9/10
·328 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 12:54
Bir solukta okunup biten kitap. Uzun zaman sonra ilk defa bir kitabı bu kadar kısa bir sürede okudum. Derin, samimi ve oldukça dokunaklı bir kitap. Okurken birçok yerinde hüzünlendim,düşündüm olayları canlandırdım gözümde tekrar.Romanda geçen olayların gerçek olması canımı çok acıttı.Gerçek yaşamdan alındığını düşündükçe gerçekten kanım dondu. Bunlar yaşanırken tüm insanlık neredeydi nasıl bu yaşananları görmezden geldi aklım almıyor..."İncir Kuşları" Kitabında,Srebrenitsa Katliamı anlatılmaktadır. Müslüman Boşnakların, Sırplar ve Hırvatlar tarafından nasıl birdenbire paramparça edilen hayatlarına tanıklık ediyoruz. Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum..
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 34. kitabı
İki farklı yaşam, iki farklı adam. Ama günün sonunda aynı amaç. Ted ve Faruk, hayatlarına son vermek için seçtikleri tren raylarında karşılaşırlar. Ölümün soğuk kollarına kendilerini bırakacakları anda onları bu noktaya sürükleyen hayat hikayelerini birbirlerine anlatmaya başlarlar. Travmalarla örülü yaşamları olan bu iki adamın hikayesi, okuyucuyu derinden sarsan bir gerçekliğe dayanıyor. Yazar, savaşın ve soykırımın insanlar üzerinde bıraktığı kalıcı izleri işlerken, geçmişin acılarını karakterlerin yaşadıkları üzerinden bizlere yeniden hissettiriyor. Okurken öfke, hüzün ve çaresizliği aynı anda yaşatan eser, unutulmaması gereken bir insanlık dramını gözler önüne seriyor. Yazarın, Srebrenitsa Soykırımı'nın sessiz çığlığını sayfalara taşıdığı bu kitapta, savaşın aslında hiçbir kazananı olmadığını, geriye yalnızca acılar ve derin psikolojik yaralar bıraktığını bir kez daha hatırlatıyor. Kesinlikle okunması ve okutulması gereken, uzun süre etkisinden çıkamayacağınız eserlerden biri
Raylara Yatan AdamRövşen Abdullaoğlu · Aile Yayınları · 20251,807 okunma
Reklam
Puan vermedi·628 syf.··
2026 37. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
Meyra,Srebrenitsa Katliamı’nı anlatan;Boşnakların sadece Müslüman oldukları için;kardeşçe yaşadıkları,dostça büyüdükleri komşularından gördükleri ihaneti,yaşarmışcasına okuyacağınız bir kitap.
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Bir İnsanlık Dramının Anatomisi: İncir Kuşları
Puan vermedi·328 syf.·
2026 5. kitabı
​Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hayatınıza kaldığınız yerden devam edemezsiniz. "İncir Kuşları", okuyucuyu Bosna’nın tarih ve yaşanmışlık kokan sokaklarından alıp, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı toplama kamplarının karanlığına hapsediyor. Bu eseri okumakta geç kalınmışlık hissi, kitabın sayfaları arasında ilerledikçe yerini derin bir keder ve sarsıcı bir farkındalığa bırakıyor. Kitap,.Bosna’da yaşananları basit bir savaşın ötesinde, Müslüman bir halkın köklerini kazımaya yönelik sistematik bir yok etme planı olarak önümüze seriyor. "Tecavüz" kelimesinin bir savaş stratejisi olarak nasıl kullanıldığını, kadınların ve çocukların ruhsal dünyalarının nasıl parçaladığını okumak; insan olmanın ağırlığını omuzlarınızda hissettiriyor. ​Özellikle bir babanın, gözleri önünde evladına yapılan zulme müdahale edemeyecek kadar çaresiz bırakılması, savaşın sadece can almadığını, aynı zamanda ruhları da diri diri gömdüğünü kanıtlıyor. Sırp ve Hırvat güçlerinin, yandaş ülkelerin desteğiyle gerçekleştirdiği bu zulüm; tarihin tekerrürden ibaret olduğunu ve Türk’ün Türk’ten başka hakiki bir dostunun olmadığını bir kez daha acı bir reçete gibi yüzümüze vuruyor. ​Eserdeki en çarpıcı sorgulama, Srebrenitsa belgesellerindeki o meşhur feryatla paralellik gösteriyor: “Biz komşuyduk, kahvemizi ve bayram etimizi paylaşırdık; ne oldu da birdenbire celladımız oldular?” Yıllarca iç içe yaşamış halkların, siyasi ve dini manipülasyonlarla nasıl canavarlaştığını görmek, insan doğasına dair inancı sarsıyor. Bir sabah uyandığınızda, akşam kahve içtiğiniz komşunuzun elinde silahla kapınıza dayanması, kitabın en dehşet verici gerçeklerinden biri. ​Tüm bu yıkımın ortasında yazar, bizlere Suada ve Tarık aracılığıyla sevginin iyileştirici gücünü sunuyor. İki savaş gazisinin,
