kesinlikle buydu. Toplumun alt sınıfında yaşayan, ağır işlerde çalışan Martin, yardım ettiği bir genç sayesinde üst sınıfın dünyasıyla tanışır. Âşık olduğu kadına layık olabilmek için kendini geliştirmeye, durmadan okumaya ve yazmaya başlar. Fakat zamanla, o çok özendiği üst sınıfın dışarıdan göründüğü kadar kusursuz olmadığını fark eder. Sevdiği kadınla yolları ayrıldığında ise yıllarca uğruna mücadele ettiği her şeye ulaşmıştır. Artık tanınan, zengin ve üst sınıf tarafından kabul gören bir yazardır. Ancak bütün bu başarının ardından onu ayakta tutan amacı da ortadan kaybolmuştur. Hedefine ulaştığında, aslında yolculuğunun sona erdiğini fark eder ve kitabın sonunda yer verilen şu şiirin ardından yüzme bilmesine rağmen denize atlayarak hayatına son verir. Şiirimiz İngiliz şair Algernon Charles Swinburne‘un The Garden of Proserpine (Proserpina’nın Bahçesi) adlı eserine aittir. “Bunca şevkle tutunmaktan hayata, Serbest kalmış korkudan, ümitten, Kaçar ve şükrederiz tanrılara; Bu lütuf geldiyse hangisinden. Bir canlı sonsuza dek ömür sürmez, Ölü adam hiçbir zaman dirilmez. En yorulmuş nehir bile dinlenmez, Denize ulaşmadan salimen.” Şiirin temel düşüncesi, “hiçbir yaşamın sonsuza kadar sürmeyeceği ve ölümün, korku ile umudun sona erdiği bir dinleniş olduğudur.” Bu nedenle Martin Eden yalnızca bir aşk romanı değil; aynı zamanda insanın kendini gerçekleştirme çabasını, sınıf ayrımını, toplumun ikiyüzlülüğünü ve başarının her zaman mutluluk getirmediğini sorgulayan, bilgi ve düşünce bakımından oldukça doyurucu bir eserdir. Bana göre Martin Eden, yalnızca aşk uğruna kendini değiştiren bir adamın
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
21/06
8/10
·210 syf.··
2026 7. kitabı
Bu aralar popüler olmuş kitapları okumaktayım. Ben de bu düzene düştüm arkadaşlar. Kitaptan bahsedecek olursam övüldüğü kadar var diyemem ama yine de ben mi kitabı bitirdim kitap mı beni bitirdi bilmiyorum. Sebebine gelirsem gerçekten duygulandığım, ağladığım birkaç nokta oldu. Örneğin ( bundan sonrası spoiler içerebilir.). Youqing’in öldüğü sahne beni benden aldı sadece o da değil Fugui’nin zaten sıra bende diye düşünmesine rağmen sevdiklerini sırasıyla kaybetmesi ve bizim kitabın kapağındaki altı çizginin ne demek olduğunu kavramamız… Bunlar beni gerçekten kitaba çekti. Kitaptan duygusal olarak çok etkilendim ancak başta dediğim övüldüğü kadar yok meselesine gelirsem ben yazarın dilini çok yalın ve sade buldum daha derin bir anlatım biçimi sunabilirdi diye düşünmekteyim yani bence basit bir kitaptı ama olay örgüsü açısından değer verdiğim bir kitap oldu benim için.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
5/10
·448 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 18:52
İlk 250 sayfayı son 50 100 sayfada telafi etmeye çalışmış kitabın ilk yarısı o kadar nefretlik o kadar boş o kadar yavaştı ki ilk kitaptan sonra aldığım hype tamamiyle yanıp kül oldu kitabı bırakmayı düşündüm bırakmadım sonu gercekten efsaneydi ama yine de 3. Kitaba asla geçmem çünkü yine o baştaki 200 250 sayfayı çekemem Greyson bu kadar işleneceğine 50 sayfada falan hızlıca işlenebilirdi o 250 sayfa 100 sayfaya sıkıştırılabilirdi gereksiz ve sonu olmayan ayrıntılar dizisine girmiş yazar
Fırtına BulutuNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024489 okunma
Amat
10/10
·239 syf.··
2026 23. kitabı
İnanılmaz iyi bir kitap. İçine çekme ve kurgu anlamındaki başarısından, deniz romanı olarak Türk edebiyatının mihenk taşlarından biri olması gerektiğine kadar birçok şey yazılıp söylenebilir. Ama bunlardan da önemlisi, kitabın alegorik anlatım noktasında zirveye oynaması.. gerçekten olay akışı çok güzel ve insan kitabı okurken içindeki detayları fark ettikçe daha hoş hissediyor. Spoiler kısmı Zaman felsefesi çok ön planda değil ama kitabın temelini oluşturan şey de o esasında... Sadece bunu anlayabilmek için bazı detayları yakalayabilmek lazım. Mesela Fisagorcuların "zamanın döngüsel olduğu" fikirleri bize anlatılırken Amat isimli bir geminin iki Osmanlı fırkateynini batıran kara sancaklı bir geminin peşine düşerek yola çıktığını (tabii bunu Diyavol Paşa dışında kimse kesin olarak bilmiyor zira gizli), sonrasında bu Amat gemisinin sancağının siyah olup da iki Osmanlı fırkateynini batırdıklarını ve 247 kişiden oluşan mürettebatın şaşırdığını, sonrasında aynı olayın yaşanması hasebiyle gemideki bazı adamların kafasının karıştığını, sonrasında Veba bulaşıp da çoğu öldüğü vakti, 247 meşe ağacı hikayesini birleştirince buradan şu sonuç çıkıyor: Bu gemi aslında sonsuz döngü cehennemiyle karşı karşıya bırakılan günahkarların gemisi... Yani marangoz Nuh'un sipariş üzerine 247 meşe ağacını kestiği vakitten geminin sefere kalkışı itibarıyla tayfanın vebadan kırıldığı güne kadar sonsuz bir döngüsellikle cezalandırılmışlardır. Bizim Süleyman Reis de bu yolla ölümsüzlüğü yakalamıştır. Tabii bundan ne kadar memnun, ne kadar değil, orasını muallakta bırakacak şekilde bitiriyor Anar. Yine de kitabın bir bölümünde geçtiği gibi kesinliktense bu tür belirsizlikler insanın içini daha fazla merak duygusuyla kaplıyor ve kitap hakkında düşünmesine sebep oluyor. Heh bir de, diğer
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,9bin okunma
Reklam
Reklam