Anne babalar çocuklarının mükemmel olmalarını isterler, onların mükemmel bir çocuk olmaları için çabalarlar. Derslerine çalışsın, bütün notları yüksek olsun, ama kopya çekmesin; iki kelime de olsa yabancı dil öğrensin, kitap okusun, bir (veya daha fazla) enstrüman çalabilsin, bir sporla ilgilensin; yalan söylemesin, başka çocuklarla kavga etmesin, birine hakaret etmesin, kötü söz söylemesin... Tamam da siz, kendiniz, çocuğunuzun olmasını istediğiniz kadar mükemmel misiniz? Siz okurken bütün notlarınız mükemmel miydi? Siz hiç evde zaman ayırıp kitap okuyor musunuz ki çocuğunuz da sizi örnek alıp okusun? Siz hiç yalan söylemiyor musunuz çocuğunuza? Yoksa söylediğinizde, çocuk zaten, anlamaz, mı diyorsunuz? Çocuğun yanında başkalarına hakaret edip aynısını kendisi yaptığında "ağzına acı biber sürerim" diye tehdit mi ediyorsunuz? Sizin ağzınıza acı biberi kim sürsün?
Kitapta bir bölümde ebeveynler çocuklarına misafir geldiğinde yapmaları ve yapmamaları gereken şeyleri tembihliyorlardı. İşte yere bir şey düşerse misafirin yanında yenmez, misafirin yanında öksürürken elinle ağzını kapatmalısın, misafirin yanında "Ha" denmez, "Efendim" denir falan... Sanırım böyle böyle öğretiyoruz çocuklara ikiyüzlülüğü.
Çocuğunuzun nasıl biri olmasını istiyorsanız, önce kendinizi o kişiye çevirin. Çünkü çocuklar anne babalarının aynalarıdır. Onlarda ne görürlerse onu yaparlar. Tabii ki televizyon, sosyal medya, diğer akrabalar, komşular, arkadaşlar vs. de etkilidir ama bir çocuk en çok anne babasını taklit eder, onlar gibi olmak ister. Onların her şeyin en iyisini, en doğrusunu bildiğini düşünür bir yaşa kadar. Siz birinden, mesela patronunuzdan, nefret ediyorsanız çocuk nefret etmenizin sebebiyle ilgilenmez. Hatta o da hiç tanımadığı o kişiden nefret eder. Çünkü siz, ona göre, her şeyin