1000Kitap
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 02:57
Herkese Merhaba... Bu gün sizlere Ben, Amir kitabı ile geldim. Sinan Akyüz hem kalemi hem anlattıklarıyla beni yeniden kalbimden vurdu. Srebrenitsa Katliamı'nda yaşanılanlara bir kadının gözünden şahitlik etmek dehşet vericiydi. Okurken adeta kanım dondu. Bir adamın kendini buluş yolculuğuna eşlik etmek isteyenlere şiddetle tavsiyemdir... Gelelim Konusuna; "Amir henüz on yaşındayken arkadaşlarının zorbalığı ile evlatlık olduğunu öğrenir. Ailesi ile yüzleştiğinde ise Bosnak annesi tarafından doğar doğmaz terk edildiği babasının ise belli olmadığı gerçeğiyle yüzleşir. Yirmili yaşlarına geldiğinde sevildiği bir ailesi ve sevgilisi olsa da içinde hala tecavüz çocuğu olduğu gerçeğini aşamaz. Bu durum için psikolojik tedavi almaya karar verdiğinde ise tek yapmak istediği annesini bulup onunla yüzleşmektir. 11 Temmuz anma günü geldiğinde ise annesiyle karşı karşıya kalır. Neler olacak? Savaş zamanı neler yaşandı? Amir olanlarla yüzleştikten sonra hayatla barışabilecek mi? Annesi ona sahip çıkacak mı? Öğrenmek isteyenlere keyifli okumalar dilerim..."
1000Kitap
Ben AmirSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20231,808 okunma
6/10
·110 syf.··
2025 99. kitabı
Solak Kadın, Peter Handke’nin en sade görünen ama en huzursuz edici metinlerinden biri olarak lanse ediliyor. Handke, uzun zamandır okumaktan kaçındığım bir isim ve nedeni de şu; 1990'lardaki Yugoslavya Savaşları sırasında Slobodan Miloşeviç'e ve Sırp milliyetçiliğine verdiği açık destek, Srebrenitsa soykırımını reddeden açıklamaları ve savaş suçlularını savunması nedeniyle "faşist" ve "soykırım inkarcısı" olarak kendisinden hazzetmiyorum. Marianne, isimli ana karakter, bir gün ansızın kocasına artık onunla yaşamak istemediğini söylüyor ve yalnız kalmayı seçtiğini söylüyor. Olay bu kadar basit. Handke burada dramatik patlamalardan özellikle kaçınıyor. Ne büyük kavgalar var ne de açıklayıcı yüzleşmeler. Yakın zamanda okuduğum "Daha Küçük Bir Gökyüzü"nün kahramanı olan 45 yaşındaki Arthur Geary gibi... Marianne’in neden böyle bir karar aldığı hiçbir zaman tam olarak netleşmiyor. Bu belirsizlik, romanın en güçlü ama aynı zamanda en zorlayıcı tarafı. Çünkü okur olarak sürekli bir “neden?” arıyorsun ama yazar sana bunu vermiyor. Romanın dili aşırı sade, hatta yer yer mekanik. Duygular açık açık ifade edilmiyor; daha çok davranışların arasına saklanmış. Marianne’in gündelik hayatı—evde oturması, çocuğuyla ilişkisi, dışarı çıkışı—hep mesafeli bir gözle anlatılıyor. Bu mesafe bazı okurlar için büyük bir problem olabilir. Çünkü Marianne’le empati kurmak kolay değil. Herkesle empati kurmaya çalışmanın farkında olunmaması da bir hastalık ve bu yüzden ana karakteri olduğu gibi kabul etmeyi seçtim; sorgulamadan! Onun yalnızlığı bir “özgürleşme” mi yoksa bir tür donukluk mu, emin olamadım ama. Solak Kadın, modern yalnızlık ve bireysel özgürlük üzerine çok ince bir metin. Gürültüsüz, iddiasız ama altı dolu. Sessiz, sakin ama meramı olan bir roman. Sevdiniz mi? Düşüncelerinizi merak
Solak KadınPeter Handke · Metis Yayınları · 2000729 okunma
Reklam
Reklam